TARİHİN İZİNDE | YILMAZ ÖZ

Bir za­man­lar Söke’ye ulaş­mak için azgın Büyük Men­de­res’i aşmak zo­run­da kalan Ye­ni­hi­sar, bugün Tür­ki­ye’nin ta­nın­mış tu­rizm mer­kez­le­rin­den biri. Peki, ula­şı­mın bile büyük bir me­se­le ol­du­ğu o yıl­lar­da Didim’in tu­rizm ha­ya­li­ni kim kurdu? İşte, bir va­li­nin viz­yo­nuy­la baş­la­yan ve ku­şak­lar bo­yun­ca süren bir dö­nü­şü­mün hi­kâ­ye­si…

Bugün Al­tın­kum’un altın sa­rı­sı kum­la­rın­da yü­rür­ken, Apol­lon Ta­pı­na­ğı’nın bin­ler­ce yıl­lık sü­tun­la­rı­na ba­kar­ken ya da Didim’in bir­bi­rin­den güzel koy­la­rın­da de­ni­zin ta­dı­nı çı­ka­rır­ken, bu gü­zel­lik­le­rin bir za­man­lar ne kadar ula­şıl­maz ol­du­ğu­nu hayal ede­bi­li­yor muyuz?

Foto 3

Bir za­man­lar Ye­ni­hi­sar, do­ğa­nın bütün cö­mert­li­ği­ne rağ­men ula­şım im­kân­la­rın­dan yok­sun, kendi içine ka­pan­mış bir yer­le­şim­di. Al­tın­kum’un eşsiz sa­hil­le­ri, bakir koy­la­rı, bol ok­si­jen­li ha­va­sı, Apol­lon Ta­pı­na­ğı ve geniş ara­zi­le­ri tu­rizm için büyük bir po­tan­si­yel ta­şı­yor­du. Ancak bu po­tan­si­ye­li ha­ya­ta ge­çi­re­bil­mek için önce aşıl­ma­sı ge­re­ken çok daha büyük bir engel vardı: Ula­şım.

O yıl­lar­da Ye­ni­hi­sar’da ula­şım, yaya ola­rak ya da at, eşek ve deve sır­tın­da sağ­la­nı­yor­du. At ve öküz ara­ba­sı bile her­ke­sin ko­lay­ca ula­şa­bi­le­ce­ği bir imkân de­ğil­di. İlçe­nin idari ve ti­ca­ri bağ­lan­tı­sı Söke idi. Ancak iki yer­le­şim ara­sı­na Büyük Men­de­res gir­miş­ti. Üs­te­lik bu nehir, sı­ra­dan bir su yolu değil, özel­lik­le taş­kın dö­nem­le­rin­de geçit ver­me­yen, insan ha­ya­tı­nı teh­dit eden azgın bir en­gel­di.

Söke’ye git­mek zo­run­da kalan Ye­ni­hi­sar­lı­lar, yol­cu­luk­la­rı­nı çoğu zaman gün­ler ön­ce­sin­den plan­la­mak zo­run­day­dı. Yo­ran­lı­lar, Akköy’de; Ak­ye­ni­köy­lü­ler ise Yor­tan kö­yün­de ge­ce­le­mek zo­run­da ka­lı­yor, er­te­si gün yol­la­rı­na devam edi­yor­du. Bugün bir­kaç sa­at­lik yol­cu­luk ola­rak gör­dü­ğü­müz me­sa­fe­ler, o gün­ler­de bir ge­ce­lik ko­nak­la­ma­yı, zah­me­ti ve be­lir­siz­li­ği be­ra­be­rin­de ge­ti­ri­yor­du.

BİR NEHRİN YUT­TU­ĞU DÖRT HAYAT
Ye­ni­hi­sar’ın ula­şım mü­ca­de­le­si, yal­nız­ca kon­for ve ti­ca­ret me­se­le­si de­ğil­di. Bazen bir yolun, bir köp­rü­nün ya da gü­ven­li bir ge­çi­şin bu­lun­ma­ma­sı, doğ­ru­dan ha­yat­la ölüm ara­sın­da­ki farkı be­lir­li­yor­du.
Yerel an­la­tım­lar­da ku­şak­tan ku­şa­ğa ak­ta­rı­lan acı bir olay, o dö­ne­min şart­la­rı­nı bütün çıp­lak­lı­ğıy­la göz­ler önüne se­ri­yor.
Tütün pa­ra­sı­nı almak ve çeyiz ha­zır­la­mak ama­cıy­la Söke’ye giden sekiz Ye­ni­hi­sar­lı, dönüş yo­lun­da mo­tor­lu bir ka­yık­la Büyük Men­de­res’i geç­me­ye ça­lı­şı­yor­du. Nehir üze­ri­ne yeni ya­pı­lan Dal­yan Köp­rü­sü henüz ta­mam­lan­ma­mış­tı. Ka­yı­ğın köp­rü­nün ka­zık­la­rı­na çarp­ma­sıy­la büyük bir kaza mey­da­na geldi. Sekiz ki­şi­den yal­nız­ca dördü kur­tu­la­bil­di; dört kişi ise neh­rin su­la­rı­na ka­pı­la­rak ha­ya­tı­nı kay­bet­ti.

Foto 2
Ha­ya­tı­nı kay­be­den­le­r Meh­met Cen­giz, Hasan Yaman, Arif Salih ve Söke’ye Hüsrev Ak ile nikah kıymaya giden Nezahat AK (İdris Yumak’ın kardeşi) kazadan kurtulan tek kişiydi. ayrıca Balat’tan Durmuş Ateş, Hatice Ballı, Halil İbrahim, Durmuş Ali Işık.
Ula­şım im­kân­sız­lı­ğı­nın Ye­ni­hi­sar’da ne denli ağır so­nuç­lar do­ğur­du­ğu­nu an­la­tı­yor.
Ve ta­ri­hin in­sa­na dü­şün­dü­ren cil­ve­le­rin­den biri bu­ra­da kar­şı­mı­za çı­kı­yor.
O ka­za­da ya­şa­mı­nı yi­ti­ren Meh­met Cen­giz’in oğlu Hasan Cen­giz, iler­le­yen yıl­lar­da Didim Bir­lik Ta­şı­ma Ko­ope­ra­ti­fi’nin ku­ru­lu­şun­da yer ala­cak; to­ru­nu Savaş Cen­giz ise Söke, Aydın ve Şehirlerarası oto­büs se­fer­le­ri dü­zen­le­yen Didim Se­ya­hat’in baş­kan­lı­ğı­nı üst­le­ne­cek­ti.
Bir za­man­lar ba­ba­sı­nın ha­ya­tı­nı kay­bet­ti­ği ula­şım so­ru­nu, son­ra­ki ku­şak­la­rın eme­ğiy­le aşıl­ma­ya ça­lı­şı­la­cak­tı. Neh­rin kı­yı­sın­da ya­şa­nan acı, yıl­lar sonra ka­ra­yo­luy­la ku­ru­lan bağ­lan­tı­la­rın ve bü­yü­yen ula­şım ağı­nın ta­rih­sel arka pla­nın­da ye­ri­ni ala­cak­tı.

1955 DEP­REMİ VE BİR KENTİN YENİDEN DO­ĞU­ŞU
Ye­ni­hi­sar’ın ka­de­ri­ni de­ğiş­ti­ren bir diğer büyük olay ise 1955 yı­lın­da ya­şa­nan dep­rem­di.
Böl­ge­yi sar­san dep­rem, yal­nız­ca ev­le­ri ve ya­pı­la­rı değil, yer­le­şi­min ge­le­ce­ği­ni de et­ki­le­di. Apol­lon Ta­pı­na­ğı çev­re­sin­de bu­lu­nan eski yer­le­şim, afet son­ra­sın­da ye­ni­den dü­zen­len­erek. 1961 yı­lın­da da­ğı­tı­lan afet ko­nut­la­rıy­la yak­la­şık bir ki­lo­met­re gü­ne­ye ta­şın­dı ve Ye­ni­hi­sar adıy­la yeni bir yer­le­şim oluş­tu.
Dep­re­min ar­dın­dan ba­rın­ma ih­ti­ya­cı kadar ula­şım ve yar­dım me­se­le­si de büyük önem ta­şı­yor­du. Çadır, un ve diğer yar­dım mal­ze­me­le­ri­nin ulaş­tı­rıl­ma­sı sı­ra­sın­da Büyük Men­de­res’in taş­kın su­la­rıy­la mü­ca­de­le edil­di. Dö­ne­min İçiş­le­ri Ba­ka­nı Namık Gedik’in Balat’a dep­rem­den üç gün sonra ula­şa­bil­di­.
Bir yanda dep­rem­le yı­kıl­mış evler, diğer yanda ula­şı­mın önün­de­ki doğal en­gel­ler… Ye­ni­hi­sar’ın ye­ni­den ayağa kalk­ma­sı için yal­nız­ca yeni ko­nut­lar değil, yeni yol­lar, yeni bir yer­le­şim planı ve ge­le­ce­ğe yö­ne­lik bir kal­kın­ma an­la­yı­şı ge­re­ki­yor­du.
Tam da bu dö­nem­de, Aydın’a ve Ye­ni­hi­sar’a fark­lı bir gözle ba­ka­cak bir yö­ne­ti­ci görev yap­ma­ya baş­la­dı.

ENVER SAATÇİGİL: BİR VALİDEN FAZ­LA­SI
1957 yı­lın­da Aydın Va­li­li­ği gö­re­vi­ne baş­la­yan Enver Sa­at­çi­gil, 1959 yı­lı­na kadar gö­rev­de kaldı.
Di­yar­ba­kır­lı olan, şiir ve ede­bi­ya­ta ilgi duyan, tarih ve ar­ke­olo­ji me­ra­kıy­la ta­nı­nan Sa­at­çi­gil, Aydın’ın tu­rizm po­tan­si­ye­li­ni yal­nız­ca bu­gü­nün ih­ti­yaç­la­rıy­la sı­nır­lı gör­me­yen yö­ne­ti­ci­ler­den bi­riy­di. Onun için Ye­ni­hi­sar, ha­ri­ta­da küçük bir köy­den iba­ret de­ğil­di. Ge­le­cek­te önem­li bir tu­rizm mer­ke­zi ola­bi­lecek, ancak ön­ce­lik­le ula­şım ve alt­ya­pı so­run­la­rı­nın çö­zül­me­si ge­re­ken bir yerdi.

Söke Belediye Başkanı Ka­ra­kaş’ın ak­tar­dı­ğı­na göre, 1957 yı­lın­da Aydın Va­li­si Enver Sa­at­çi­gil, İzmir Bölge Ko­mu­ta­nı ile bir­lik­te as­ke­rî he­li­kop­ter­le Didim ve Akbük kı­yı­la­rı­nı gez­miş, Al­tın­kum’un doğal gü­zel­li­ğin­den et­ki­len­miş­ti. Bu zi­ya­re­tin ar­dın­dan böl­ge­de bir tatil kenti ku­rul­ma­sı dü­şün­ce­si gün­de­me geldi.
Henüz yol­la­rın ol­ma­dı­ğı, köp­rü­le­rin eksik ol­du­ğu, Söke’ye ulaş­ma­nın bile büyük bir me­se­le­ye dö­nüş­tü­ğü bir yerde bir tu­rizm kenti hayal edi­li­yor­du. Üs­te­lik bu hayal, yal­nız­ca bir­ kaç yaz­lık ev yap­mak­la sı­nır­lı de­ğil­di. Yeni bir yer­le­şim planı, ko­nut­lar, tu­ris­tik te­sis­ler, ağaç­lan­dır­ma ve ula­şım alt­ya­pı­sı gibi bir­bi­ri­ni ta­mam­la­yan adım­la­rın atıl­ma­sı ge­re­ki­yor­du.
İşte Sa­at­çi­gil’in adı, bu nok­ta­da Ye­ni­hi­sar’ın yakın ta­ri­hi­ne ka­zın­dı.

AL­TIN­KUM’UN İLK TURİZM ADIM­LA­RI
Sa­at­çi­gil dö­ne­min­de Al­tın­kum’un ge­le­ce­ği­ne yö­ne­lik gi­ri­şim­ler baş­la­dı. Tu­rizm amaç­lı ya­pı­laş­ma­nın te­mel­le­ri atıl­dı. Dö­ne­min Özel İdare ve Va­kıf­lar im­kân­la­rı kul­la­nı­la­rak sa­hil­de ara­zi­ler edi­nil­di. Daha sonra böl­ge­de ku­ru­lan ko­ope­ra­tif ara­cı­lı­ğıy­la tek katlı yaz­lık evler inşa edil­di.
Va­kıf­lar Motel ve Yu­var­lak Res­to­ran da Vali Sa­at­çi­gil dö­ne­mi­nin önem­li gi­ri­şim­le­ri ara­sın­da gös­te­ri­li­yor. Bu ya­pı­la­rın ve gi­ri­şim­le­rin ta­rih­sel ge­li­şi­mi, bugün Didim’in tu­rizm geç­mi­şi­ni araş­tı­ran­lar için önem­li bir in­ce­le­me ko­nu­su.
Yıl­lar sonra Didim’in sim­ge­le­rin­den biri ha­li­ne ge­lecek Al­tın­kum, böy­le­ce yal­nız­ca doğal gü­zel­li­ğiy­le değil, ya­pı­lan ilk plan­la­ma ve ya­tı­rım­lar­la da yeni bir kim­lik ka­zan­ma­ya baş­la­dı.

YOL­LAR OL­MA­DAN TURİZM OL­MAZ­DI
Ye­ni­hi­sar’ın tu­rizm po­tan­si­ye­li­nin or­ta­ya çı­ka­bil­me­si için ula­şım so­ru­nu­nun çö­zül­me­si ge­re­ki­yor­du. O dö­ne­min şart­la­rın­da Söke ile Ye­ni­hi­sar ara­sın­da bu­gün­kü gibi bir ka­ra­yo­lu bağ­lan­tı­sı yoktu. Bod­rum’a git­mek is­te­yen­ler bile fark­lı ula­şım araç­la­rı­nı bir arada kul­lan­mak zo­run­day­dı.

Foto 4
Bodrum’a gitmek için Söke’den Ser­çin’e ula­şı­lı­yor, bu­ra­dan ka­yık­la Bafa Gölü ge­çi­li­yor ve yol­cu­luk Bafa üze­rin­den devam edi­yor­du. Bu gü­zer­gâ­hın gün­ler sü­re­bil­di­ği be­lir­ti­li­yor.
Dö­ne­min yol yapım ve bakım ça­lış­ma­la­rı, dev­le­tin sı­nır­lı im­kân­la­rıy­la yü­rü­tü­lü­yor­du. Ye­ni­hi­sar’a yö­ne­lik yol pro­je­le­ri­nin ha­zır­lan­ma­sın­da da Aydın Va­li­li­ği­nin ve İl Özel İda­re­si­nin önem­li rol oynadı. Zira şose ve Köprüler Reisliğinin 10 bölgede Müdürlükleri vardı. Karayolları Umum Müdürlüğü henüz Aydın da teşkilatlanmamıştı.

Sa­at­çi­gil dö­ne­min­de iki ayrı gü­zer­gâh üze­rin­de ça­lı­şıl­dı­ğı be­lir­ti­li­yor. Bun­lar­dan biri Sö­ke-Dal­yan üze­rin­den Muğla il sı­nı­rı­na, di­ğe­ri ise Sö­ke-Ba­lat yö­nü­ne uza­nı­yor­du. Bu gü­zer­gâh­la­rın ha­ya­ta ge­çi­ril­me­si, yal­nız­ca Ye­ni­hi­sar’ın değil, çevre köy­le­rin de ula­şım im­kân­la­rı­nı de­ğiş­ti­recek ni­te­lik­tey­di.
Ancak bir yolun plan­lan­ma­sı ile bu­gün­kü an­lam­da as­falt bir ka­ra­yo­lu­na dö­nüş­me­si aynı şey de­ğil­di. Sa­at­çi­gil dö­ne­min­de baş­la­tı­lan yol ça­lış­ma­la­rı­nın son­ra­ki yıl­lar­da da devam et­ti­ği ve as­falt­la­ma ça­lış­ma­la­rı­nın 1963 yılında Aydın Va­li­si M. Doğan Ulu­er­gü­ven dö­ne­min­de tamamlanmıştır.
Yol ya­pı­mı­nın en dik­kat çe­ki­ci yan­la­rın­dan biri de bölge hal­kı­nın kat­kı­sıy­dı. Yoran, Akköy, Ak­ye­ni­köy, Balat ve Ba­tı­köy sa­kin­le­ri­nin, gü­zer­gâh­la­rın açıl­ma­sı için ara­zi­le­ri­nin ka­mu­laş­tı­rıl­ma­sın­da ücret talep edilmemiştir.
Bu ay­rın­tı, dö­ne­min şart­la­rı­nı an­la­mak açı­sın­dan son de­re­ce önem­li. Çünkü bir za­man­lar kendi kö­yün­den başka bir yer­le­şi­me git­mek­te zor­la­nan in­san­lar, ge­le­cek­te ku­ru­la­cak tu­rizm ken­ti­nin yo­lu­nu açmak için kendi ara­zi­le­rin­den fe­da­kâr­lık edi­yor­du.
Yol yal­nız­ca ula­şım de­ğil­di. Yol, eği­tim­di, ti­ca­ret­ti, sağ­lık hiz­met­le­ri­ne eri­şim­di ve ge­le­ce­ğe açı­lan bir ka­pıy­dı.
Bugün Didim ola­rak bil­di­ği­miz il­çe­nin mo­dern yer­le­şim dü­ze­ni, işte bu ta­rih­sel sü­re­cin so­nu­cun­da şe­kil­len­di.

BİR VALİNİN AYDIN’A BI­RAK­TI­ĞI KİTAP
Enver Sa­at­çi­gil’in tu­rizm an­la­yı­şı­nı yal­nız­ca yap­tı­ğı ya­tı­rım­lar­dan oku­mak eksik olur. Onun Aydın’ın ta­nı­tı­mı için or­ta­ya koy­du­ğu ça­lış­ma­lar da dik­kat çekicidir.
1958 yı­lın­da Aydın Va­li­li­ği ta­ra­fın­dan ya­yım­la­nan Tu­ris­tik Cep­he­si ile Aydın adlı eser, bu ça­lış­ma­la­rın önem­li bir ör­ne­ğiy­di. Ki­ta­bın 95 say­fa­lık, fo­toğ­raf­lar­la zen­gin­leş­ti­ril­miş bir eserdir.
Bu ki­ta­bın amacı, Aydın’ın tu­rizm po­tan­si­ye­li­ni ta­nıt­mak, ilin ta­ri­hî ve doğal zen­gin­lik­le­ri­ni daha geniş kit­le­le­re du­yur­mak­tı. Sa­at­çi­gil’in ese­rin ge­li­ri­ni Aydın’daki yük­se­köğ­re­nim öğ­ren­ci­le­ri­nin yurt ih­ti­ya­cı­na yö­ne­lik der­nek­le­re bağışlatmıştır.

Foto 1

Bi­yog­raf­ya
Bir va­li­nin görev yap­tı­ğı ilin ta­nı­tı­mı­nı ki­tap­laş­tır­ma­sı, bu ça­lış­ma­nın ge­li­ri­ni öğ­ren­ci­le­rin ba­rın­ma ih­ti­ya­cı­na ayır­ma­sı, dö­ne­min kamu hiz­me­ti an­la­yı­şı ba­kı­mın­dan ay­rı­ca in­ce­len­me­ye değerdir.
Üs­te­lik Sa­at­çi­gil’in Aydın’daki gö­re­vin­den sonra da tu­rizm ve ta­nı­tım ala­nın­da­ki ça­lış­ma­la­rı sürdü. Daha son­ra­ki yıl­lar­da İzmir Va­li­li­ği ve İzmir Be­le­di­ye Baş­kan­lı­ğı gö­rev­le­rin­de bu­lun­du. Ege tu­riz­mi­ne kat­kı­la­rı do­la­yı­sıy­la 1957 yı­lın­da Ber­ga­ma Ker­me­si Alt’un Sanat Ma­dal­ya­sı almıştır.

BİR ŞEHRİN HA­FI­ZA­SI, ONA EMEK VE­REN­LERİ UNUT­MA­MA­LI
Bugün Didim’in dört bir ya­nın­da yeni ya­pı­lar yük­se­li­yor. Al­tın­kum, yaz ay­la­rın­da bin­ler­ce in­sa­nı ağır­lı­yor. Tu­rizm, il­çe­nin eko­no­mik ve sos­yal ya­şa­mın­da be­lir­le­yi­ci bir yere sahip. Ancak bütün bu ge­liş­me­le­rin ar­ka­sın­da, çoğu zaman adı ye­te­rin­ce anıl­ma­yan bir geç­miş ya­tı­yor.
Ye­ni­hi­sar’ın tu­rizm­le ta­nış­ma­sı, bir anda or­ta­ya çık­mış bir dö­nü­şüm de­ğil­di. Do­ğa­nın sun­du­ğu gü­zel­lik­ler, ancak ula­şım ve alt­ya­pı ya­tı­rım­la­rıy­la eko­no­mik ve top­lum­sal bir de­ğe­re dö­nü­şe­bil­di. Bu sü­re­cin ilk yıl­la­rın­da görev yapan Enver Sa­at­çi­gil’in adı da bu ne­den­le Didim’in ta­ri­hin­de­ki önem­li isim­ler­den biri ola­rak anıl­ma­yı hak edi­yor.
Aynı şe­kil­de, Al­tın­kum’un çam­lık ko­ru­lu­ğu­nun oluş­ma­sın­da emeği olan Söke Be­le­di­ye Baş­ka­nı mer­hum Ekrem Ka­ra­kaş da unu­tul­ma­ma­sı ge­re­ken isim­ler­den biri.
Bugün Didim’de pek çok cad­de­ye, parka, mey­da­na ve te­si­se isim ve­ri­li­yor. Bu isim­ler ara­sın­da, ken­tin ta­rih­sel ge­li­şi­min­de önem­li rol oy­na­yan ki­şi­le­rin de yer al­ma­sı, geç­miş­le ge­lecek ara­sın­da bir bağ ku­rul­ma­sı­na katkı sağ­la­ya­bi­lir.
El­bet­te bir ismin ve­ril­me­si yal­nız­ca ta­be­la­ya ya­zıl­ma­sın­dan iba­ret ol­ma­ma­lı. Bu ki­şi­le­rin yap­tık­la­rı ça­lış­ma­lar, dö­ne­min bel­ge­le­ri, fo­toğ­raf­la­rı ve ta­nık­lık­la­rıy­la bir­lik­te ge­lecek ku­şak­la­ra ak­ta­rıl­ma­lı. Didim’in ku­ru­luş ve ge­li­şim ta­ri­hi­ni an­la­tan bir kent bel­le­ği ça­lış­ma­sı ha­zır­lan­ma­lı; eski yol gü­zer­gâh­la­rı, afet ko­nut­la­rı, ilk tu­rizm te­sis­le­ri ve ilk plan­la­ma ça­lış­ma­la­rı ar­şiv­len­me­li.
Enver Sa­at­çi­gil’in 1958 ta­rih­li ki­ta­bı da bu kent bel­le­ği­nin önem­li par­ça­la­rın­dan biri ola­bi­lir. Ki­ta­bın ye­ni­den ba­sıl­ma­sı, di­ji­tal or­ta­ma ak­ta­rıl­ma­sı ve Didim’in ta­ri­hi­ne iliş­kin bö­lüm­le­ri­nin araş­tır­ma­cı­lar­la bu­luş­tu­rul­ma­sı, geç­mi­şin daha iyi an­la­şıl­ma­sı­na yar­dım­cı ola­cak­tır.

Bir za­man­lar Söke’ye ula­şa­bil­mek için Büyük Men­de­res’in azgın su­la­rıy­la mü­ca­de­le eden in­san­la­rın to­run­la­rı, bugün Tür­ki­ye’nin dört bir ya­nı­na ula­şım sağ­la­yan bir tu­rizm ken­tin­de ya­şı­yor.
Bir za­man­lar yol­suz­luk ve ula­şım im­kân­sız­lı­ğı ne­de­niy­le ha­ya­tı­nı kay­be­den­le­rin hi­kâ­ye­le­ri, bugün ku­ru­lan ula­şım ağ­la­rı­nın ta­rih­sel an­la­mı­nı daha da de­rin­leş­ti­ri­yor.
Bir za­man­lar yal­nız­ca bir­kaç ki­şi­nin hayal ede­bil­di­ği tu­rizm kenti dü­şün­ce­si ise bugün yüz bin­ler­ce in­sa­nın ya­şa­mı­na do­ku­nan büyük bir yer­le­şi­me dö­nüş­tü.
Didim’in hi­kâ­ye­si yal­nız­ca deniz, kum ve gü­neş­ten iba­ret değil. Bu hi­kâ­ye­nin için­de dep­rem, yok­sun­luk, fe­da­kâr­lık, yol mü­ca­de­le­si, kamu ya­tı­rım­la­rı ve ge­le­ce­ği gö­re­bi­len in­san­la­rın ha­yal­le­ri var.
Ve belki de artık Didim’in kendi ta­ri­hi­ne dönüp, bu ha­yal­le­ri ku­ran­la­rı ve ha­ya­ta ge­çir­mek için emek ve­ren­le­ri ha­tır­la­ma­sı­nın za­ma­nı gel­miş­tir.
Çünkü bir kenti yal­nız­ca bi­na­la­rı ve yol­la­rı değil, geç­miş­te ona yön veren in­san­la­rın ha­tı­ra­la­rı da ya­şa­tır.