Özet

Arif Nihat Asya (1904–1975), Türk ede­bi­ya­tın­da millî ve ma­ne­vî de­ğer­le­ri güçlü bir şiir di­liy­le tem­sil eden, özel­lik­le Bay­rak şi­iriy­le ko­lek­tif ha­fı­za­da yer etmiş müs­tes­na bir şa­ir­dir. Bu ma­ka­le, Arif Nihat Asya’nın ha­ya­tı­nı, edebî ki­şi­li­ği­ni ve Türk dün­ya­sı dü­şün­ce­si­ne yap­tı­ğı kat­kı­la­rı aka­de­mik bir çer­çe­ve­de ele al­mak­ta­dır. Ça­lış­ma­da Asya’nın ye­tiş­me or­ta­mı, şiir an­la­yı­şı, mil­li­yet­çi­lik ve tarih ta­sav­vu­ru, Türk dün­ya­sı bi­lin­ci­ne kat­kı­la­rı ve dü­şün­sel mi­ra­sı in­ce­len­miş; eser­le­ri­nin Türk kim­li­ği ve kül­tü­rel sü­rek­li­lik açı­sın­dan önemi or­ta­ya ko­nul­muş­tur.
Anah­tar Ke­li­me­ler: Arif Nihat Asya, Türk Şiiri, Mil­li­yet­çi­lik, Bay­rak, Türk Dün­ya­sı, Kül­tü­rel Kim­lik

Giriş

Türk ede­bi­ya­tı, XX. yüz­yıl­da millî kim­lik ara­yış­la­rı­nın yo­ğun­laş­tı­ğı bir dö­nem­de, bu ara­yış­la­rı güçlü sem­bol­ler ve im­ge­ler­le dile ge­ti­ren şa­ir­ler ye­tiş­tir­miş­tir. Arif Nihat Asya, bu bağ­lam­da yal­nız­ca bir şair değil; Türk mil­le­ti­nin tarih, vatan, bay­rak ve is­tik­lâl gibi temel de­ğer­le­ri­ni es­te­tik bir bi­linç­le ye­ni­den üre­ten bir fikir ada­mı­dır. Onun şiiri, Tür­ki­ye mer­kez­li ol­mak­la bir­lik­te, Türk dün­ya­sı­nın müş­te­rek tarih ve kül­tür mi­ra­sı­na ses­le­nen bir ufuk taşır.

I. Ha­ya­tı ve Fikri Olu­şu­mu

Arif Nihat Asya, 7 Şubat 1904’te Ça­tal­ca’da doğ­muş­tur. Henüz küçük yaşta ba­ba­sı­nı kay­bet­me­si, onun ha­ya­tın­da derin izler bı­rak­mış; bu durum, şi­ir­le­rin­de sıkça gö­rü­len hüzün, yal­nız­lık ve kader te­ma­la­rı­nın te­me­li­ni oluş­tur­muş­tur. Öğ­re­nim ha­ya­tı­nı çe­şit­li şe­hir­ler­de sür­dü­ren Asya, İstan­bul Da­rül­fü­nu­nu Ede­bi­yat Fa­kül­te­si’nden mezun ol­muş­tur.
Öğ­ret­men­lik mes­le­ği, onun fikrî ve edebî ki­şi­li­ği­nin şe­kil­len­me­sin­de önem­li rol oy­na­mış­tır. Ana­do­lu’nun fark­lı böl­ge­le­rin­de görev yap­ma­sı, Türk mil­le­ti­nin sos­yal ve kül­tü­rel do­ku­su­nu ya­kın­dan ta­nı­ma­sı­na imkân ver­miş­tir. Bu tec­rü­be, şi­ir­le­ri­nin hem halk­la ir­ti­bat­lı hem de tarih bi­lin­ciy­le yüklü ol­ma­sı­nı sağ­la­mış­tır.

II. Edebî Ki­şi­li­ği ve Şiir An­la­yı­şı

Arif Nihat Asya’nın şiiri, bi­çim­sel ola­rak hece ve aruz vez­ni­ni bir­lik­te kul­lan­ma­sıy­la dik­kat çeker. Ancak onu asıl be­lir­gin kılan unsur, şi­irin ta­şı­dı­ğı anlam ve sem­bol dün­ya­sı­dır. Bay­rak, vatan, tarih, mil­let ve din, onun şi­irin­de birer es­te­tik un­sur­dan zi­ya­de, kut­sal de­ğer­ler ola­rak yer alır.
Asya, şiiri bir "millî şuur in­şa­sı" aracı ola­rak gör­müş­tür. Ona göre şair, mil­le­ti­nin ha­fı­za­sı­nı canlı tut­mak­la yü­küm­lü­dür. Bu an­la­yış, özel­lik­le des­tan­sı ve hi­ta­bet gücü yük­sek şi­ir­le­rin­de açık­ça gö­rü­lür.

III. “Bay­rak Şairi” Kim­li­ği

Arif Nihat Asya’nın ede­bi­yat ta­ri­hin­de­ki en be­lir­gin sı­fa­tı, hiç şüp­he­siz "Bay­rak Şairi" olu­şu­dur. Bay­rak şiiri, yal­nız­ca edebî bir metin değil; Cum­hu­ri­yet dö­ne­min­de millî bir­lik ve is­tik­lâl bi­lin­ci­ni bes­le­yen sem­bo­lik bir metin hâ­li­ne gel­miş­tir.
Bay­rak, Asya’nın şi­irin­de tarih bo­yun­ca ve­ri­len mü­ca­de­le­nin, şe­hit­li­ğin ve ba­ğım­sız­lık ide­ali­nin so­mut­laş­mış hâ­li­dir. Bu yak­la­şım, bay­ra­ğı yal­nız­ca Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti’nin değil, Türk dün­ya­sı­nın ortak sem­bol­le­rin­den biri ola­rak ele al­ma­sı­na zemin ha­zır­la­mış­tır.

IV. Arif Nihat Asya ve Türk Dün­ya­sı Dü­şün­ce­si

Arif Nihat Asya’nın Türk dün­ya­sı­na kat­kı­la­rı, doğ­ru­dan si­ya­sî bir fa­ali­yet ala­nın­dan zi­ya­de, kül­tü­rel ve fikrî bir ze­min­de şe­kil­len­miş­tir. Şi­ir­le­rin­de Orta Asya’dan Ana­do­lu’ya uza­nan ta­rih­sel sü­rek­li­lik vur­gu­su, Türk mil­le­ti­ni coğ­ra­fî sı­nır­la­rın öte­sin­de bir me­de­ni­yet ta­sav­vu­ru için­de ele al­dı­ğı­nı gös­ter­mek­te­dir.
Onun şi­ir­le­rin­de sıkça rast­la­nan ta­ri­hî gön­der­me­ler (Ma­laz­girt, İstan­bul’un fethi, Orhun hav­za­sı) Türk dün­ya­sı­nın ortak ha­fı­za­sı­na hitap eder. Asya, Türk mil­le­ti­ni par­ça­lı değil, köklü ve müş­te­rek bir tarih et­ra­fın­da bir­leş­miş bir bütün ola­rak ta­sav­vur et­miş­tir.
Bu yö­nüy­le Arif Nihat Asya, Ziya Gö­kalp’in kül­tü­rel Türk­çü­lük an­la­yı­şıy­la Yahya Kemal’in tarih es­te­ti­ği­ni şiir düz­le­min­de bu­luş­tu­ran bir köprü iş­le­vi görür.

V. Dü­şün­sel Mi­ra­sı ve Et­ki­le­ri

Arif Nihat Asya’nın ve­fa­tın­dan sonra da şi­ir­le­ri, eği­tim ku­rum­la­rın­da, resmî tö­ren­ler­de ve kül­tü­rel et­kin­lik­ler­de okun­ma­ya devam et­mek­te­dir. Bu durum, onun eser­le­ri­nin yal­nız­ca edebî değil, aynı za­man­da pe­da­go­jik ve ide­olo­jik bir işlev üst­len­di­ği­ni gös­ter­mek­te­dir.
Türk dün­ya­sı bağ­la­mın­da Asya’nın mi­ra­sı, ortak sem­bol­ler ve tarih bi­lin­ci üze­rin­den şe­kil­le­nen bir kül­tü­rel aidi­yet duy­gu­su­dur. Onun şiiri, Türk dün­ya­sı­nın fark­lı coğ­raf­ya­la­rın­da ya­şa­yan Türk top­lu­luk­la­rı için müş­te­rek bir dil ve duygu ze­mi­ni sunar.

Sonuç

Arif Nihat Asya, Türk ede­bi­ya­tın­da millî ve ma­ne­vî de­ğer­le­ri es­te­tik bir bi­linç­le har­man­la­yan öncü bir şa­ir­dir. Ha­ya­tı bo­yun­ca sa­vun­du­ğu bay­rak, vatan ve mil­let an­la­yı­şı, onu yal­nız­ca Tür­ki­ye’nin değil, Türk dün­ya­sı­nın ortak de­ğer­le­rin­den biri hâ­li­ne ge­tir­miş­tir. Bu ma­ka­le, Asya’nın şi­iri­nin ve dü­şün­ce­si­nin Türk dün­ya­sı açı­sın­dan ta­şı­dı­ğı önemi or­ta­ya ko­ya­rak, onun kül­tü­rel mi­ra­sı­nın sü­rek­li­li­ği­ne dik­kat çek­miş­tir.

Kay­nak­ça
* Asya, A. N. (1976). Ru­ba­iyat-ı Arif. İstan­bul: Ötü­ken Neş­ri­yat.
* Asya, A. N. (1987). Bay­rak. İstan­bul: Kül­tür ve Tu­rizm Ba­kan­lı­ğı Ya­yın­la­rı.
* Kap­lan, M. (1999). Şiir Tah­lil­le­ri. İstan­bul: Der­gâh Ya­yın­la­rı.
* Okay, M. O. (2004). Cum­hu­ri­yet Devri Türk Şiiri. İstan­bul: Der­gâh Ya­yın­la­rı.
* Gö­kalp, Z. (2015). Türk­çü­lü­ğün Esas­la­rı. İstan­bul: Ötü­ken Neş­ri­yat.

Mavi Didim’in de­ğer­li oku­yu­cu­la­rı, tarih sa­de­ce geç­mi­şin ay­na­sı değil, ge­le­ce­ğin pu­su­la­sı­dır. Biz­ler de bu pu­su­la­yı iyi oku­ma­lı, ta­ri­hi­mi­ze, ec­da­dı­mı­za ve on­la­rın bize bı­rak­tı­ğı onur­lu mi­ra­sa sahip çık­ma­lı­yız.
Bir son­ra­ki ya­zı­mız­da bu­luş­mak di­le­ğiy­le...
Ne mutlu Türk’üm di­ye­ne! Son­suz Sevgi ve Say­gı­la­rım­la