Ma­ka­le­nin baş­lı­ğı­nı Defne Suman’ın Ema­net Zaman ro­ma­nın­dan aldım. Roman Al­man­ca’ya Işık­lı Şeh­rin Bir Kızı, Toch­ter einer le­uch­ten­den Stadt, baş­lı­ğıy­la çev­ril­miş.
Roman kav­ra­mı Fran­sız­ca­dan Türk­çe’ye ve bir­çok dile alın­mış­tır. Ge­le­nek­le­ri, gö­re­nek­le­ri, ka­rak­ter­le­ri, tut­ku­la­rı, duy­gu­la­rı belli bir yer ve zaman için­de ger­çe­ği an­dı­rır yolda an­la­tan düz­ya­zı tü­rü­dür.
Yir­min­ci yüz­yıl baş­lan­gı­cın­da Smyr­na bu­gün­kü İzmir Os­man­lı za­ma­nın­da şe­hir­le­rin şeh­riy­di. Yunan, Türk, Er­me­ni, Ya­hu­di ve diğer Av­ru­pa ül­ke­le­rin­den halk grup­la­rı­nın bir arada ya­şa­dı­ğı Ege’de bir liman şeh­riy­di.
Her ne kadar etnik ve din grup­la­rı bir arada, aynı semt­ler­de otur­sa­lar da bir sorun yoktu. Türk­le­rin otur­du­ğu ma­hal­le en yok­sul olan­dı. Türk­ler çoğu kez diğer etnik zen­gin ma­hal­le­ler­de hiz­met gö­rev­le­rin­de ça­lı­yor­lar­dı. İngi­liz ve Fran­sız halk­la­rı lüks için­de ya­şı­yor­lar­dı.
Bi­rin­ci Pay­la­şım Sa­va­şı so­nun­da Os­man­lı İmpa­ra­tor­lu­ğu par­ça­la­nıp, yı­kıl­dık­tan sonra 1919 yı­lın­da Büyük Yu­na­nis­tan ha­ya­liy­le, İngil­te­re başta olmak üzere Av­ru­pa dev­let­le­rin kış­kırt­ma­sıy­la Es­ki­şe­hir’e, Ana­do­lu içine kadar işgal edi­yor­lar, hedef An­ka­ra.
İzmir üç yıl bo­yun­ca Yu­na­nis­tan ta­ra­fın­dan işgal al­tın­da ka­lı­yor. Roman bu za­man­da gün­lük ya­şa­mı, aşk­la­rı, aile ve töre ko­nu­la­rı­nı iş­li­yor.
Şeh­re­za­de ola­rak anı­lan ro­ma­nın baş kah­ra­ma­nı kadın gün­lük tu­tu­yor. Savaş es­na­sın­da şok ge­çir­di­ği için ko­nu­şa­mı­yor. Gün­lü­ğün­den üç dönem hak­kın­da okur bil­gi­le­ni­yor.
Os­man­lı İmpa­ra­tor­lu­ğu za­ma­nı­nı öz­le­yen­ler Büyük Yu­na­nis­tan ha­ya­li­ni des­tek­le­mi­yor. Ço­cuk­la­rı gö­nül­lü asker olup Mus­ta­fa Kemal Paşa’nın as­ker­le­ri­ne karşı sa­vaş­mı­yor­lar.
Üç yıl İşgal za­ma­nı Ema­net Zaman ola­rak al­gı­la­nı­yor, ge­le­ce­ğe gü­ven­mek veya plan yap­mak müm­kün değil.
1922 yı­lın­da Mus­ta­fa Kemal’in as­ker­le­ri İzmir’i kur­ta­rı­yor. Haber du­yu­lur du­yul­maz Yunan, İngi­liz, Fran­sız ve diğer Av­ru­pa­lı­lar ge­mi­ler­le şehri terk edi­yor­lar. Mus­ta­fa Kemal Paşa (Ata­türk) as­ker­le­ri­ne sivil hal­kın can ve ma­lı­na zarar ve­ril­me­me­si­ni em­re­di­yor.
Yunan as­ker­le­ri ku­man­dan­la­rın­dan bütün köy­le­ri yakıp yı­ka­rak çe­kil­me emri alı­yor­lar. 9 Eylül kur­tu­luş gü­nün­de İzmir’de ya­nı­yor.
Daha önce Ana­do­lu’dan gelen sı­ğın­ma­cı­la­rı ev ve bah­çe­le­ri­ne alan­lar da duman için­de evsiz ka­lı­yor­lar.
İzmir benim ana­va­ta­nım deyip, gitme im­kâ­nı ol­du­ğu halde göç­me­yen Yu­nan­lı­lar da dahil açlık, su­suz­luk, bu­la­şı has­ta­lık­la­ra karşı sa­va­şı­yor, ha­yat­ta kalma mü­ca­de­le­si ve­ri­yor­lar.
Yan­gın­da üç aile, Yunan, Türk, Le­van­ten kur­ta­rı­lı­yor. Yan­gın­dan sonra ha­yat­ta kalma mü­ca­de­le­si ve­ri­yor­lar. Her üç, aile de por­ta­kal çi­çek­le­rin açıl­dı­ğı za­man­da doğan bir kız ço­cu­ğu­na yar­dım edi­yor­lar. Şehit kur­tul­du­ğun­da Pa­na­yo­ta on yedi ya­şın­day­dı.
İzmir’in dağ­la­rın­da açı­lan çi­çek­ler, belki kırk yıl sonra ka­lan­la­ra te­sel­li ola­cak­tı.
2026 yılı iti­ba­riy­le bugün de insan ev­la­dı savaş çı­kar­ma­ya devam edi­yor.
Ro­man­da sa­va­şın yı­kı­mı­nı, iyi kom­şu­dan nasıl düş­man ol­du­ğu­nu ve son­ra­ki ne­sil­le­re et­ki­si ger­çe­ğe çok yakın an­la­tıl­mış. Barış için çaba gös­te­ren her­kes bu ro­ma­nı mut­la­ka oku­ma­lı.
Müs­lü­man ol­ma­yan­lar şehri terk etmek zo­run­da ka­lın­ca dün­ya­da ben­ze­ri ol­ma­yan çok dinli, çok dilli şehre de veda ediş­miş olu­yor. Kül­le­rin­den yeni bir şehir do­ğu­yor.
Ro­ma­nı bana Yaz ta­ti­lin­de oku­mak için kızım he­di­ye et­miş­ti. İzmir’e ilgim ba­ba­mın anı­la­rı ol­muş­tur. As­ker­li­ği­ni İzmir’de yap­mış­tı, öz­lem­le İzmir’den bah­se­der­di.
Her yıl Didim’e gi­der­ken İzmir’de mut­la­ka kalır, şehri ge­zer­dik. Al­san­cak’ta pan­si­yon­da kalır, tren­le Söke’ye gi­der­dik. Bu güzel liman şehri mo­dern, ger­çek­ten se­vi­lecek bir şe­hir­dir. Artık ancak ka­lem­le ha­ri­ta üze­rin­de se­ya­hat ede­bi­li­yo­ruz.
Roman’ın ya­za­rı Defne Suman İstan­bul’da 1974 yı­lın­da dün­ya­ya ge­li­yor, Bü­yü­ka­da’da bü­yü­yor. İstan­bul Bo­ğa­zi­çi Üni­ver­si­te’sinde Sos­yo­lo­ji oku­yor. Tay­land ve Laos’ta öğ­ret­men ola­rak ça­lı­şı­yor. Bugün eşiy­le bir­lik­te Atina’da ya­şı­yor. Ro­man­la­rı bir­çok dile çev­ril­miş­tir.
Bu roman üç dönem İzmir’in ta­ri­hiy­le il­gi­li tarih ki­tap­la­rı okuma me­ra­kı uyan­dı­rı­yor. Os­man­lı İmpa­ra­tor­lu­ğu son dö­ne­mi, İşgal al­tın­da geçen üç yıl ve kur­tu­luş es­na­sı ve son­ra­ki ta­ri­hi ye­ni­den okun­ma­lı.
Ro­man­da sık sık Hint asıl­lı İngi­liz gizli is­tih­ba­rat bi­ri­min­de ça­lı­şan ajan Avi­nash Pil­lai ge­çi­yor. Parti, balo ve diğer eğ­len­ce­ler­de, özel aile or­ta­mın­da hor gö­rü­lü­yor, ay­rım­cı­lı­ğa uğ­ru­yor. Sev­gi­li­si Fran­sız kadın Hint kö­ke­nin­den do­la­yı onun­la ev­len­mi­yor. Ajan ya­kı­şık­lı, yük­sek tah­sil yap­mış, buna rağ­men hor, küçük gö­rül­me­ye karşı ko­ya­mı­yor. Av­ru­pa’da Sö­mür­ge ve ırk­çı­lık ta­ri­hin­den bu­gü­ne yan­sı­ma­la­rı dü­şün­dü­rü­yor.
Kitap 495 sayfa, tatil es­na­sın­da oku­na­cak bir roman. Ki­ta­bın so­nun­da Yu­nan­ca, Türk­çe, Fran­sız­ca geçen ke­li­me­ler Al­man­ca’ya çev­ril­miş.
Yazar por­ta­kal, ya­se­min, yemiş ko­ku­la­rıy­la, man­do­lin ve başka müzik alet­le­riy­le ça­lı­nan me­lo­di­ler­le güzel İzmir’e can ve­ri­yor.
Ro­ma­nın baş kah­ra­ma­nı Şeh­re­za­de do­ğu­mum­dan sonra bir yüz­yıl geç­miş olsa bile, sus­mak zo­run­day­dım. Ama ömrüm sona er­me­di. Her şeyi an­la­ta­ca­ğım, ki doğu batı güney kuzey tüm dünya ulus­la­rı oku­sun, di­ye­rek gün­lü­ğü­nü nok­ta­lı­yor.
Ül­ke­ler barış için­de ya­şar­sa, tüm dün­ya­da barış olur.

“Yurt­ta barış, dün­ya­da barış.” Mus­ta­fa Kemal Ata­türk

Hoşça kalın!


Kay­nak:
Defne Suman, Toch­ter einer le­uch­ten­den Stadt, Roman, Ulls­te­in Buch­ver­la­ge, Ber­lin 2023

ISBN: 978-3-471-36055-2