Şaşırmıştım…
Barış ve kardeşlik komisyonu kuruldu. Bu komisyon bir yıl üzeri farklı sektörlerde, çeşitli sivil toplum kuruluşlarında ve siyasi partilerde insanları dinledi. Fakat dinlenenler arasında tek bir turizmci yoktu.
Üzüldüm.
Nasıl olur da bir turizmci temsilcisi davet edilmez? Nasıl olur da turizmin temsilcileri dinlenmez?
Halbuki terörden ve savaştan en fazla etkilenen sektörlerin başında turizm gelir. Bir yerde bir bomba patladığında, hayatını kaybedenlerin aileleri bir yana, bundan ilk ve en ağır darbeyi turizm sektörü alır. Ve aldı da…
Sultanahmet’i, Ankara Garı’nı, Diyarbakır’ı, Kuşadası’nı, patlayan bombaları, kaybettiğimiz insanları ve ardından turizm sektöründe yaşananları hatırlayalım.
Sonuç her defasında aynı oldu: Turizmde kayıp.
Konaklama tesisleri fiyatlarını aşağı çekmelerine rağmen turist sayısındaki düşüşün önüne geçilemedi. Çünkü turizmde fiyat her şeyi çözmez. İnsan kendisini güvende hissetmediği yere tatile gitmez.
Bütün bu olumsuzluklara rağmen turizm sektöründen kimse dinlenmedi.
Halbuki Meclis Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş, geçmişte Kültür ve Turizm Bakanlığı yapmış bir isim. Turizmin sorunlarını yakından biliyor. Yanılmıyorsam onun bakanlığı döneminde sıkıntılar yaşandı ve turizm bundan ciddi şekilde etkilendi.
Şimdi sıra turizmde
Barış ve Demokrasi Komisyonu kuruldu ve çalışmalarına başladı. Nihayet arzu edilen noktaya gelindi ya da gelinmek üzere.
Silahlar sustu.
Peki, silahların susmasına turizmcilerden neden daha güçlü bir ses çıkmıyor?
Halbuki silahların susması, turizm açısından çok şey ifade ediyor.
Türkiye de olan bu olumlu gelişmelerden sonra artık turizmci de turist de “Önümüzdeki günler riskli mi?” diye düşünmeyecek. Yabancı ülkelerin dışişleri bakanlıklarının internet sitelerinde Türkiye “riskli, gitmeyin” uyarıları yer almayacak
Köylü ürününü toplarken, toptancı alımını yaparken, tur operatörü ve otelci sözleşmelerini imzalarken, “Ya bir şey olursa?” korkusuyla hareket etmeyecek.
Turizm sektörüne bağlı çalışan diğer sektörler de rahatlayacak.
Çünkü turizm sadece otelden, seyahat acentesinden veya uçaktan ibaret değildir. Köylüsünden üreticisine, esnafından taşımacısına kadar çok geniş bir ekonomik zinciri harekete geçirir.
Turizm barışın olduğu yerde büyür
Turizm, barışın olduğu yerde büyür ve gelişir.
Amerika’nın İran’a yönelik saldırısı olmasaydı, belki de turizm sektörü bu sezon önemli bir sıçrama yapacaktı.
Şimdi ise silahların susması, sadece Türkiye’de değil, dünyada da önemli yankı uyandırdı. Bunun Türkiye turizmine olumlu yansımaması için hiçbir neden yok.
Turizm neden susuyor?
O kadar konun dışındayız ki!
“Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünlüğün Güçlendirilmesi Kanunu” yasalaştı. Yasa hakkında oldukça fazla yorum yapıldı. Herkesin kendisine göre bir gerekçesi, bir haklılığı vardır.
Ama turizm sivil toplum kuruluşlarından bu konuya ilişkin bir değerlendirme geldiğini göremedim. Yoksa geldi de ben mi kaçırdım!
Ama bu gelişmeleri asıl değerlendirmesi gerekenlerden biri turizm sektörüdür.
Geçmişe dönmemek, eski günleri yeniden yaşamamak için atılan bu adımların önemini turizm sektörü herkesten daha iyi anlatabilir.
Bu nedenle, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarını açıkça desteklemek, turizm sektörünün de üzerine düşen bir sorumluluktur.
Çünkü turizm yalnızca turist ağırlayan bir sektör değil, Turizm Türkiye yi dünya ya en iyi şekilde anlatan bir sektördür.
Turizm, Türkiye’nin en büyük sektörlerinden biridir.
Bir ihracat sektörüdür.
Bir istihdam sektörüdür.
Türkiye’ye en fazla döviz kazandıran sektörlerin başında gelir. En hızlı şekilde geniş kitlelere iş ve gelir sağlayan sektörlerden biridir.
Böylesine büyük bir sektör, Türkiye’yi ilgilendiren her konuda söz söylemeli.
Düşüncesini açıklamalı.
Gerektiğinde itiraz etmeli, gerektiğinde desteklemeli.
Türkiye’de barışın ve güvenliğin güçlenmesinden en fazla yararlanacak sektörlerden biri turizmdir.
Ve turizm, barışın sadece seyircisi değil, en büyük destekçilerinden biri olmalıdır.