ÖSYM, dünyanın sayılı yükseköğrenime öğrenci seçme ve yerleştirme işlemi yapan kurumudur. Bir bakıma Türkiye’nin kurumsallaşmış nadir kurumlarındandır. Bu büyüklükte sınav yapan az ülke vardır. Dünyada en büyük yerleştirme sınavı Çin’de yapılan Gaokao sınavına 13,5 milyon, Hindistan’da mühendislik ve tıp fakültesine girmek için yapılan Jee ve Neet ile ABD’deki SAT ve ACT sınavlarına ortalama 3,5 milyon öğrenci giriyor. Türkiye’de son adıyla her yıl YKS sınavına ortalama 2,5-3,5 milyon arasında öğrenci girmektedir. Yıllar içerisinde ÖSYM tarafından adı, soru sayısı ve puanlama gibi parametreler değişse de halen Türkiye’nin 1 numaralı öğrenci seçme ve yerleştirme sınavını gerçekleştirmektedir.
Asıl konumuz yükseköğretim programlarına yerleştirmedeki öncelikler ve öğrencilerin tercih davranışları. Konumun ağırlık merkezini tıp ve mühendislikler oluşturmaktadır. Yıllar içerisinde konjonktürel değişimlere paralel olarak değişse de tercihler bu iki alanın rekabeti şeklinde ilerliyor. Konu çok detaylı olduğu için bu yazıda tıp ve mühendislik alanları ile ilgili verilere ve yorumlamalara sadece yer vereceğim.
Özellikle ilk 5 binden öğrenci alan programların puanı yükseldikçe onu takip eden yüzdeliklerde doğrusal bir artışın olduğunu görüyoruz. Mühendisliklerde istihdam alanı arttıkça sıralamalar da yükseliyor. İstihdam alanı daraldığında tıplarda yükselişin anlamlı şekilde arttığını görüyoruz. Tıpta istihdam sorunu olmadığı için etkilendiği nedenler daha farklıdır. Salgın hastalıklar( covid), sağlık personeline şiddet, çalışma şartları ve sosyal imkânlara paralel olarak tercih davranışları şekillenmektedir. Bu alandaki puan değişimlerini asıl belirleyen mühendisliklerdir. Mühendisliklerde istihdam ve sosyal şartlar bozulunca tıplar daha çok yükseliyor. Tıp tercihlerinin yarıya yakını garanti meslek ve toplumda bir itibar karşılığının olması önemli etken. Fakat istemeyerek, aile ve çevre baskısından dolayı anlamlı bir tercihin olduğunu da görüyoruz. Bu da bazen sevmediğin bir mesleği ömür boyu yapma gibi bir durumla insanları karşı karşıya bırakıyor.
Sayısal verilere baktığımızda dijitalleşme ve yapay zekânın devreye girmesiyle bilgisayar mühendisliğinde hiç olmadığı kadar yükseliş oldu. Özellikle Covid zamanı teknoloji şirketlerinin çok alım yapmasıyla zirveye oturdu. Ondan önce elektrik- elektronik mühendisliği daha çok tercih ediliyordu. Top 6 diye tabir edilen üniversitelerde( Boğaziçi, ODTÜ, İTÜ, Koç, Bilkent, Sabancı) 3 ana mühendislik belirleyicidir. Bilgisayar, elektrik elektronik ve endüstri mühendisliği. Bunlardan ilk ikisinin sıralaması değişse de en istikrarlısı endüstri mühendisliği. Makine ve inşaat mühendisliği yıllara göre çok değişkenlik gösteren bölümlerdir. Saban Üniversitesinde 2. sınıfta program belirlendiği için Doğa Bilimleri ve Mühendislik Fakültesi taban puanını esas aldım. 2015 yılı ile 2025 yılını kıyasladığımızda bilgisayar- elektrik ve elektronik mühendisliklerindeki değişim aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
|
Bilgisayar Mühendisliği Üniversiteler |
Son giren öğrenci Sırası(2015) |
Son giren öğrenci Sırası(2025) |
Elektrik- Elektronik Mühendisliği Üniversiteler |
Son giren öğrenci Sırası (2015) |
Son giren öğrenci Sırası (2025) |
Endüstri Mühendisliği Üniversiteler |
Son giren öğrenci Sırası (2015) |
Son giren öğrenci sırası (2025) |
|
Koç |
602 |
113 |
Koç |
380 |
281 |
Koç |
842 |
708 |
|
Boğaziçi |
857 |
1448 |
Boğaziçi |
372 |
1993 |
Boğaziçi |
646 |
2050 |
|
ODTÜ |
3470 |
1204 |
ODTÜ |
1990 |
1484 |
ODTÜ |
4790 |
2741 |
|
Bilkent |
1770 |
299 |
Bilkent |
415 |
373 |
Bilkent |
3850 |
2189 |
|
İTÜ |
4180 |
1435 |
İTÜ |
- |
- |
İTÜ |
3850 |
3730 |
|
Sabancı |
1970 |
2093 |
Sabancı |
1970 |
2093 |
Sabancı |
1970 |
2093 |
Tabloda görüleceği gibi 2015 yılında elektrik-elektronik mühendisliği yüksek iken 2025 yılında yerini bilgisayar mühendisliğine bırakıyor. Endüstri mühendisliği ise daha az sapma ile istikrarlı gitmiş. Boğaziçi’ndeki düşüş ODTÜ ve İTÜ’nün puanlarını yükseltmiş gibi görünüyor. Tahminime göre bu yıl elektrik- elektronik mühendisliği yükselişe geçecek. Bilgisayar mühendisliği bir miktar düşecek ve endüstri mühendisliği yine oturmuş devam edecek. Tabloda yer almayan makine mühendisliğinin de yükseleceğini düşünüyorum.
Tıplara gelince; bu programın 18627 kontenjanı var. 2024 yılında 29 binlerde kapatan tıplar geçen yıl 25 binlere yükseldi. Bu yıl 22-24 bin arasındaki sıralamadan öğrenci alacağını düşünüyorum. Çünkü mühendislikler yapay zekânın devreye girmesiyle istihdamda sıkıntılar yaşıyor. Covid döneminden sonra tıplar biraz düşmüştü. Bu yıl artacağı kanısındayım. Ayrıca tıplarla mühendisliklerin savaşı(!) en çok ilk 5 binde yoğunlaşıyor.
2015,2020 ve 2025 yıllarında en yüksek puanla kapatan 6 tıp fakültesindeki taban puanları aşağıdaki tabloda gösterdim. Tıp fakültelerinin İngilizce ile eğitim veren devlet üniversitelerini yazmadım. Çünkü bazı üniversitelerin Türkçe bölümleri İngilizce ’den daha yüksek puanla alıyor. Ayrıca vakıf üniversiteleri çok az öğrenciyi burslu aldığı için sadece devlet üniversitelerini yazdım. Bir de 2015’ te iki puan türü varken sonra tek sayısal puana geçilmiştir. Tabloyu değerlendirirken 2015’ te tıplar fen puanıyla, mühendislikler MF
|
Tıp Üniversiteler |
Son giren öğrenci Sırası(2015) |
Son giren öğrenci Sırası(2020) |
Son giren öğrenci Sırası (2025) |
|
Hacettepe Tıp |
1240 |
1509 |
1836 |
|
Cerrahpaşa Tıp |
1730 |
1708 |
3082 |
|
Çapa Tıp |
2770 |
2609 |
43456 |
|
Ankara Tıp |
3050 |
3305 |
3290 |
|
Marmara Tıp |
3700 |
3917 |
6086 |
|
Ege Tıp |
3770 |
3730 |
5367 |
puanıyla aldığını hesaba katmak gerekir.
2025 yılında Ankara’daki tıp fakültelerinin İstanbul’a göre yükseliş göstermesi deprem kaygısının etkisi büyüktür. Bu yıl hem tıp hem de mühendisliklerde İstanbul için bir düzeltme bekliyorum. Her iki tablodan anlaşılacağı gibi ilk 5 binde hem tıp hem de mühendisliklerde büyük yığılma ve rekabet var. 5 binden sonraki puanlar buna göre sıralanıyor. Özellikle 10 bin ve üzeri sıralamalarda tıp fakültelerine kayma çok fazla. Yıllara göre değişse de benzer sonuçlarla karşılaşıyoruz.
İş bulma ve çalıştığı içten memnuniyet arttıkça tercihler de ona bağlı olarak değişiyor. Özellikle yurt dışında iş bulma ve yüksek lisans yapma mühendisliklerde belirleyici oluyor. LGS sınav sonuçlarında bu yıl Almanca hazırlığı bulunan liselerin puanlarında İngilizceye göre yükselme var. Bu da öğrencilerin yükseköğretimi Almanya’da yapabilirim düşüncesinin ağır bastığını gösteriyor.
10 Ağustosta bitecek YKS tercihleri konusunda adaylara küçük bir projeksiyonda bulundum. Nihai kararları kendileri verecektir. Program tercihi yaparken en önemlisi ömür boyu yapacağı işten memnun kalacak önceliği esas almak gerekir. Yoksa bazen geç olabiliyor…