“En­tel-dan­tel” kar­deş­le­ri­miz ge­nel­lik­le saçma kav­ra­mı ye­ri­ne ab­sürt söz­cü­ğü­nü kul­la­nır­lar… Ama bu kul­la­nış bi­çi­mi dü­pe­düz saç­ma­nın ta ken­di­si­dir.
Çünkü saçma ab­sürd kav­ra­mı­nın [çok] küçük bir kar­de­şi­dir. Asla ken­di­si de­ğil­dir.
Ab­sürd; akla, man­tı­ğa, bek­len­ti­ye ya da yer­le­şik dü­ze­ne uy­ma­yan, ama çoğu zaman bunu bi­linç­li, hatta an­lam­lı bir ge­ri­lim ya­ra­ta­rak or­ta­ya koyan “durum”lar için kul­la­nı­lır.
Yani ab­sürd:
• Sa­de­ce “an­lam­sız” de­ğil­dir
• Çoğu zaman anlam ara­yı­şı­nın çö­kü­şü­nü bize haber verir.
• Gü­lünç­tür ama al­tın­da tra­jik, fel­se­fi bir damar var­dır.
Al­bert Camus’nün meş­hur ta­nı­mıy­la:
İnsa­nın anlam ara­yı­şı ile dün­ya­nın bu ara­yı­şa ka­yıt­sız­lı­ğı ara­sın­da­ki ça­tış­ma ab­sürd’dür.
Sonra da şöyle devam edi­yor:
- Ab­sürd, in­sa­nın anlam ta­le­bi ile dün­ya­nın sus­kun­lu­ğu ara­sın­da­ki ça­tış­ma­dan or­ta­ya çıkar…
Oysa bizim entel [lüt­fen dik­kat, en­te­lek­tü­el de­mi­yo­rum] kar­deş­le­ri­mi­zin ço­ğun­lu­ğu, gü­rül­tü­lü, ça­ğı­ran, dol­du­ran, oya­la­yan bir ortam için­de yüz­me­ye ça­lı­şır­lar.
Bu sü­reç­te or­ta­ya çıkan [ön alan] kav­ram sı­ra­dan­lık­tır.
Sı­ra­dan­lık­ta insan anlam arar, anlam ara­mak­tan vaz­geç­mez. Ama [kısa] bir süre sonra yo­ru­lur…
Ve bu ara­ma­nın son per­de­sin­de sı­ra­dan­lı­ğa ula­şır.
Ama bu bu­luş­ma ol­duk­ça teh­li­ke­li­dir. Çünkü, bu nok­ta­da ab­sürd ile yüz­leş­mek ye­ri­ne onu uyuş­tur­ma yo­lu­na sap­mak ve bir kö­şe­de bi­rik­tir­mek söz ko­nu­su­dur.
Anlam ara­yı­şın­da olan yet­kin insan, ses­siz­dir, biraz ger­gin­dir ama, uya­nık ve far­kın­da­dır.
Sı­ra­dan­lı­ğa gö­mül­müş öteki ise, sü­rek­li meş­gul­dür. Ge­nel­lik­le uyum­lu­dur ve sü­rek­li ola­rak ha­re­ket ha­lin­de­dir ya da kendi sırça köş­kü­ne ku­ru­lup gö­be­ği­ni ka­şı­ma­yı seç­miş­tir.
Oysa de­rin­leş­me­nin şiarı şu üç kav­ram için­de sak­lı­dır:
Baş­kal­dı­rı-öz­gür­lük-ve tutku!..
Çünkü bi­rey­sel öz­gür­lük, ka­la­ba­lık­la­rın için­de erir ve yok olur.
Ge­ri­ye sı­ra­dan­lık kalır.
Sı­ra­dan­lık, mo­dern in­sa­nın kol­tuk değ­ne­ği­dir. Kon­for ise, çağ­daş bir uyuş­tu­ru­cu­dur…
Eğer ya­şa­ma­yı cid­di­ye alıp, bi­rey­sel de­rin­leş­me­yi ön­ce­li­yor­sak, Ab­sürd kav­ra­mı­nı an­lam­sız­lık­la ba­rış­mak ola­rak değil; an­lam­sız­lı­ğa rağ­men uya­nık kalma ce­sa­re­ti ola­rak an­la­ma­mız ge­re­kir.
Çünkü sı­ra­dan­lık, çoğu zaman sor­ma­ma­yı öğ­ren­mek­tir.