Tarihsel, Hukukî ve Siyasal Boyutlarıyla Dipnotlu Akademik İnceleme
Özet
25–26 Şubat 1992 gecesi Hocalı’da meydana gelen ve Dağlık Karabağ Savaşı’nın en trajik hadiselerinden biri olarak kayda geçen olaylar, Azerbaycan resmî verilerine göre 613 sivilin hayatını kaybetmesi, 1.275 kişinin esir alınması, 155 kişinin kaybolması ve yüzlerce kişinin yaralanmasıyla sonuçlanmıştır. Bu çalışma, söz konusu hadiseyi tarihsel arka planı, askerî gelişimi, uluslararası insancıl hukuk bağlamı ve siyasal hafıza boyutlarıyla ele almaktadır.
Anahtar Kelimeler: Hocalı, Dağlık Karabağ, Azerbaycan, savaş hukuku, soykırım tartışması, kolektif hafıza
1. Giriş
Sovyetler Birliği’nin çözülme süreci, Kafkasya’da bastırılmış etnik ve siyasal ihtilafların yeniden alevlenmesine yol açmıştır. Dağlık Karabağ bölgesinde Ermeni ve Azerbaycanlı nüfus arasındaki gerilim, 1988’den itibaren silahlı çatışmaya dönüşmüş; 1991 sonrası ise iki bağımsız devlet arasında savaşa evrilmiştir.
Hocalı, bölgedeki tek havaalanına sahip olması nedeniyle stratejik önem taşımaktaydı. Ancak 25–26 Şubat 1992 gecesi yaşananlar, askerî hedeflerin ötesinde sivil nüfusu etkileyen geniş çaplı bir trajedi olarak tarihe geçmiştir.
2. Tarihsel Arka Plan
1988 yılında Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi’nin statüsü etrafında başlayan siyasal kriz, Sovyet merkezi otoritesinin zayıflamasıyla silahlı çatışmalara dönüşmüştür¹.
1991 yılında hem Azerbaycan hem Ermenistan bağımsızlıklarını ilan etmiş; bölgedeki eski Sovyet askerî unsurlarının varlığı çatışmanın dinamiklerini karmaşıklaştırmıştır. Azerbaycan kaynakları, saldırının Ermeni silahlı güçleri ile Sovyet ordusuna bağlı 366. Motorize Alay unsurlarının desteğiyle gerçekleştiğini ileri sürmektedir².
3. Olayın Gelişimi
25 Şubat 1992 gecesi Hocalı yoğun topçu ateşine tutulmuş; 26 Şubat sabahına kadar şehir kontrol altına alınmıştır.
Azerbaycan Cumhuriyeti resmî verilerine göre³:
613 sivil hayatını kaybetmiştir (106 kadın, 63 çocuk, 70 yaşlı dâhil).
1.275 kişi esir alınmıştır.
155 kişi kayıp olarak kayda geçmiştir.
487 kişi ağır yaralanmıştır.
Olaydan kurtulan tanıkların anlatımları ve dönemin bazı uluslararası basın raporları, sivillerin kaçış güzergâhlarında da hedef alındığını belirtmektedir⁴.
4. Uluslararası Hukuk Bağlamı
Sivillere yönelik saldırılar, 1949 Cenevre Sözleşmeleri ve ek protokoller kapsamında açık şekilde yasaklanmıştır⁵.
Azerbaycan, Hocalı’da yaşananları “soykırım” olarak nitelendirmekte ve bu yönde diplomatik girişimlerini sürdürmektedir. Soykırım kavramı, 1948 tarihli Birleşmiş Milletler Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nde tanımlanmıştır⁶.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 1993 yılında kabul ettiği kararlarla bölgedeki işgallerin sona erdirilmesini talep etmiş; ancak Hocalı olayına ilişkin özel bir yargı süreci işletilmemiştir⁷.
Uluslararası hukuk literatüründe olayın hukuki niteliği konusunda farklı değerlendirmeler bulunmaktadır. Bununla birlikte sivillerin kitlesel biçimde hayatını kaybetmesi, olayın ağır bir insan hakları ve insancıl hukuk ihlali olduğu konusunda genel bir mutabakat doğurmuştur.
5. Siyasal Hafıza ve Kolektif Bellek
Hocalı, Azerbaycan ulusal hafızasında travmatik bir dönüm noktasıdır. Her yıl 26 Şubat’ta anma törenleri düzenlenmekte; olay, ulusal kimlik ve tarihsel adalet söyleminin önemli bir unsuru olarak canlı tutulmaktadır.
Bu hafıza politikası, yalnızca Azerbaycan’da değil, Türk dünyasında da yankı bulmuş; çeşitli parlamentolarda ve yerel yönetimlerde olayın tanınmasına yönelik kararlar alınmıştır⁸.
6. Sonuç
Hocalı’da 25–26 Şubat 1992 gecesi yaşananlar, Dağlık Karabağ çatışmasının en ağır insani trajedilerinden biri olarak tarihte yerini almıştır.
Olay, hem uluslararası hukuk hem de kolektif hafıza açısından incelenmeye devam etmektedir. Aradan geçen yıllara rağmen kayıpların akıbeti, adalet arayışı ve tarihsel yüzleşme süreci önemini korumaktadır.
Bu vesileyle hayatını kaybeden sivilleri rahmetle anmak, tarihsel sorumluluk bilinci açısından da anlam taşımaktadır.
Dipnotlar
Thomas de Waal, Black Garden: Armenia and Azerbaijan Through Peace and War, New York University Press, 2003.
Human Rights Watch, Bloodshed in the Caucasus, 1992.
Azerbaycan Cumhuriyeti Başsavcılığı resmî verileri.
Dönemin uluslararası basın raporları (1992).
1949 Cenevre Sözleşmeleri ve 1977 Ek Protokolleri.
1948 Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi.
BM Güvenlik Konseyi’nin 822, 853, 874 ve 884 sayılı kararları (1993).
Çeşitli ülke parlamentolarının Hocalı’ya ilişkin karar metinleri.
Mavi Didim’in değerli okuyucuları, tarih sadece geçmişin aynası değil, geleceğin pusulasıdır. Bizler de bu pusulayı iyi okumalı, tarihimize, ecdadımıza ve onların bize bıraktığı onurlu mirasa sahip çıkmalıyız.
Bir sonraki yazımızda buluşmak dileğiyle...
Ne mutlu Türk’üm diyene! Sonsuz Sevgi ve Saygılarımla