Türk­çe’nin Resmî Dil İlan Edi­li­şi­nin 749. Yılı Üze­ri­ne Ta­ri­hî ve Millî Bir De­ğer­len­dir­me

Giriş
Dil, bir mil­le­tin ha­fı­za­sı, ka­rak­te­ri ve var­lık ira­de­si­dir. Tarih bo­yun­ca ba­ğım­sız­lı­ğı­nı ko­ru­yan mil­let­ler, önce dil­le­ri­ne sahip çık­mış; kim­li­ği­ni kay­be­den top­lum­lar ise za­man­la tarih sah­ne­sin­den si­lin­miş­tir. Türk mil­le­ti için de Türk­çe yal­nız­ca bir ile­ti­şim aracı değil; dev­le­tin, kül­tü­rün, tö­re­nin ve millî şu­urun ta­şı­yı­cı­sı ol­muş­tur.
13 Mayıs 1277 ta­ri­hin­de Ka­ra­ma­noğ­lu Meh­met Bey ta­ra­fın­dan ya­yım­la­nan ve ta­ri­he “Türk­çe Fer­ma­nı” ola­rak geçen karar, Türk di­li­nin dev­let yö­ne­ti­min­de ye­ni­den hâkim kı­lın­ma­sı­nın en önem­li dönüm nok­ta­la­rın­dan bi­ri­dir. Ara­dan geçen 749 yıla rağ­men bu fer­man, Türk mil­le­ti­nin kendi ben­li­ği­ne dö­nü­şü­nün, millî kim­li­ği­ni mu­ha­fa­za etme ira­de­si­nin ve Türk­çe­ye sahip çıkma şu­uru­nun sem­bo­lü ol­ma­ya devam et­mek­te­dir.

Ana­do­lu’da Si­ya­si ve Kül­tü­rel Ortam
13.yüz­yıl Ana­do­lu’su, büyük çal­kan­tı­la­rın ya­şan­dı­ğı bir dö­nem­di. Ana­do­lu Sel­çuk­lu Dev­le­ti, Moğol bas­kı­sı al­tın­da si­ya­sî gü­cü­nü büyük öl­çü­de kay­bet­miş; dev­let oto­ri­te­si­nin za­yıf­la­ma­sıy­la Ana­do­lu’da Türk­men bey­lik­le­ri or­ta­ya çık­ma­ya baş­la­mış­tı.
Sel­çuk­lu sa­ra­yın­da ve resmî ya­zış­ma­lar­da Arap­ça ile Fars­ça et­ki­si ol­duk­ça güç­lüy­dü. Bilim dili ço­ğun­luk­la Arap­ça, ede­bi­yat ve bü­rok­ra­si dili ise Fars­ça hâ­li­ne gel­miş­ti. Buna rağ­men Ana­do­lu’nun ger­çek sa­hi­bi olan Türk­men halkı gün­lük ya­şa­mın­da Türk­çe­yi ya­şat­ma­ya devam edi­yor­du. İşte bu nok­ta­da Türk­çe, yal­nız­ca hal­kın dili değil; aynı za­man­da millî var­lı­ğın temel un­su­ru hâ­li­ne gel­miş­ti.
Türk­men bey­le­ri ara­sın­da özel­lik­le Ka­ra­ma­no­ğul­la­rı Bey­li­ği, Türk kim­li­ği­ni ve Türk di­li­ni ko­ru­ma ko­nu­sun­da ön plana çık­mış­tır.

Ka­ra­ma­noğ­lu Meh­met Bey ve Türk­çe Fer­ma­nı
Ka­ra­ma­noğ­lu Meh­met Bey, Ana­do­lu’da Türk bir­li­ği­ni ve Türk­men kül­tü­rü­nü sa­vu­nan önem­li dev­let adam­la­rın­dan biri ola­rak ta­ri­he geç­miş­tir. 13 Mayıs 1277’de Konya’da ya­yım­la­dı­ğı fer­man­la şu ta­ri­hi ka­ra­rı ilan et­miş­tir:
“Şim­den gerü hiç ki­mes­ne di­van­da, der­gâh­ta, bar­gâh­ta, mec­lis­te ve mey­dan­da Türk­çe­den gayrı dil kul­lan­ma­ya.”
Bu hüküm, yal­nız­ca dil ter­ci­hi değil; aynı za­man­da si­ya­sî, kül­tü­rel ve millî bir du­ruş­tu. Çünkü bu karar, Ana­do­lu’da Türk mil­le­ti­nin kendi dev­le­tin­de kendi di­liy­le hük­met­me­si ge­rek­ti­ği­ni or­ta­ya ko­yu­yor­du.
Fer­ma­nın özü şuydu:
Dev­let dili Türk­çe ola­cak­tır.
Resmî iş­ler­de Türk­çe kul­la­nı­la­cak­tır.
Saray ve yö­ne­tim halk­tan kopuk ol­ma­ya­cak­tır.
Türk kim­li­ği dev­let ha­ya­tın­da ye­ni­den güç ka­za­na­cak­tır.
Bu yö­nüy­le Türk­çe Fer­ma­nı, Ana­do­lu’da millî dev­let an­la­yı­şı­nın erken ör­nek­le­rin­den biri kabul edil­mek­te­dir.

Türk­çe Fer­ma­nı­nın Millî Önemi
Türk­çe Fer­ma­nı’nın ya­yım­lan­dı­ğı dö­nem­de bir­çok dev­let ya­ban­cı dil­le­rin et­ki­si al­tın­day­dı. Buna rağ­men Ka­ra­ma­noğ­lu Meh­met Bey’in Türk­çe­yi dev­let dili ola­rak ilan et­me­si, son de­re­ce cesur ve ta­ri­hî bir adım­dı.
Bu ka­ra­rın en önem­li so­nuç­la­rın­dan biri, Türk­çe­nin yal­nız­ca halk ara­sın­da ko­nu­şu­lan bir dil ol­mak­tan çıkıp dev­let yö­ne­ti­mi­nin dili hâ­li­ne gel­me­si­dir. Böy­le­ce Türk­çe:
Dev­let oto­ri­te­si­nin dili olmuş,
Millî kim­li­ğin sem­bo­lü­ne dö­nüş­müş,
Türk kül­tü­rü­nün ko­run­ma­sı­na katkı sağ­la­mış,
Ge­lecek ne­sil­le­re ak­ta­rı­la­cak güçlü bir miras bı­rak­mış­tır.
Bu an­la­yış daha son­ra­ki dö­nem­ler­de de et­ki­si­ni sür­dür­müş; özel­lik­le Yunus Emre, Aşık Paşa ve Ali Şir Nevai gibi şah­si­yet­ler Türk­çe­nin ge­li­şi­mi­ne büyük katkı sağ­la­mış­tır.

Türk­çe ve Türk Kim­li­ği
Dil ile mil­let ara­sın­da kop­maz bir bağ var­dır. Türk mil­le­ti tarih bo­yun­ca geniş coğ­raf­ya­la­ra ya­yıl­mış olsa da Türk­çe sa­ye­sin­de ortak ha­fı­za­sı­nı ko­ru­ya­bil­miş­tir. Orhun Ya­zıt­la­rı’ndan Ana­do­lu’ya, Bal­kan­lar­dan Tür­kis­tan’a kadar uza­nan büyük Türk me­de­ni­ye­ti­nin ta­şı­yı­cı­sı Türk­çe­dir.
Türk Dil Dev­ri­mi ile bir­lik­te Mus­ta­fa Kemal Ata­türk da Türk­çe­nin millî kim­lik açı­sın­dan ta­şı­dı­ğı önemi şu söz­ler­le ifade et­miş­tir:
“Türk dili, Türk mil­le­ti­nin kal­bi­dir, zih­ni­dir.”
Bu dü­şün­ce, as­lın­da Ka­ra­ma­noğ­lu Meh­met Bey’in 1277’de or­ta­ya koy­du­ğu millî an­la­yı­şın de­va­mı­dır. Çünkü Türk­çe; ba­ğım­sız­lı­ğın, kül­tü­rün ve Türk­lük şu­uru­nun temel di­rek­le­rin­den bi­ri­dir.

Gü­nü­müz­de Türk­çe’nin Ko­run­ma­sı Me­se­le­si

Bugün Türk­çe, dün­ya­nın en köklü ve en zen­gin dil­le­rin­den biri ola­rak mil­yon­lar­ca insan ta­ra­fın­dan ko­nu­şul­mak­ta­dır. Ancak kü­re­sel­leş­me, ya­ban­cı ke­li­me is­ti­la­sı ve di­ji­tal kül­tü­rün et­ki­si ne­de­niy­le Türk­çe­nin doğru kul­la­nı­mı önem­li bir me­se­le hâ­li­ne gel­miş­tir.
Ka­ra­ma­noğ­lu Meh­met Bey’in 749 yıl önce ver­di­ği mü­ca­de­le, bugün de an­la­mı­nı ko­ru­mak­ta­dır.

Türk­çe­yi ko­ru­mak:
. Millî kül­tü­rü ko­ru­mak­tır,
. Ta­ri­hî ha­fı­za­yı ya­şat­mak­tır,
. Türk mil­le­ti­nin ge­le­ce­ği­ne sahip çık­mak­tır.

Bu ne­den­le Türk­çe­yi doğru ko­nuş­mak, doğru yaz­mak ve ge­lecek ne­sil­le­re güçlü bi­çim­de ak­tar­mak her Türk fer­di­nin millî so­rum­lu­lu­ğu­dur.

Sonuç
13 Mayıs 1277’de ya­yım­la­nan Türk­çe Fer­ma­nı, yal­nız­ca bir dil ka­ra­rı değil; Türk mil­le­ti­nin kendi ben­li­ği­ne sahip çı­kı­şı­nın ta­ri­hî bir ila­nı­dır. Ka­ra­ma­noğ­lu Meh­met Bey, Türk­çe­yi dev­let dili ya­pa­rak Ana­do­lu’daki Türk­lük şu­uru­nu güç­len­dir­miş; Türk mil­le­ti­ne asır­lar bo­yun­ca unu­tul­ma­ya­cak bir miras bı­rak­mış­tır.
Türk­çe, bir mil­le­tin ru­hu­dur. Di­li­ni kay­be­den mil­let­ler za­man­la kim­li­ği­ni de kay­be­der. Bu se­bep­le Türk­çe­ye sahip çık­mak; ta­ri­he, kül­tü­re ve Türk­lü­ğe sahip çık­mak­tır.
Türk­çe Fer­ma­nı’nın 749. yı­lın­da, başta Ka­ra­ma­noğ­lu Meh­met Bey olmak üzere Türk di­li­ne hiz­met etmiş bütün Türk bü­yük­le­ri­ni saygı, rah­met ve min­net­le anı­yo­ruz. Büyük Türk Mil­le­ti­min "Türk Dili Günü Kutlu olsun "

Kay­nak­ça
1. Köp­rü­lü, Meh­met Fuad — Türk Ede­bi­ya­tı Ta­ri­hi
2. İnal­cık, Halil — Os­man­lı İmpa­ra­tor­lu­ğu Kla­sik Çağ
3. Ka­fe­soğ­lu, İbra­him — Türk Millî Kül­tü­rü
4. Ba­nar­lı, Nihad Sami — Türk­çe­nin Sır­la­rı
5. Ergin, Mu­har­rem — Türk Dil Bil­gi­si
6. Turan, Osman — Sel­çuk­lu­lar Ta­ri­hi ve Türk-İslam Me­de­ni­ye­ti7. ya­yın­la­rı

Mavi Didim’in de­ğer­li oku­yu­cu­la­rı, tarih sa­de­ce geç­mi­şin ay­na­sı değil, ge­le­ce­ğin pu­su­la­sı­dır. Biz­ler de bu pu­su­la­yı iyi oku­ma­lı, ta­ri­hi­mi­ze, ec­da­dı­mı­za ve on­la­rın bize bı­rak­tı­ğı onur­lu mi­ra­sa sahip çık­ma­lı­yız.
Bir son­ra­ki ya­zı­mız­da bu­luş­mak di­le­ğiy­le...
Ne mutlu Türk’üm di­ye­ne! Son­suz Sevgi ve Say­gı­la­rım­la