("Türk'ü sev­me­yen Kürt değil, Kürt'ü sev­me­yen de Türk değil." Z. Gö­kalp)
Haydi, Tür­ki­ye’yi bö­le­lim diye ma­sa­ya otur­du­ğu­mu­zu var­sa­ya­lım.
Yüz­ler­ce yıl ma­sa­da öy­le­ce otu­rur ka­lı­rız...
Ne­sil­ler gelir, ne­sil­ler geçer bu ma­sa­nın üze­rin­den...
Neyi, kimi, nasıl, ne­re­yi ne şe­kil­de bö­le­ce­ği­ni kimse bi­le­mez...
Ve ma­sa­da var olan dost­luk­lar, yeni ak­ra­ba­lık­la­rın oluş­ma­sıy­la devam eder...
Ne ge­omet­ri, ne coğ­raf­ya, ne sos­yo­lo­ji, ne de hesap kitap iş­le­ri bu işin için­den çı­ka­maz...
Öyle güzel bir coğ­raf­ya­ya otur­muş ki Ana­do­lu’muz, Nazım’ın de­yi­şiy­le aynen bir kıs­rak başı gibi... Kıs­ra­ğın ba­şı­nı ne­re­sin­den ayı­ra­cak­sa­nız... Ne­re­sin­den ayı­rır­sa­nız ayı­rın, or­ta­ya sakat bir kıs­rak çıkar... Sakat kıs­rak­tan da kim­se­ye hayır gel­mez...
Tür­ki­ye’yi asal sa­yı­la­ra da ben­ze­te­bi­li­riz... Asal sa­yı­lar yal­nız­ca ken­di­le­ri­ne ve 1’e bö­lü­ne­bi­lir­ler... Tür­ki­ye’de ancak ken­di­ne ve bire bö­lü­ne­bi­lir...
***
Yıl­lar­dır ül­ke­mi­zin gün­de­mi­ne bö­lün­me kor­ku­su ge­ti­ri­li­yor...
Bazı si­ya­si par­ti­ler de bu korku üze­rin­den si­ya­set ya­pı­yor­lar…
Bu kor­ku­lar da süreç için­de ül­ke­mi­zin renk­le­ri­ni ay­rış­tı­rı­yor ve öte­ki­leş­ti­ri­yor…
Öteki duy­gu­su­na ka­pı­lan­la­rın da ruh­sal ya­pı­la­rı ve den­ge­le­ri bo­zu­lu­yor ve mut­suz olu­yor­lar…
Tüm bu mut­suz­luk­lar da ül­ke­mi­zin tüm renk­le­ri­ni et­ki­le­ye­rek he­pi­mi­zi mut­suz ya­pı­yor…
Oysa:
Renk cüm­bü­şü ta­dın­da bir ül­ke­miz var...
Ba­zı­la­rı bu renk cüm­bü­şün­den ra­hat­sız...
Bazı renk­le­ri hap­se­den an­la­yış, kendi renk­le­ri­ni top­lu­ma da­yat­ma­ya ça­lı­şı­yor...
Ren­gi­niz at­ma­sın...
Ren­gi­niz sol­ma­sın...
Ren­gi­ni­zi belli edin ama tüm renk­le­ri de sevin ve tüm renk­le­re say­gı­lı olun...
Renk ay­rım­cı­lı­ğı ya­pan­lar­dan da uzak durun...
Di­li­ni­zin rengi, şi­ve­ni­zin rengi, di­ni­ni­zin renk­le­ri ve ton­la­rı ne olur­sa olsun, öz­gür­ce bu renk­ler­den bir resim oluş­tu­run...
Ve or­ta­ya renk­li bir tablo çık­sın...
Kendi be­yin­le­rin­de­ki, düş­le­rin­de­ki, ide­olo­ji­le­rin­de­ki renk­le­ri top­lum­la­ra da­yat­ma­ya ça­lış­ma­nın kısa adı fa­şizm­dir...
Fa­şizm, renk­le­re düş­man­dır...
Fa­şiz­min ge­liş­me­si­ni ön­le­yi­ci tavır alın…
***
Hit­ler fa­şiz­mi­ni ya­şa­mış, aile­si­ni bu soy­kı­rım­da kay­bet­miş fel­se­fe­ci E.​Le­vi­nas, Batı fel­se­fe­si­ni öte­ki­ni hiçe sa­ya­rak, ben­mer­kez­ci ego­lo­ji­ye dö­nü­şen bir ge­le­nek ola­rak görür… Av­ru­pa fel­se­fe­si­nin baş­ka­yı birde erit­me­ye ça­lış­tı­ğı an­la­yı­şı da ırk­çı­lı­ğa temel ola­ca­ğı için red­de­der. Bu durum Başka’yı ay­nı­ya in­dir­ge­mek olur ve bu da baş­ka­yı yok etmek de­mek­tir. Etik, ev­ren­sel de­ğer­ler ola­rak, kendi kav­ra­yı­şı­nı-an­la­yı­şı­nı- baş­ka­sı­na da­yat­mak değil, dün­ya­yı baş­ka­sı­nın di­liy­le ye­ni­den an­lam­lan­dır­ma­ya açık ol­mak­tır ona göre…
Ba­tı­nın tekçi bir dü­şün­ce ola­rak “baş­ka­ya” aler­ji duy­du­ğu sap­ta­ma­sı­nı ya­par­ken batı dü­şün­ce­si­nin “başka”yı ço­ğul­cu­luk­ta erit­me­ye yö­nel­di­ği­ni de söy­ler…
Ona göre: Ben’in hem ken­di­si, hem de baş­ka­sı ol­du­ğu bir durum tek­çi­li­ği or­ta­dan kal­dı­ra­cak ve son­ra­da bu durum iki­ci­li­ğin ço­ğul­cu­lu­ğu­na ta­şı­ya­cak­tır bizi.
***
Tür­ki­ye bö­lü­nü­yor, bö­lün­dü, bö­lü­necek kor­ku­la­rı hep iş­len­di, iş­len­me­ye de devam edi­yor...
Bi­ri­le­ri bir yer­ler­den hep bö­lün­me se­nar­yo­la­rı ve kor­ku­la­rı üre­ti­yor ve bu yönde si­ya­set ya­pı­yor. Daha ileri gi­de­rek ken­di­si­ne bir düş­man ya­ra­tı­yor, her­ke­sin de bu ya­rat­tı­ğı düş­ma­na düş­man ol­ma­sı­nı is­ti­yor.
Tüm gü­cü­mü­zü, po­tan­si­ye­li­mi­zi, eko­no­mik gü­cü­mü­zü bu kor­ku­yu ön­le­mek için yapar hale gel­dik... Bu da bizi daha yok­sul, daha mut­suz, daha kay­gı­lı yaptı...
Kork­ma­ya­lım, bizi kor­ku­tan­la­rın üze­ri­ne gi­de­lim ve kor­ku­mu­zu ye­ne­lim... Kor­ku­lar­dan ne­ma­la­nan­la­rın ek­me­ği­ne de yağ sür­me­ye­lim...
Renk­le­ri, kül­tür­le­ri bir de-bir­ci an­la­yış­ta- tekçi an­la­yış­ta- erit­me, yok etme an­la­yı­şı­na gir­me­den; renk­le­rin zen­gin­li­ği­ni ya­şa­ya­lım.
Doğu’dan, Gü­ney­do­ğu’dan kork­ma­ya­lım... Kürt Dili ve kül­tü­rü­nün de bu top­lu­mun bir zen­gin­li­ği ol­du­ğu ka­bul­le­ne­lim...
Tek sesli mo­no­ton­lu­ğun ye­ri­ne, çok ses­li­li­ğin gü­zel­li­ği­ni keş­fe­de­lim...
Bun­la­rı ne kadar erken ya­par­sak ül­ke­mi­zin in­san­la­rı da o kadar erken mutlu olur...
***
Kürt va­tan­daş­la­rı­mı­zın ya­rı­sın­dan ço­ğu­nun batı il­le­rin­de ya­şa­dı­ğın­dan, mil­yon­la­rın üze­rin­de Kürt-Türk ev­li­li­ğin­den bah­set­mek bile is­te­mi­yo­rum. Bin­ler­ce yıl bir­lik­te ya­şa­dık, bin­ler­ce yıl daha renk­le­ri­miz­le, kül­tü­rel do­ku­la­rı­mız­la bir­lik­te dost­luk, barış ve mut­lu­luk için­de ya­şa­ya­ca­ğız...
Biz kendi iç so­run­la­rı­mı­zı çö­zecek kadar da akıl­lı­yız… Dı­şa­rı­dan gazel oku­yan­la­ra da ih­ti­ya­cı­mız yok…
***
Ya­şa­dı­ğı­mız coğ­raf­ya­mız bizim ka­de­ri­miz­dir.
Bö­lü­ne­mez­li­ği de bize gös­te­ri­yor…
Renk­li bir yaşam ve renk­le­rin kar­deş­li­ği di­le­ğiy­le...
Renk­li kalın...