“Ekmek ve sirk.” ne anlama gelir bilir misiniz?

Roma İmparatorluğu’nun halkı zapturapt altına alma formülü; halkın karnını doyur, aklını oyala, sesini kes taktiği... Latincesiyle: Panem et circenses.

Tarih kitaplarında bu deyimi okuduğumda hep aklıma aynı sahne gelir ki o sahnede bir yanda arenada aslanlarla boğuşan gladyatörler, öte yanda imparatorun elini kaldırmasıyla sevinç çığlıkları atan kalabalıklar vardır. Ve belki de o kalabalığın arasında “Bugün vergi yasası değişti mi?” diye soran bir tek insan bile yoktur.

İşte tam da bu nedenle, Roma’yı “yıkılmaz” yapan şey ordusu değil, halkın dikkatini gerçek sorunlardan ustaca uzaklaştıran o “sirk” sistemi olmuştur.

Bugün 21. yüzyıldayız. Aradan geçen onca yüzyıla karşın yöntem değişti mi dersiniz? Hiç sanmam.

Kuşkusuz günümüzde gladyatör yok, aslan yok. Bunlara karşın ne var? Elbette ki “haber bombardımanı” var. Ki bir gün enflasyon gündemde, ertesi gün bir magazin sansasyonu, üçüncü gün sahneye “ulusal beka” giriyor, dördüncü gün "dış mihraklar". Geride kalanlarsa; artan vergiler, düşen alım gücü, yok olan adalet duygusu ve unutulmuş bir emekçinin iş güvencesi, sendikal hakları ve yetersiz ücret için egemenlerce asla duyulmayan çığlıkları ve de emeklilerin açlıkla sınavı...

Ve günümüzde herkesin elinde bir ekran var ama kimse gerçekleri izlemiyor; çünkü sanal ortamda “izlenecek gerçekler” gösterilmiyor.

Çünkü dijital çağda sirk gerçek alanlara değil sanal alanlara kurulmuş ve fillerin zıpladığı, palyaçoların güldürdüğü bir yer de değil bu sirk... Bugünün sirki “Görsel medya düzeni”, “Sosyal medya linçleri”, “Bir günah keçisi bul, hedefe yerleştir, kalabalığı coştur” tutum ve davranışlarının sanal çadırıdır. Gerçi dijital çağın sirk çadırı; gerçek alan yerine, sanal alanda kurulmuş olsa da 21. yüzyılda da taktikler eski Roma’daki ile aynı: “Ekmek kuponları”, “destek paketleri”, “bir torba kömür”... İnsanları aç bırak, ama umut ver. Ez, ama avuntuyla oyna... Birebir Latince karşılığıyla Panem et circenses uygulaması...

Çocukluğumuzda sirke gittiğimizde göstericilerden biri kalabalığa bağırırdı:

- CAMBAZA BAKIN!
Herkes gökyüzündeki ip cambazına bakarken, yerde bir başka adam bazen izleyicilerin ceplerinden cüzdanlarını aşırırdı. O günlerde varmasak da ayırdına meğer sirkin asıl numarası, gösteride değilmiş. İzleyici cambaza bakarken, onların ceplerindekini aşırmak; sirkin kuruluş amacının önemli bir gerçeği imiş.

Günümüzde de öyle değil mi?
"Bakın, bakın; lider şurada konuşma yapıyor!"
"Bakın, bakın; muhalefet birbirine düştü!"
"Bakın, bakın; şu ünlü boşandı!"
İşte tam o sırada; bir yasa geçirilmiş, bir özelleştirme yapılmış, bir bütçe sessizce oylanmış.

İlk çağlardan beri süre gelen "cambaza bak" gösterisi hiç kuşkusuz yalnızca iktidarlar, egemenler becerisiyle değil; gönüllü izleyicilerin de aymazlığı nedeniyle sürdürülüyor her çağda... Haberleri bir eğlence, bir magazin programı gibi tüketen, gündemi 24 saat değişen, ama tek bir konuda bile derinleşemeyen milyonlar; sirkin en bağımlı, en tutkulu izleyicisi ve ne acıdır ki onların alkışları bile yönlendirilmiş, bilinçsiz... Bu düzenin işleyen çarklarının arasında bilincini yitiren insanlar için belki de en önemli soru şu:

-Bizler “izleyici” mi olduk, yoksa cambazın da iplerini tutanların elinde birer “oyuncak” mıyız?

“Panem et circenses” bugün yalnızca bir deyim değil, tıkırında işleyen bir düzenin adıdır. İktidarlar değişse de sirkteki gösteri sürüyor, izleyiciler cambaza bakarken birileri de dilediğini yapıyor. Ama ola ki gün gelir de bu sanal sirk çadırından çıkarsa birileri dışarı, bakarsa çevresine ve cambazın ipini tutanları görürse... Dahası onların günümüzdeki siyasal medya taktiklerinin “dikkat dağıtma” mekanizmalarının ayırdına varıp bu işleyişi eleştirmeye başlarsa... İşte o gün geldiğinde insanlık sanalda yaşamaktan gerçek yaşama yeniden adımını atar ( mı acaba?).