Sadece adı demokrasi olan devlet görünümlü yapılarda, muhalefet partileri sadece iktidarda olan partiyle yarışmıyor. İktidarda olup, devleti ele geçirerek işgal eden bir partiyle yarışmaya çalışıyor. Yani devlete karşı muhalefet görevini yapmaya çalışıyor. Oysa devlet iktidarın olduğundan da fazla muhalefetin devletidir. Bu süreçte kurumlar ve en önde de yargı, iktidarın hukuksuzluğuna ve adaletsizliklerine araç oluyorsa, durum vahim bir hal alıyor demektir. Bu süreçte insanların bir kısmı ötekileştiriliyor ve ülkelerine yabancılaşıyor! Ülkesinin çıkarlarını savunmak ile, kendisinin yaşamsal çıkarlarını savunmak çakışıyor! Unutulmaması gereken şu; her devlette iktidar vardır, muhalefet sadece demokratik yapılarda olur…
Ben iktidar yıkıcılığı konulu bir makale yazmak üzere bilgisayarın başına geçtim, üstteki bölümü yazdım ve devam edecektim. Bir ara facebooka girdim ve alıntıladığım metni gördüm. Sami Selçuk hocanın, kelimenin tam anlamıyla tutarlı bir hukukçu olduğunu biliyorum. Hocanın makalesini aktaran, Prof. Dr. Ahmet Saltık. Ahmet Hoca’nın, doktorluğuna olduğu kadar, hukuki yaklaşımlarına da güvenirim. Ben özellikle yargıyı irdelemeyi amaçlıyordum. Sanki Saltık Hocama sipariş vermiş gibi; Sami Selçuk’tan aktardığı makaleyi gördüm. Bu aydınlatıcı makalenin bütünlüğünü bozmamak için tamamını aktarıyorum. Ayrıca yazılarımdan dolayı herhangi bir kazanç sağlamıyorum. Tek amacım, bilgi aktarımına aracılık etmektir.
“Prof. Sami Selçuk’un Halkoylaması Analizi:
Hukuki “Yokluk” Gerekçeleri
Normlar Hiyerarşisinin çiğnenmesi: Yüksek Seçim Kurulu (YSK), yasada açıkça yer alan “mühürsüz oy pusulalarının geçersiz sayılacağı” hükmünü (298 sayılı Yasa, md. 101), bir genelge veya anlık bir kararla devre dışı bırakmıştır. Selçuk’a göre, hiçbir idari karar veya kurul kararı, buyurucu yasa hükmünün üstüne çıkamaz.
Seçimin “Dürüstlük” İlkesinin Zedelenmesi:
Anayasa’nın 67. maddesinde güvence altına alınan “seçimlerin dürüstlük ve düzen içinde yönetilmesi” ilkesi, oyun geçerlilik koşullarının oylama sürerken değiştirilmesiyle ortadan kalkmıştır.
Bu durum, seçimin hukuk güvenliğini yok etmiştir.
Hukukta “Yokluk” (Inexistence) Kavramı:
Selçuk, yapılan işlemin salt “hukuka aykırı” değil, “yok hükmünde” olduğunu savunur. Çünkü hukukta bir işlemin kurucu ögelerinde veya temel buyurucu (emredici) kurallarında bir sakatlık varsa, o işlem hukuk aleminde hiç doğmamış sayılır.
Mühürsüz oyların kabulü, halkoylamasının meşruluk temelini çökerterek sonucu “hukuken hiçleşen” bir sürece sokmuştur.
Hakemin Kuralı Maç Sürerken Değiştirmesi:
Prof. Selçuk, YSK’nın kararını maç sürerken kural değiştiren bir hakeme benzetir. Oylama başladığında oyunun kuralları sabittir. Bu kuralın seçmen iradesi sandığa yansıdığı sırada değiştirilmesi, “hukuksal belirlilik” ilkesine aykırıdır.
Kurucu İradenin Sakatlanması:
Halkoylamasının amacı “asli kurucu iktidarın” (halkın) iradesini belirlemektir. Usulü sakat, yasası delinmiş bir oylama, halkın gerçek iradesini yansıtamaz.Bu nedenle, ortaya çıkan metin (Anayasa değişikliği), hukuksal açıdan sakat değil, “yok” hükmündedir.
Kaynak : 16 Nisan 2017 Halkoylaması: Yok Hükmündeki Bir Halkoylamasının Anatomisi
Sami Selçuk, İmge Kitabevi 2017
***
Durum budur ve “KRAL ÇIPLAKTIR”!
Birilerinin bu yalın gerçeği artık gür sesle haykırması zamanı gelmiştir.
Bu gayrı meşruluğu Türkiye sürgit kabul edemez, alıştırılamaz ve kabul etmeyecektir.
İlk seçimde bu gayrımeşru parantezi kapatacak sonuçlar alınmalıdır.
Dikkat çekelim :
Özellikle 2017-2026 arasında ülkemizin içine sürüklendiği ağır ve ülke – ulusun sağkalımını (bekasını) tehdit edici yıkımın ana nedeni bu gayrı-meşru dayatmadır.
Belki de, durdurulmazsa sürdürülecek olan bu yıkım için kurgulanmıştır!
Sevgi, saygı, derin kaygı AMA UMUT ile.
19 Ocak 2026, Ankara
Prof. Dr. Ahmet SALTIK
İktidar yıkıcılığı birdenbire ortaya çıkmaz. Görmezden gelinen, hoş görülen veya görülmesine karşın sessiz kalınan haller yıkıcılığın yolunu açar. Böyle bir süreç en kısa sürede suç ortaklarının ortaya çıkmasına neden olur.
Adaletten uzaklaşılıyor, eşitlik gözetilmiyor, temel haklar görmezden geliniyor ve hukukun üstünlüğü gözetilmiyorsa yıkıcılık başlamış demektir. Bu olumsuz gelişmeler devletin ve milletin gözü önünde oluyor ise, kesinlikle sorun yönetenlerle ve sistemle ilişkilidir. İşte bu süreçte görev yargıya düşmektedir. Hukukun üstünlüğünü benimseyen yurtsever yargı mensupları, yıkıcılığa engel olabilir. Hiçbir ülkede, yargı mensuplarının katılmadığı veya onaylamadığı darbe amacına ulaşamaz!
NOT: Sami Selçuk Hocaya ve Ahmet Saltık Hocaya teşekkür etmeyi okurlarım adına borç bilirim…