Başlığı Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın derleyip yazdığı belgesel, Osmanlı
İmparatorluğunda Alman Nüfuzu kitabından aldım.
Nüfuz kavramı Arapçadan alınmıştır. Nüfuz etmek, içine işlemek, içine
kadar geçmek, sözünü geçirebilir derecede etkili olmak. Nüfuz ticareti,
bir görevde bulunmanın etkisinden yaralanarak kendine çıkar sağlama
işi. Nüfuzu altına almak, istediğini yaptıracak güçte olmak, sözünü
geçirmek.
Alman İmparatorluğunun Osmanlı İmparatorluğunda kurduğu nüfuz,
19.yüzyıl sonu 20. yüzyıl başında, her iki devletin 45 yıllık müşterek
tarihidir.
30 Ekim 1961 yılında yapılan işçi gönderme anlaşması Almanya’da çok
önemli etkinliklere konu oldu. Çok geç olmasına rağmen ilk neslin
emeği, bugün Türk toplumunun Almanya’da yaşamı mercek altına alınıyor.
65. yıl anma törenlerinde anlamlı konuşmalar kayda geçti.
Geriye,tarihe bakarak Almanya ile Türkiye arasındaki ilişkileri
tarihçiler kadar tarihle ilgilenenler için de merak etme, bilgileri
tazeleme faydalı olabilir.
İlber Ortaylı 1979 yılında Osmanlı İmparatorluğunda Alman Nüfuzu
çalışmasıyla doçent unvanını alıyor. Bu kitabın ön sözünü 2018 yılında
yazıyor. Elimdeki kitap 23. baskı 2023 yılında yayınlandı.
Günümüzde tarihi tekrar hatırlamak çok önemlidir. Zira bu ilişkiler
basit diplomatik, askeri ilişkilerden daha etraflıdır.
Alman sanayi ve ideolojisi kurulan, ittifaka dayanıyor. Osmanlı
İmparatorluğu’nda askeri alanda modernleşmede Alman modeli tercih
edilmiştir.
45 yıllık tarihi araştırırken Türkiye ve Avrupa devletlerinin arşivleri
taranmış, çok çeşitli kitap, dergi ve gazete yayınları okunmuş. Dış
işlerinde yazılan mektuplardan faydalanılmış. Çok emek ve zaman
harcanmış, bu nedenle yazar, tarihçi araştırmaya devam edilmesini
öneriyor.
Çok yönlü yetenekli, bilim birikimli, tarihçi, yazar Prof. Dr. İlber
Ortaylı’nin biyografisi başlı başına bir makale konusudur.
1947 yılında doğdu, Mart 2026 tarihinde vefat etti. 1969 yılında Ankara
Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Dil ve Tarih Coğrafya
fakültesi Tarih Bölümünü bitirdi. Türkiye, Avrupa ülkelerinde ve
Amerika’da çeşitli üniversitelerde ders verdi. 2005 – 2012 yalları
arasında Topkapı Sarayı Müzesi Başkanlığı görevini sürdürdü. Beş
yabancı dil biliyor. Çok sayıda yazdığı kitaplar var.

19. yüzyılın ikinci yarısında Batı Avrupa tümüyle sanayi toplumu
özelliklerini kazanmıştı. Sanayi İmparatorlukları başta İngiltere ve
Fransa olmak üzere dünyayı paylaşmışlar ve aralarındaki çatışmaları
sona erdirip kısa sürede altın çağlarına girmişlerdi.

Kolonyalizm aşamasına geç giren Almanya doğal zengin kaynakları olan
ülkelerde şansını denedi. Çin ve Japonya’da bu amaca ulaşamayınca,
kararı Osmanlı İmparatorluğunda aldı.
Kaynak olarak faydalandığım bu kitap, 19. Yüzyılın ikinci yarısında
Avrupa ve Dünya, alt başlığıyla giriş yapıyor.
Diğer dört alt bölüm kitabın bir roman gibi okunmayacağını, bir başucu
tarih kitabı olduğunu gösteriyor.
Berlin Kongresinden sonra Osmanlı İmparatorluğu, Osmanlı ordusunda
Alman komutanlar, Osmanlı İmparatorluğunda Alman Koridoru, Bağdat
demiryolu, Osmanlı İmparatorluğunda azınlıklar sorunu ve Almanya.
Avrupa güçler dengesi devleti orduda ve mülki yönetimde Alman nüfuzuna
kapılarını açmak zorunda bırakmıştı. Genç Alman İmparatorluğunun
yayılma hırsı da Osmanlı ülkelerine yönelmişti. Devlet yöneticileri ve
doğal kaynakları kontrolü altına almıştı.
Sırtlanlar gibi Osmanlı İmparatorluğunun Avrupa devletleri tarafından
parçalanması,paylaşılması Birinci Dünya Paylaşım Savaşında vuku buldu.
Alman yandaşlığı dostluk adı altında anıtlaştırılmıştı. Savaşın
kaybedileceği belliydi. Osmanlı İmparatorluğunu yönetenlerin barış
girişiminde olma şansları kalmamıştı.
31 Ekim 1918’de Mezopotamya ve Suriye’de bozguna uğrandıktan sonra
geriye kalan ordu birlikleri Adana’da toplandı. General Liman von
Sanders, Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığını genç bir Osmanlı
generali olan Mustafa Kemal Paşa’ya devrediyor. Genç komutan Osmanlı
ordusunda Alman komutanlara karşıydı.
Mustafa Kemal Paşa savaş öncesinden beri ordunun onurunu, ülkenin
geleceğini Alman etkisine ve Almanya yanında girilen savaşa karşıydı.
Savaş başladığında düşüncesini gizlememiş, Alman zaferine inanmadığını
açık olarak söylemiştir. Savaştan yıkılan Türkiye’nin yabancıların
istilasına karşı direnişini yönetti, ve böylece tarihin akışını
değiştirmeyi başardı.
Birinci Dünya Paylaşım Savaşı sonunda her iki imparatorluk çökmüştür.
Savaşa girmeselerdi her iki imparatorluğun varlıklarını koruma şansları
var mıydı, bugün Avrupa’da tarihçiler tartışmalı, ki ders çıkarılsın.
Türkiye tarihten çıkardığı ders sayesinde, İkinci Dünya Paylaşım
Savaşına katılmayarak ülkesini korumuştur.
Hoşça kalın!
Kaynak olarak kullandığım belgesel kitap:
İlber Ortaylı, Osmanlı İmparatorlunda Alman Nüfuzu, Kronik Kitap, 23
baskı, İstanbul 2023
ISBN: 978-975-2430-37-2
www.kronikkitap.com