“ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR.”
Adalet mülkün temelidir sözü yeniden tartışılmalıdır diye düşünüyorum. Bu vurgu yaşamın bütünselliğini karşılamıyor. Ayrıca, dinamik yaşama ölü kurallarla yön vermenin sağlıklı olmayacağını düşünüyorum. Olgunun sakınca barındırıyor olması gerçeği görülmeli ve değerlendirilmelidir.
Bu söz Osmanlı'dan beri devlet anlayışının özünü ifade eder: Mülk (devlet, düzen, toplumsal yapı) ancak adaletle ayakta durur.
Adaletin yokluğu, mülkün yani toplumun çöküşüne yol açar; bu hem siyasal hem etik bir uyarıdır. Adalet, mülkün temeli değil; mülkün nefesidir. Adalet yoksa mülk, taş yığınıdır.”
“Adalet, temeli korumakla kalmaz; yeni bir mülk, yeni bir dünya kurar.” Adalet eşitsizlerin eşitliği değil, yaşamın gereklerini gözeten en gerekli olan bir dengedir. Lafı evirip çevirmeden doğrudan dillendirmek gerek; hukuk olmazsa adalet olmaz! Hukuku uygulamakla yükümlü olanlar hukuktan saptığı an sadece bozulma değil, çürüme başlar…
Yani adalet, sadece mevcut düzeni ayakta tutmaz, aynı zamanda yenilenmenin kapısını açar.
Ben "mülk" olgusunu, yaşamda yer alan tüm varlıklar olarak tanımlıyorum. Öncelikle insanları “kul” olarak görüp bir nesneye indirgemek isteyen görüşlere karşıyım. Bu kapsamda varlıkların el konarak sahiplenilecek şeyler olmadığını ancak, ortak yararlanma, dayanışma temelinde sahip çıkılması gereken olduğunu vurgulamak isterim. Bu kapsamda Osmanlının dar anlamlı tanımını aşmak gerektiğini düşünüyorum. Mülk aynı zamanda ülke bazında toplumsal ortaklığı, küre bazında ise tüm varlıkların yaşam ortaklığı olarak değerlendirilmedir. “Mülk” kavramını dar anlamda devlet-toprak düzeninden çıkarıp, yaşamın bütün varlıklarını kapsayan bir ortaklık olarak tanımlamak hem felsefi hem de etik bir genişleme sunar bize. Aforizmalar – “Mülk”ün geniş anlamı
· Mülk, yalnızca toprak değil; yaşamın tüm varlıklarının ortaklığıdır.
· Adalet, ülkenin temeli değil; kürenin nefesidir.
· Mülk, sınırlarla çizilmez; suyun, ağacın, hayvanın ve insanın ortak alanıdır.
· Adalet yoksa mülk, doğanın çığlığına sağır kalır.
· Mülk, toplumsal ortaklıkta ülke; yaşam ortaklığında küredir.
· Adalet, mülkü korumakla kalmaz; tüm varlıkların yaşam hakkını onaylar.
· Mülk, yalnızca sahip olunmaz; birlikte yaşanır.
Yeni tanımlama ile “mülk” artık yalnızca devletin düzeni değil, yaşamın bütün varlıklarının ortak alanı olarak algılanmalı. Bu genişleme, adaletin de yalnızca hukuki değil, ekolojik ve etik bir temel olduğunu gösteriyor. Toprak → yaşam → ortaklık → adalet → küre. Böylece kavramın dönüşümünü bir akış halinde sunabiliriz ve bir yaşam döngüsüne ulaşırız.
Adalet mülkün temelidir derken, sadece sabitleri değil, değişkenlikleri de devreye alarak aktif bir adalet algısı yaratmak gerek diye düşünüyorum. “Adalet mülkün temelidir” söylemini sabit bir yapı olarak değil, değişkenlikleri de içine alan aktif bir süreç olarak görmek, kavramı canlı kılıyor. Bu bakış açısını aforizmalarla yoğunlaştırabiliriz.
Aforizmalar
· Adalet yoksa mülk, taş yığınıdır.
· Temel değil, nefes: adalet mülkü yaşatır.
· Adalet, düzenin çimentosu değil; vicdanın yankısıdır.
· Mülk adaletle kurulur, zulümle yıkılır.
· Adalet, mülkün temeli değil; mülkün geleceğidir.
· Adaletin olmadığı yerde mülk, gölge olur.
· Adalet, mülkü korumaz sadece; yeni bir dünya kurar.
· Adalet, temeli kurmakla kalmaz; temeli her gün yeniden sınar.
· Mülk sabit değildir; adaletin değişken nefesiyle ayakta durur.
· Adalet, durağan bir taş değil; akışkan bir su gibi mülkü besler.
· Temel, sabitliktir; adalet, değişkenliktir—birlikte mülkü yaşatırlar.
· Adalet, mülkün geçmişini korur, geleceğini kurar.
· Mülk, adaletin sabitleriyle dik durur; değişkenleriyle nefes alır.
· Adalet, yalnızca temel değil; sürekli bir inşa, sürekli bir yenilenmedir.
“Aktif adalet” fikri, aslında adaletin bir kez tesis edilip bırakılacak bir şey olmadığını; her gün yeniden kurulması, yeniden sınanması gerektiğini gösteriyor. Değişim yaşamın değişmez kuralı olduğu sürece; temel çerçeve kavramlar dışında her şeyin kendini değişime uyarlaması gerekir. Varlık sürdürümü, değişime uyumla olanaklıdır.