Yeni kuşağı yetiştirmek hiç olmadığı kadar zorlaştı. Bir zamanlar çocuğun kişiliğini
şekillendiren, ona hayatı öğreten ve değer kazandıran iki temel unsur vardı: aile ve öğretmen.
Bugün ise bu denge büyük ölçüde değişti. Teknolojik gelişmeler, sosyal medya, yapay zekâ
ve dijital platformlar çocukların dünyasında belirleyici bir konuma yükseldi.

Bunun yanında çocuk sayısının azalması, kentleşmenin hızlanması ve aile yapısının değişmesi
de anne babaların çocuk yetiştirme anlayışını farklı bir noktaya taşıdı. Özellikle ebeveynler,
çocuklarının başarısızlık yaşamaması ve hayatta üzülmemesi için onlara geniş bir konfor alanı
sunuyor. İyi niyetle yapılan bu yaklaşım, ne yazık ki çoğu zaman çocukları hayatın
gerçeklerinden uzaklaştırıyor.

Hayat, her isteğin yerine getirildiği bir yer değildir. "Hayır" kelimesiyle tanışmayan, en küçük
engeli bile ailesi tarafından kaldırılan çocuk; mücadele etmeyi, beklemeyi ve kaybetmeyi
öğrenemiyor. Oysa karakteri geliştiren yalnızca başarılar değil, karşılaşılan zorluklardır.

İlk ciddi başarısızlıkta ya da hayal kırıklığında ise bu çocuklar süreci yönetmekte zorlanıyor.
Öfke, değersizlik duygusu, umutsuzluk ve başarısızlık korkusu onların en büyük yükü hâline
geliyor. Çünkü çocuk adına her sorunu çözen ebeveynler, aslında onun kendi sorunlarını
çözme becerisini elinden alıyor.

Son yıllarda sıkça duyduğumuz "helikopter ebeveyn" ve "kar küreyici ebeveyn" kavramları da
tam olarak bu durumu anlatıyor. Helikopter ebeveyn sürekli çocuğunun üzerinde dolaşırken,
kar küreyici ebeveyn ise çocuğun önündeki bütün engelleri temizlemeye çalışıyor. Ne var ki
hayatın yolları, anne babaların temizleyebileceğinden çok daha engebelidir.

Aşırı müdahaleci ebeveynlik anlayışıyla büyüyen çocuklarda şu sorunlar daha sık
görülmektedir:

Problem çözme becerisinde yetersizlik,
Kendi kararlarına güvenememe,
Sürekli başkalarının onayını arama,
Kaygı düzeyinin artması,
Belirsizliğe tahammül edememe,
Risk almaktan aşırı korkma,
Hata yaptığında derin bir çöküş yaşama.

Çocuklarımızı hayata hazırlamak istiyorsak onların önündeki tüm engelleri kaldırmak yerine,
engelleri aşabilecek güçte bireyler olmalarına yardımcı olmalıyız. Çünkü hayatı kolaylaştıran,
çocuğun yürüdüğü yolu düzleştirmek değil; onun yürüyebilecek kadar güçlü olmasını
sağlamaktır.