“So­rum­lu­luk” baş­lı­ğı açıl­dı­ğın­da as­lın­da öz­gür­lü­ğün sı­nır­la­rı da tar­tış­ma­ya açıl­mış olur. Çünkü so­rum­lu­luk, yal­nız­ca bi­re­yin kendi vic­da­nı­na karşı yü­küm­lü­lü­ğü değil; top­lu­ma, do­ğa­ya, ge­lecek ku­şak­la­ra karşı da bir borç­tur. Bunu şöyle to­par­la­ya­bi­li­riz: Öz­gür­lük bi­re­yin vic­da­ni yü­küm­lü­lü­ğü, do­ğa­ya, ya­şa­ma ve ge­le­ce­ğe karşı ise, tar­tı­şıl­maz bir so­rum­lu­luk­tur!


Bi­rey­sel boyut: So­rum­lu­luk.
, ki­şi­nin kendi ey­lem­le­ri­nin so­nuç­la­rı­nı üst­len­me­siy­le baş­lar. “Ben yap­tım, ben kat­la­nı­rım” di­ye­bil­mek, öz­gür­lü­ğün ilk sı­na­vı­dır.
Top­lum­sal boyut: Ama bi­rey­sel so­rum­lu­luk, top­lum­sal bağ­lar­dan kopuk ola­maz. Çünkü her öz­gür­lük, baş­ka­sı­nın öz­gür­lü­ğüy­le ke­si­şir. İşte bu ke­si­şim nok­ta­sın­da so­rum­lu­luk, ortak ya­şa­mın si­gor­ta­sı olur.
Öz­gür­lük–So­rum­lu­luk iliş­ki­si: Öz­gür­lük, yal­nız­ca bi­rey­sel bir keyif değil; top­lum­sal­laş­tı­ğın­da yaşam ya­ra­rı­na dö­nü­şür. Öz­gür­lük, so­rum­lu­luk­la bir­leş­ti­ğin­de ada­let üre­tir; aksi halde baş­ka­sı­nın hak­kı­nı çiğ­ne­yen bir ay­rı­ca­lı­ğa dö­nü­şür.


Bir başka de­yiş­le: “Öz­gür­lük so­rum­lu­luk­la taç­la­nır; so­rum­lu­luk öz­gür­lü­ğü korur.”
Öz­gür­lü­ğü “ve­ri­li ko­şul­la­rın be­lir­le­di­ği sı­nır­lar için­de­ki ey­lem­li­lik hali” ola­rak ta­nım­la­dık, onu soyut bir ideal ol­mak­tan çı­ka­rıp somut bir yaşam pra­ti­ği­ne dö­nüş­tür­müş olduk. Bu tanım bize şunu söy­lü­yor: öz­gür­lük, boş­luk­ta değil; ta­rih­sel, top­lum­sal ve doğal ko­şul­la­rın için­de var olur.


Öz­gür­lük Ta­nı­mı
Ko­şul­la­rın Çer­çe­ve­si: Öz­gür­lük, sı­nır­sız bir ser­best­lik değil; mev­cut dü­ze­nin, do­ğa­nın ve top­lu­mun çiz­di­ği sı­nır­lar için­de ha­re­ket etme kud­re­ti­dir.
Ey­lem­li­lik: Öz­gür­lük, yal­nız­ca dü­şün­ce değil, somut ey­lem­le anlam ka­za­nır.
So­rum­lu­luk­la Bağ: Öz­gür­lük, baş­ka­la­rı­nın var­lı­ğı­nı ve hak­la­rı­nı gö­zet­me­di­ğin­de, so­rum­lu­luk­tan kopar ve ay­rı­ca­lı­ğa dö­nü­şür. Ay­rı­ca­lık bün­ye­sin­de yı­kı­cı­lık ba­rın­dı­rır.
Öz­gür­lük–So­rum­lu­luk İliş­ki­si
Öz­gür­lük, top­lum­sal­laş­tı­ğın­da yaşam ya­ra­rı­na olur; çünkü bi­re­yin ey­lem­le­ri top­lu­ma do­ku­nur. Bu do­ku­nu­şun adil, den­ge­li ve ya­rar­lı ola­bil­me­si için so­rum­lu­luk şart­tır. Ve bu so­rum­lu­luk ki­şi­sel, top­lum­sal ve ya­şam­sal­dır. Öz­gür­lük ve zo­run­lu­luk pa­ra­dok­su yaşam ala­nı­na iliş­kin­dir…
Birey için: Öz­gür­lük, kendi vic­da­nı­na karşı so­rum­lu­luk­la baş­lar.
Top­lum için: Öz­gür­lük, baş­ka­sı­nın öz­gür­lü­ğü­nü ko­ru­ma so­rum­lu­lu­ğuy­la devam eder.
Doğa ve yaşam için: Öz­gür­lük, ya­şa­mın bü­tü­nü­ne karşı so­rum­lu­luk­la taç­la­nır.
“Öz­gür­lük, ko­şul­la­rın için­de eylem; so­rum­lu­luk, o ey­le­min top­lu­ma ve ya­şa­ma bor­cu­dur.”

I. Öz­gür­lük
Tanım: Ve­ri­li ko­şul­la­rın be­lir­le­di­ği sı­nır­lar için­de­ki zi­hin­sel ve be­den­sel ey­lem­li­lik ha­li­dir.
Öz: Öz­gür­lük, boş­luk­ta değil; ta­rih­sel, top­lum­sal ve doğal bağ­lam­da var olur. Fark­lı­lık al­gı­sı, öz­gür­lük şe­kil­len­me­le­ri­ne neden olur.
“Öz­gür­lük, ko­şul­la­rın için­de nefes alan ey­lem­dir; aktif uyum ve de­ği­şim bu nok­ta­da or­ta­ya çıkar.”


II. So­rum­lu­luk
Bi­rey­sel: Kendi ey­lem­le­ri­nin so­nuç­la­rı­nı üst­len­mek.
Top­lum­sal: Baş­ka­sı­nın öz­gür­lü­ğü­nü gö­zet­mek, ortak ya­şa­mı ko­ru­mak.
Doğal/Ev­ren­sel: Do­ğa­ya ve ge­lecek ku­şak­la­ra karşı borcu bil­mek.
Afo­riz­ma: “So­rum­lu­luk, öz­gür­lü­ğün vic­da­nı­dır.”


III. Öz­gür­lük–So­rum­lu­luk Di­ya­lek­ti­ği
Öz­gür­lük so­rum­lu­luk­la bir­leş­ti­ğin­de yaşam ya­ra­rı­na dö­nü­şür.
So­rum­lu­luk ol­ma­dan öz­gür­lük ay­rı­ca­lı­ğa, öz­gür­lük ol­ma­dan so­rum­lu­luk ita­ate dö­nü­şür.
Afo­riz­ma: “Öz­gür­lük so­rum­lu­luk­la taç­la­nır; so­rum­lu­luk öz­gür­lü­ğü korur.”