Geçtiğimiz günlerde arkadaşlarla turizm sezonunu değerlendiriyorduk. Ortak görüş, sektörün zor bir dönemden geçtiği yönündeydi. "Oteller fiyatları aşağı çekti." denildi. Ardından fiyat tartışması başladı.
Ben, "Fiyatlar artık oldukça ucuz." dedim. Karşı çıkanlar oldu. "Hayır, hâlâ pahalı." dediler.
"Neresi pahalı?" diye sordum ve devam ettim:
“Enflasyonun etkisiyle özellikle yiyecek ve içecekiçecek maliyetleri ciddi şekilde arttı. Bu nedenle her şey dahil hizmet veren tesislerin fiyatlarını değerlendirirken sadece oda ücretine değil, sunulan hizmetin toplam maliyetine de bakmak gerekiyor.”
Tam bu sırada bir arkadaşım söze girdi:
"Ben alkol kullanmıyorum. Gazlı ve şekerli içecekleri bile tüketmiyorum. O hâlde neden alkol tüketen kişinin maliyetini ben ödeyeyim?"
Haklıydı.
Üstelik konu sadece yetişkinlerle de sınırlı değil. Çocuklar da indirimli fiyat ödüyor olsalar bile, sistemin içinde alkol maliyetine dolaylı olarak katkı sağlıyorlar. Kullanmadıkları bir hizmetin bedelini ödemiş oluyorlar.
Peki, fiyatlandırma buna göre ayrıştırılsa ne olur?
Alkol tüketen ile tüketmeyen aynı bedeli ödememeli.
Çocuk fiyatlandırması bu anlayış doğrultusunda yeniden düzenlenmeli.
Belki de hem daha adil bir sistem oluşur hem de fiyat avantajı sayesinde otellerin doluluk ve karlılık oranları artar.
Bu düşüncelerin haklılık payı var mı?
Bence var.
Her Şey Dahil Sistemi Kendini Sorgulamalı
Aslında bu tartışma turizm sektöründe yeni değil. Yıllardır konuşuluyor. Hatta zaman zaman tur operatörlerinin temsilcileri bile aynı eleştirileri dile getiriyor.
Bugün birçok otelde günün her saatinde, neredeyse her köşede yiyecek ve içecek sunuluyor. Misafir yemek istemese de, içecek tüketmese de sürekli tüketime teşvik ediliyor.
Sonuç ise ortada.
Masalarda bırakılan tabaklar, büfelerden alınıp hiç dokunulmayan yemekler ve her gün çöpe giden tonlarca gıda...
Bu sadece ekonomik bir kayıp değil; aynı zamanda ciddi bir çevre sorunu.
Sohbet ilerledikçe konu, sıkça konakladığımız otellere geldi.
Çoğunlukla oda-kahvaltı konseptini tercih ediyoruz.
Peki, kahvaltılardan memnun muyuz?
Evet.
Çöpe giden büyük miktarda yiyecek görüyor muyuz?
Hayır.
O hâlde şu soruyu sormak gerekiyor:
Bu kadar gösteriş neden?
Bu kadar israf neden?
Misafirin gerçekten ihtiyaç duymadığı hizmetleri sunarak kimi memnun etmeye çalışıyoruz?
Hiç kuşkusuz her şey dahil sistemi Türkiye turizminin gelişmesinde büyük rol oynadı. Ülkemizi uluslararası pazarda güçlü bir konuma taşıdı ve uzun yıllar önemli bir rekabet avantajı sağladı.
Ancak bugün aynı sistemi, mevcut yapısıyla sorgulamanın zamanı geldi.
Çünkü şartlar değişti.
Bölgemiz jeopolitik risklerin yoğun olduğu bir coğrafyada bulunuyor. Artan maliyetler, değişen tüketici alışkanlıkları ve sürdürülebilirlik zorunluluğu eski anlayışın devam etmesini her geçen gün daha da güçleştiriyor.
Artık mesele, turiste daha fazla yiyecek ya da daha fazla içecek sunmak değil; doğru hizmeti, doğru kişiye, doğru fiyatla sunabilmektir.
Bu nedenle her şey dahil sistemi tamamen terk edilmemeli; ancak yeniden yapılandırılmalıdır.
Yemek çeşitliliği, kaliteyi düşürmeden sadeleştirilmeli; israfı artıran gereksiz sunumlardan vazgeçilmelidir.
Şimdi yeni bir dönemin eşiğindeyiz.
Belki de artık "daha fazlasını sunmak" yerine, "daha akıllı sunmayı" konuşmanın zamanı gelmiştir.