Onlar ki, ken­di­le­ri­ni her şeyin hâ­ki­mi gör­dü­ler,
Yok­sul­la­rı sö­mü­rüp, güç­süz­le­ri aç­maz­la­ra sür­dü­ler!
Halk, hiç­bir şeyin es­ki­si gibi ol­ma­ya­ca­ğı­nı gördü;
Dört­na­la ko­şar­ken kur­tu­lu­şa umu­dun ne­fer­le­ri…
Olay ve ol­gu­la­rı ya­şa­ma kat­kı­sı açı­sın­dan de­ğer­len­dir­mek gerek. Ya­şa­mın ya­ra­rı­na olan şey­ler ya­pıl­ma­lı­dır. Yaşam ya­ra­rı tüm var­lık­lar için ge­çer­li­dir. Gö­ze­til­me­si ge­re­ken şey­ler, tüm var­lık­la­rın eşit­li­ği te­me­li­ni dik­ka­te al­ma­lı­dır. Tür­le­rin sivil olu­şu­mu­na saygı duy­mak ge­re­kir. Du­yar­lık ba­sa­mak­la­rı bir bü­tü­nü yan­sı­tır. İnsan, hay­van, bitki ve doğa…
Sevgi ka­zan­sın, umut ka­zan­sın ve mut­lu­luk ön­ce­lik­le…
Ka­dın­lar ka­zan­sın, ço­cuk­lar ka­zan­sın bir de yok­sul­lar!
Ya­ra­tan ve yol gös­te­ren ak­şam­la­rın ka­nat­la­rı al­tın­da,
Öz­lem­le bek­le­nen düş­le­rin, ya­rın­la­rı­nı is­te­ye­rek bir­lik­te…
Var­lık zin­ci­ri far­kın­da­lık­lar­la yola devam ede­bi­lir. Yaşam dön­gü­sün­den her­han­gi bir halka ko­par­sa; yaşam akarı tö­kez­ler ve bun­dan tüm var­lık­lar et­ki­le­nir. Var­lık sür­dü­rü­mü ya­şa­mın özü­dür. Yaşam bi­lin­ci her ko­şul­da bunu dik­ka­te alır. İçinde bu­lu­nu­lan ko­şul­lar al­gı­lan­dı­ğı zaman, yaşam için en ge­rek­li olan se­çe­nek ter­cih edi­lir. Yü­rü­me­nin en ko­la­yı delta çiz­mek­tir ki; bunun adı yaşam es­nek­li­ği­dir. Olay olgu ve ko­şul­lar kimi zaman doğal akar­la­ra şans ta­nı­ma­ya­bi­lir. İşte bu nok­ta­da sıç­ra­ma bir ya­şam­sal zo­run­lu­luk ola­bi­lir. Bu özün­de öz güç ile iliş­ki­li ol­ma­sı­na kar­şın, dış­tan katkı sıç­ra­ma­nın ma­ni­ve­la­sı ola­bi­lir. Fakat, do­ğa­da ola­ğa­nüs­tü güç diye bir şey yok­tur. Bu şe­kil­de gö­zü­ken şey, so­nuç­ta be­den­sel güç­le­rin en uyum­lu bi­leş­ke­si­dir ki; olmak ya da ol­ma­mak nok­ta­sın­da or­ta­ya çıkar. Bu olgu; “Ka­nat­lar uçu­ru­mun kı­yı­sın­da pey­dah­la­nır.” Söy­le­mi­ni çağ­rış­tı­rır.
Önce öpe­cek­sin kendi yü­re­ği­ni,
Sonra kut­sa­ya­cak­sın öz say­gı­nı.
Ve vü­cu­du­nun bütün or­gan­la­rıy­la;
Yü­rü­yecek be­de­ni­nin bü­tün­sel­li­ği!
Dev­le­tin olu­şu­mu, iradi ka­tı­lım­lı or­tak­lık; dev­let aklı ise, ortak akıl­dır. Milli irade yani, ortak akıl olu­şu­mu, adil pay­la­şım ile iliş­ki­li­dir. Ortak çıkar ise, ülke var­lık­la­rıy­la iliş­ki­len­me bi­çi­mi ile şe­kil­le­nir. Kay­nak­la­rın kul­la­nıl­ma ve ondan ya­rar­lan­ma bi­çi­mi so­nuç­ta sa­hip­lik ve doğ­ru­dan söz hakkı ile so­nuç­la­nır. Var­lık­la­ra sa­hip­lik, yö­ne­tim­de ve po­li­ti­ka be­lir­le­me­de hak sa­hi­bi ol­mak­la il­gi­li­dir. Aksi tak­tir­de, halk­tan top­la­nan ver­gi­ler çok büyük ge­lir­ler elde et­me­le­ri­ne kar­şın, vergi öde­me­yen­le­rin hiz­me­ti­ne su­nul­maz! Ya­şam­da­ki sonuç şöyle olu­şur; var­lık­la­ra sahip olan­lar, yö­ne­tim­de ve po­li­tik ka­rar­lar üret­me­de söz sa­hi­bi olur. Bu gibi ki­şi­ler, si­ya­se­tin fi­nans­ma­nı­nı sağ­lar.
O çi­men­li ba­kış­tır ki, çim­le­nir yü­rek­te...
Bir güzel gü­lüm­ser ki, du­dak­lar­la bir­lik­te!
Sar­hoş olur gö­ren­ler se­vin­cin ku­ca­ğın­da;
Ve sığ­maz yü­rek­le­re bu güzel gü­lüm­se­me...