Hevesle paylaştığım bir düşüncenin altında derin bir sessizlik oluşunca merak ettim..!

Genç nüfus uzun süredir Facebook’tan çekildi.
Onlar daha ziyade görsel ağırlıklı (Instagram) veya hızlı tüketilen dikey videoların (TikTok, Reels) olduğu mecralara kaydı.

Facebook ise yaş ortalaması yükselen bir alana dönüştü.

Ancak buradaki sorun sadece yaş değil, platformun kullanım şekli.

​ "Okuma Üşengeçliği" ve Yüzeysel Etkileşim
Sosyal medya ne yazık ki uzun metinlerin, derinlikli analizlerin okunma oranını çok düşürdü.

İnsanlar artık ekranı hızla kaydırarak (scrolling) sadece birkaç saniyelik görsellere veya tek cümlelik başlıklara bakıyor.

Sayfalarca emek verilerek yazılmış bir yazı, "beğen" butonuna basıp geçilen ama aslında içeriği hiç özümlenmeyen bir dijital nesneye dönüşüyor.

Dostlarımız belki bizi sevdikleri için "beğen" ikonuna basıyor ama metnin içine girip fikir beyan edecek odaklanmayı göstermiyor..

​Çekinme ve Çekinme Kültürü

Siyasi, sosyal ya da toplumsal konularda yazılan yazılarda insanlardaki "Başım belaya girer mi?", "Yanlış anlaşılır mıyım?" ya da "Biriyle polemiğe girer miyim?" korkusu son yıllarda çok arttı.

Birçok kişi okusa bile sadece susmayı ve dijital ayak izi bırakmamayı tercih ediyor.

Bu durum, fikir alışverişi yapmak isteyenlerin alanını daraltıyor.

Yazar ne Yapılabilir?

​Yazma şevkinizi ve paylaşma arzunuzu bu ilgisizliğe kurban etmemek için mecrayı veya formatı biraz esnetmek mi faydalı olabilir mi diye düşündüm..!

​Platform Değişikliği (Blog veya E-Bülten)

Sosyal medya gürültüsünden uzaklaşmak için..

Substack, Medium ya da kişisel bir blog sitelerine geçmektense;

Fecebok mecrasın da fikir tartışmak isteyen okurlarla kalmayı çok daha makul buldum ve burada daha kısa metinlerle buluşmaya devam edecem.

Sanat edebiyat felsefe, yerel kültür ve güncel yazılar platformunda ve gazetedeki yazılarım ile köşemde yazmaya devam ederek kıymetli, nitelikli bir arşiv olarak ve doğru okucuya ulaşmaya çalışacam.

Bol okurlu, okuma günlerine selam olsun.