Al­man­ya’da son bir ayda İslâm adına iş­le­nen iki terör sal­dı­rı­sın­dan sonra par­ti­ler seçim kam­pan­ya­sı­na mal­ze­me yap­tı­lar.
Ekst­rem sağcı, ırkçı Al­man­ya için Al­ter­na­tif Par­ti­si (AfD) prog­ra­mın­da yal­nız göç, göç­men ve göç kö­ken­li top­lu­mun dört­te bi­ri­ni teş­kil eden ke­si­mi­ne karşı eylem ve söz­le­ri var.
23 Şubat 2025 ta­ri­hin­de ya­pı­la­cak genel se­çim­de oy top­la­ma, AfD üye­le­ri­ni ka­zan­mak ama­cıy­la, Alman Hris­ti­yan Parti (CDU) Genel Baş­ka­nı Fri­ed­rich Merz’in Mec­li­se ver­di­ği öner­ge AfD oy­la­rıy­la kabul edi­lin­ce, bütün şe­hir­ler­de halk pro­tes­to için sokak gös­te­ri­le­ri ya­pı­yor.
Dü­şün­ce ön­cü­le­ri, pe­da­gog, fi­lo­zof, öğ­ret­men, din bilim in­san­la­rı ve anne ba­ba­lar, doğan bebek nasıl bomba olu­yor, dini adına ken­di­ni ve suç­suz gü­nah­sız in­san­la­rı neden ölüme gö­tü­rü­yor so­ru­su­nu sorup an­la­ma­la­rı ge­re­ki­yor, ki genç­ler kur­ta­rıl­sın. Top­lu­ma ve ken­di­ne fay­da­lı va­tan­daş ol­sun­lar.
Din adına, imanı için terör ey­lem­le­ri­ne sebep olan genç­ler, önce İslâm di­ni­ne ve sonra ço­ğun­lu­ğu Hris­ti­yan inan­cı olan ül­ke­ler­de ya­şa­yan Müs­lü­man­la­ra zarar ve­ri­yor­lar.
Terör or­ga­ni­ze­le­ri­ne ka­tı­lan genç­le­rin çoğu on beş yirmi beş arası yaş­lar­da. Çok az sa­yı­da kız ev­lat­la­rı ka­tı­lı­yor. Av­ru­pa’dan Su­ri­ye ve Irak’a giden genç­le­rin yüzde kırkı son­ra­dan Müs­lü­man olan­lar. Sa­nıl­dı­ğı gibi en alt sı­nıf­tan değil, orta sı­nıf­tan gi­den­ler de var ara­la­rın­da.
Genç­ler dini inanç­la­rı­nı öne çı­ka­ra­rak ya­şa­ma­dık­la­rı halde, kısa sü­re­de ekst­rem bir hal alıp, şid­de­te hazır olu­yor­lar.
Prof. Fethi Bens­la­ma, Fran­sa’da dü­şün­ce­si­ne baş vu­ru­lan din bi­lim­ci, fi­lo­zof, öğ­re­tim üyesi Der Über­mus­lim ki­ta­bın­da so­ru­la­ra bi­lim­sel cevap ve­ri­yor ve çözüm öne­ri­le­ri­ni sı­ra­lı­yor. Ay­rı­ca, Av­ru­pa’dan çok daha önce İslâm ül­ke­le­rin­de ya­şa­yan psi­ko­log, fi­lo­zof ve diğer bilim in­san­la­rın­dan yaz­dı­ğı alın­tı­lar­la, kı­ta­ya bi­li­min gel­di­ği yeri ve te­me­li­ni anım­sa­tı­yor.
Mes­le­ği icabı, genç­le­rin buluğ ça­ğın­da kim­lik ara­yı­şın­da ko­run­ma­ya ih­ti­ya­cı ol­du­ğu­nu açık­lı­yor, psi­ko­lo­ji ana­li­zi de­ne­yim­le­ri­ni an­la­tı­yor.
Okul­da dış­la­nan, okul sis­te­mi uy­gu­la­ma­sı öğ­ren­ci­le­rin ba­şar­ma­sı­nı, arzu et­tik­le­ri mes­lek sa­hi­bi ol­ma­la­rı­na ola­nak sağ­la­mı­yor. Genç aile­de des­tek ve an­la­yış bu­la­mı­yor. Buluğ ça­ğın­da kim­lik ara­yı­şın­da bu­na­lı­ma gi­ri­yor.
Ben­lik üs­tü­ne yeni bir ben­lik ilâve edi­li­yor. Bu üst ben­lik gen­cin ger­çek ha­yat­la il­gi­si­ni ke­si­yor. Ölüm­den kork­mu­yor, İslâm adına kah­ra­man ol­du­ğu­nu sa­nı­yor, ben üstü çok güçlü olun­ca ba­ba­sı­na bile ba­ba­lık yap­ma­ya kal­kı­yor.
Psi­ko­lo­ji der­sin­de Prof. Sig­mund Freud’un (1856 – 1939)
açık­la­ma­sı­na göre, şah­si­yet bo­zuk­lu­ğu, yani ruh has­ta­sı ol­du­ğu­nu öğ­ren­miş­tim.
Na­zi­ler göç­men­le­ri öl­dü­rün­ce ruh has­ta­sı de­ni­yor. Müs­lü­man genç­ler katil olun­ca sos­yal ve din­sel açık­la­ma ha­ra­ret­li bir şe­kil­de, te­rö­rist ken­di­ni ölüme gö­tür­me­miş­se, ve­ri­lecek ceza tar­tı­şı­lı­yor.
Hal­bu­ki her iki du­rum­da terör es­ti­ren, katil olan ruh has­ta­sı­dır. Vü­cut­ta gö­rü­len has­ta­lık­lar gibi kolay kanı ko­nul­mu­yor.
İşte Bens­la­ma bu ko­nu­da ço­cuk­lar­dan baş­la­ya­rak, eği­tim ve öğ­re­tim­de doğru yolu seç­me­yi önem­li bu­lu­yor. Te­rö­rist­le­re sos­yal, po­li­tik ve din­sel se­bep­ler­le bir­lik­te psi­ko­lo­ji açı­sın­dan yak­la­şıl­ma­lı­dır, diyor.
Ca­mi­ler­de din gö­rev­li­le­ri­ne, vaaz veren imam­la­ra da çok büyük so­rum­lu­luk dü­şü­yor. Dini inanç­la­rı ya­nın­da, bilim ve oku­ma­nın öne­mi­mi an­lat­ma­la­rı önem­li­dir.
Kız erkek ay­rı­mı yap­ma­dan Kuran’ı Kerim oku diye baş­lı­yor. Bir in­sa­nı öl­dü­rür­sen, tüm in­san­lı­ğı öl­dür­müş sa­yı­lır­sın, di­ye­rek ba­rı­şın öne­mi­ne vurgu ya­pı­lı­yor. Haz­re­ti Mu­ham­med Pey­gam­be­rin, yar­dı­ma muh­taç olan­la­ra yar­dım et­me­yi ön plân­da tut­ma­sı, top­lum­da da­ya­nış­ma pren­si­bi­ni örnek ola­rak gös­te­ri­li­yor.
BATI’ya karşı hınç, düş­man­lık duy­gu­su tarih ola­rak Os­man­lı İmpa­ra­tor­lu­ğu’nun par­ça­lan­ma­sı, da­ğıl­ma­sıy­la baş­lı­yor. Bi­rin­ci Pay­la­şım Sa­va­şı so­nun­da, ço­ğun­lu­ğu Müs­lü­man­la­rın ya­şa­dı­ğı ül­ke­ler sö­mür­ge zih­ni­ye­ti ile pay­la­şıl­dı ve sö­mü­rül­dü.
Hırs, nef­ret ve hak­sız­lı­ğa karşı du­yu­lan kin duy­gu­su savaş es­na­sın­da daha fazla his­se­di­li­yor. Bu, ne­sil­den nesle geçen trav­ma ruh­sal te­da­viy­le gi­de­ri­lir. Mü­ca­de­le sos­yal ve si­ya­sal ola­rak ya­pı­lır­sa ba­şa­rı­ya ula­şı­lır.
Prof. Fethi Bens­la­ma 1961 yı­lın­da Tunus’ta dün­ya­ya geldi. Psi­ko­lo­ji/ana­li­ze der­si­ni Paris Di­de­rot Üni­ver­si­te­si’nde ve­ri­yor. Tunus Bilim Aka­de­mi­si’nde üye. Bu ne­den­le Arap Ba­ha­rı de­ni­len pro­test olay­la­rı­nın Tunus’ta po­zi­tif ne­ti­ce­le­ri ol­du­ğu­nu göz­lem­li­yor.
Terör ey­lem­le­rin sı­ğın­ma­cı mül­te­ci­ler ta­ra­fın­dan iş­len­me­si de ruh­sal so­run­dur, ben­lik bi­linç ve şuur bo­zuk­lu­ğu­dur.
Sa­vaş­ta her şe­yi­ni kay­be­den, sı­ğı­nan her genç ekmek su kadar ruh sağ­lı­ğı­na ih­ti­ya­cı var­dır. Kendi kül­tü­rün­den ay­rı­lıp bam­baş­ka bir kül­tü­re ka­tı­lı­yor. Hemen uyum sağ­la­ma­sı bek­le­ne­mez. Çoğu genç er­kek­ler yal­nız ge­li­yor, sonra aile­si­ni ge­tir­mek veya sı­ğın­dı­ğı Av­ru­pa ül­ke­le­rin­de ça­lı­şa­rak ge­ri­de kalan aile­le­ri­ne maddi ma­ne­vi des­tek olmak is­ti­yor­lar.
Ça­lı­şa­bil­mek vücut ruh­tan ay­rıl­ma­dan müm­kün ola­bi­lir. Savaş, kıt­lık ve doğa fe­lâ­ke­ti ya­şa­yan genç­ler trav­ma ge­çi­rir, o halde önce ruh sağ­lı­ğı te­da­vi­si­ne ih­ti­yaç var­dır.
Çoğu kez 1947 yı­lın­dan sonra sa­vaş­la­ra sebep olan veya bil­has­sa savaş yapan ABD yık­tık­tan sonra, komşu ül­ke­le­ri ve Av­ru­pa’yı harap edi­len­le­ri tamir et­me­de yal­nız bı­ra­kı­yor. Mül­te­ci­le­rin pay­la­şı­mı tüm dün­ya­da eşit ol­ma­lı­dır. En çok so­rum­lu­lu­ğu Ame­ri­ka üst­len­me­li­dir.
Yer­kü­re­de gö­rü­len bütün so­run­lar hak, ada­let ve ül­ke­ler ara­sın­da eşit pay­la­şım ne­ti­ce­sin­de çö­zü­le­bi­lir.
Hoşça kalın!


Bu kitap bir­çok Av­ru­pa dil­le­ri­ne çev­ril­miş­tir, Türk­çe’ye de mut­la­ka çev­ril­me­li­dir.

Fethi Bens­la­ma, Der Über­mus­lim, Matt­hes und Seitz - Ver­lag, Ber­lin, 2017
www.​matt­hes-se­itz-ber­lin.​de

ISBN: 978-3-95757-388-9