CHP’ye yapılan operasyonlar hep vardı ve hep olacak.
Bütün her şey 1 Mart Teskeresi ile başladı.
Deniz Baykal’ı liderlikten düşürmek için Mustafa Sarıgül hamlesi yapıldı, olmadı.
Kaset operasyonu ile istifa süreci yaşandı ve bazı güçlerin CHP’ye soktuğu Kemal Bey’in Tuncelili ve Alevi kökenli oluşu şüphe uyandırmıyordu. Grup başkan vekili bile oldu.
Kemal Anadol grup başkanı iken bilgiler ona değil, vekiline akmaya başladı.
Melih Gökçek, Şaban Dişli, Dengir Mir Mehmet Fırat ile ilgili dosyalar başkana değil, vekiline akmaya başladı.
Ve CHP tabanında iktidarı sallayan sakin güç imajı oluştu.
Kaset komplosunun ardından herkes genel başkanlığı yakıştırdı, ben de dahil. Seçildikten sonra partide yeni kadrolaşma, her genel başkanın kendi ekibiyle çalışması olarak algılandı.
Kurbağanın ısıtılması gibi bu durumu herkes kabul etmeye başladı.
Bu, CHP’ye FETÖ üzerinden yapılmış başarılı bir Amerikan operasyonuydu. 13 yıl boyunca herkes bu durumu seyretti. Bir mevki ve makam kapabilmek için iş birliği yapmak zorunda kaldı.
Kaybedilen kurultay sonrası bazı güçlerin kullandığı bir aparat olduğu net biçimde ortaya çıktıktan sonra durumun içinden çıkılmaya çalışılıyor.
Butlan kararı çıkarsa parti, Kemal Bey ya da onun çizgisinde yürüyen birine teslim edilecek. CHP’nin şimdiki yönetimi dışlanacak. Seçimlerde Cumhurbaşkanı adayı ve milletvekili adaylarını parti belirleyecek. Bu durum, Özgür Özel ve arkadaşlarını alternatif bir partide toplanma zorunluluğuna itecektir.
Örneğin oy pusulasında CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve milletvekili adayları yerine alternatif bir parti, örneğin SHP adayları yer alabilir. Bu durumu tabana anlatmak için ne kadar zaman kalacağı ise tartışmalıdır.
Bu durumda ne kadar sağlıklı bir seçim olacağı, tabana oy verebilecek herkesi yönlendirebilmenin ne kadar mümkün olacağı ayrı bir tartışma konusudur.
Bu gelişmeler karşısında Genel Başkan Özgür Özel ve ekibine, bütün CHP tabanına inanılmaz bir özveri ve dayanışma örneği sergileme sorumluluğu düşüyor.
Tabii bu durumun diğer muhalefet partilerinin davranışlarını nasıl etkileyeceği de ayrı bir tartışma konusu.
Hiçbir durum, Kurtuluş Savaşı öncesinden daha karanlık ve zor değildir. Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşları nasıl kazandıysa, aynı ruhla mücadele edip kazanmaktan başka bir alternatif ve çıkış yolu yoktur.