Mar­cel Hopp’un yaz­dı­ğı ki­ta­bın baş­lı­ğı böyle. Al­man­ya’da ge­li­şen si­ya­sal ve sos­yal olay­lar kar­şı­sın­da artık bana ne, beni il­gi­len­dir­mez, di­ye­me­yiz.
Konuk Türk işçi ço­cuk­la­rı ikin­ci nes­lin yaz­dı­ğı ki­tap­la­rı dik­kat­le takip edi­yo­rum. İlk nes­lin ta­ri­hi­ni ya­za­rak Al­man­ya’nın ya­zıl­ma­yan ta­ri­hi­ni ta­mam­lı­yor­lar, ge­lecek ne­sil­le­re yol gös­te­ri­yor­lar.
Mar­cel Hopp, 1988 yı­lın­da Ber­lin-Ne­ukölln il­çe­sin­de dün­ya­ya ge­li­yor. Ber­lin Par­la­men­to­su Sos­yal De­mok­rat Par­ti­si (SPD) Mil­let­ve­ki­li, aile­si Güney Kore’den konuk işçi ola­rak gel­miş, ikin­ci nesil.
Konuk işçi ço­cuk­la­rın­dan söz söy­le­yen, ya­zan­la­ra her gün ye­ni­le­ri, diğer ül­ke­ler­den ge­len­ler de ka­tı­lı­yor. Bir öğ­ret­men, baba ve po­li­ti­ka­cı ola­rak söy­le­yecek sözü var. Genç ne­sil­le­re yol gös­te­ri­yor.
Prob­lem­le­ri sı­ra­lar­ken çözüm yol­la­rı­nı gös­te­ri­yor, İns­tag­ram, You Tube, Tik Tok gibi genç­le­rin kul­lan­dı­ğı sos­yal med­ya­da po­li­ti­ka­da ya­pı­lan ha­ta­la­rı eleş­ti­ri­yor. Yal­nız mes­lek ola­rak po­li­ti­ka­cı­lar değil her­ke­sin po­li­ti­ka yap­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni an­la­tı­yor.
Temel de­mok­ra­si kural ve ka­nun­la­rı fev­ka­lâ­de ya­zıl­mış ana­ya­sa­mız bize va­tan­daş ola­rak ne ya­pa­ca­ğı­mı­zı gös­te­ri­yor.
De­mok­ra­si­de fark­lı dü­şün­ce­le­re ta­ham­mül etmek zo­run­da­yız. Ya­şa­dı­ğı ço­cuk­luk ve genç­lik de­ne­yim­le­ri ki­ta­bı­nı zen­gin kı­lı­yor.
Ço­cuk­lu­ğu­nu Ber­lin Gro­pi­us ken­tin­de sos­yal so­run­lar için­de ge­çi­ri­yor. Ken­tin so­run­la­rı “Wir Kin­der vom Bahn­hof Zoo”. Biz Hay­va­nat Bah­çe­si­nin ço­cuk­la­rı fil­miy­le du­yu­lu­yor.
Okul­da göç­men ço­cu­ğu ola­rak ay­rım­cı­lık­la kar­şı­la­şı­yor. Ama Alman öğ­ret­me­ni ırk­çı­lı­ğa ne sı­nı­fım­da ne de okul­da izin ver­mem, di­ye­rek küçük Mar­cel’i ko­ru­ma­ya alı­yor. Ki­ta­bın so­nun­da is­mi­ni ve­re­rek öğ­ret­me­ni­ne te­şek­kür edi­yor.
Ko­re­ce dersi gör­me­di­ği için anne ba­ba­sı­nın ana­di­li­ni öğ­re­ne­mi­yor. Ben Alman va­tan­da­şı­yım demek için ya­şa­dı­ğı de­ne­yim­le­ri geç­miş­te bı­rak­ma­sı ge­re­ki­yor­du.
Korku ya­ra­tan Ana­ya­sa Mah­ke­me­si de­ne­ti­min­de olan sağcı, ırkçı
aşırı göç­men kar­şı­tı olan Al­man­ya için Al­ter­na­tif Par­ti­si­nin (AfD) yük­sel­me­si­ne karşı diğer de­mok­rat par­ti­le­rin bir­lik­te ha­re­ket et­me­si ge­rek­ti­ği­ni sa­vu­nu­yor. Bu par­ti­nin diğer par­ti­le­ri, bil­has­sa Hris­ti­yan De­mok­rat Par­ti­yi (CDU) itek­le­me­si­ne, parti prog­ram­la­rı­nı et­ki­le­me­si­ne izin ver­me­me­li­dir.
Po­li­ti­ka­yı halk adına değil, halk­la bir­lik­te yap­ma­ya ça­lı­şı­yor. Bu ne­den­le Pazar yer­le­rin­de, so­kak­ta, gös­te­ri­ler­de, ge­re­kir­se kapı kapı gi­de­rek di­ya­log şek­lin­de da­ya­nış­ma­ya ina­nı­yor.
Ba­şa­ran ikin­ci nes­lin en önem­li fak­tör­le­rin­den biri de el­bet­te aile­si­nin des­te­ği olu­yor. An­ne­si has­ta­ne­de hem­şi­re ola­rak ça­lı­şı­yor. Ba­ba­sı si­ya­sal dü­şün­ce­ye önem ve­ri­yor. Ya­şa­dı­ğı yok­sul or­tam­dan kur­tu­lup ba­şar­mak kolay değil el­bet­te. Ki­ta­bı­nı oku­yun­ca bu daha iyi an­la­şı­lı­yor.
Bir­çok öncü dü­şü­nür­ler gibi Mar­cel Hopp da bu ki­ta­bın­da Al­man­ya’nın ta­ri­hi­ni ha­tır­la­tı­yor. Irk­çı­lı­ğın Al­man­ya ta­ri­hi­ne kara bir leke bı­rak­tı­ğı­nı an­la­tı­yor. Bu kara le­ke­nin bugün Al­man­ya po­li­ti­ka­sı­na yan­sı­ma­sı, et­ki­le­me­si ayrı bir ma­ka­le ko­nu­su­dur.
Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti İstik­lâl sa­va­şın­dan sonra Lozan ant­laş­ma­sıy­la ül­ke­nin ta­pu­su­nu alır­ken, Alman İmpa­ra­tor­lu­ğu yı­kıl­mış, Ka­iser Wil­helm II sür­gü­ne git­miş­ti. Sos­yal De­mok­rat­la­rın büyük gay­re­tiy­le We­imar Cum­hu­ri­ye­ti (1919-1933) ku­ru­lu­yor.
Sa­va­şı kay­bet­miş ülke eko­no­mik çö­kün­tü için­de, ka­pi­tü­las­yon­la­rı, savaş borç­la­rı­nı öde­mek zo­run­da. Ver­say ant­laş­ma­sı şart­la­rı ol­duk­ça ağır­dı, Alman mil­le­ti­ne esa­ret zin­ci­ri vu­rul­muş­tu. Pa­ra­nın de­ğe­ri yok, iş­siz­lik so­ru­nu çö­zü­mü kolay de­ğil­di.
14 yıl süren Cum­hu­ri­yet dö­ne­min­de 12 baş­ba­kan de­ği­şi­yor. Par­ti­le­rin sa­yı­sı çok, küçük par­ti­ler Sos­yal De­mok­rat (SPD) ça­tı­sın­da Mil­li­yet­çi (NSDAP) Par­ti­ye karşı bir­le­şe­mi­yor­lar. Bazı sağcı, tu­tu­cu par­ti­ler im­pa­ra­tor­lu­ğun yı­kıl­dı­ğı­na ina­na­mı­yor, geri ge­tir­mek is­ti­yor. Ko­mü­nist parti sola çe­ki­yor. Cum­hu­ri­ye­ti kuran Sos­yal De­mok­rat Par­ti­si (SPD) 13 yıl so­nun­da oy­la­rı­nı yüzde 38’den yüzde 20’ye dü­şür­müş­tü.
Kı­sa­ca­sı We­ima­rer Cum­hu­ri­ye­ti kendi ken­di­si­ni için­den yiyip bi­ti­ri­yor. Hit­ler We­ima­rer Cum­hu­ri­ye­ti’ni yık­ma­dı, sa­de­ce ce­na­ze­si­ni kal­dır­dı.
Ta­rih­ten çı­ka­rı­la­cak ders, bugün ırkçı parti AfD’ye karşı bütün diğer de­mok­rat par­ti­ler bir­lik­te ha­re­ket et­me­li. Par­ti­nin ka­pa­tıl­ma­sı için çok geç ka­lın­dı­ğı söy­le­ni­yor. Bazı Doğu Al­man­ya eya­let­le­rin­de oy­la­rı yüzde kırk sa­yı­sı­na ula­şı­yor.
Bana ne, beni il­gi­len­dir­mez deme lük­sü­müz yok artık. Al­man­ya nü­fu­su yaş­la­nı­yor, genç nesle, ka­li­te­li ele­ma­na ih­ti­ya­cı var. Bu ırkçı parti yü­zün­den gelen göç­men­ler diğer Av­ru­pa ül­ke­le­ri­ni ter­cih edi­yor­lar. Hatta ül­ke­yi terk eden veya terk et­me­yi dü­şü­nen yerli halk va­tan­daş­la­rı var.
İlk nesli tem­si­len mü­ca­de­le­ye, di­ren­me­ye devam edil­me­li, di­yo­rum. Zira Al­man­ya’yı sa­vaş­tan sonra biz konuk iş­çi­ler ha­yat­ta kalan Al­man­lar­la bir­lik­te ye­ni­den kur­duk, çok eme­ği­miz var bu ül­ke­de.
Ma­ca­ris­tan’da di­ren­me ile son se­çim­ler­de Sos­yal De­mok­rat­lar ida­re­yi ele al­ma­yı ba­şar­dı.
“Al­man­ya sos­yal de­mok­rat­la­rı di­ren­me­ye devam et­me­li­dir. Sağ akımı ancak bir­lik­te dur­du­ra­bi­li­riz.” Mar­cel Hopp
Hoşça kalın!

Kay­nak­lar:Mar­cel Hopp, Was geht mich das an?, Fisc­her Ver­lag Gmbh, Frank­furt am Main, 2026ISBN 978-3-10-397734-9
ZEIT GESC­HICH­TE, Dergi, We­ima­rer Re­pub­lik 4/2026