Geziyoruz çevremizi; her yerde konutlar yükseliyor. Bu gidişle bir karış boş toprak parçası kalmayacak.

Ne yazık ki Didim'de mantar gibi konutlar bitiyor ve her sokakta yapılaşma çalışmaları sürüyor. Neredeyse değil poyrazın esebileceği alanlar, soluk alınabilecek boşluklar bile kalmayacak bu gidişle... Nasıl ki doğduğum kentin doğal aspiratörü, hava temizleyicisi lodos esemez olmuştu yükselen konutlar nedeniyle, sonrasında da ülkenin havası kirli kentleri arasında ilk sıralarda yer almıştı Bursa... Bilinmelidir ki bir kaç yıl sonra Didim de bu hızlı ve çarpık yapılaşma nedeniyle hava kirliliğiyle anılacak; insan sağlığı için değerli bulunan temiz havasından yoksun kalacak bu bilinçsiz yapılaşma nedeniyle...

Didim ilçesi boydan, boya oldu şantiye; iştiha ile cebini dolduruyor rantiye...

Ne tarım, ne turizm... Evrim geçiriyor Didim; yeşilden, beton grisine dönüşüyor.

Acaba...

Didim'de Sürdürülebilir Kalkınma değil Sürdürülebilir Yapılaşma mı ilke edinildi?

Bu sorunun yanıtını kim biliyor?

Tarım alanlarına imar iznini kim veriyor?

Didim'e baharı getireceğine söz verip de kenti kara kışa çeviren CHP'li Belediye mi?

Kim veriyor bunca yapılaşma için izin ?

Şu çılgın tüketim toplumunda kendimize sormamız gerekir ki...

Yaşanacak bir tek Dünyamız olduğuna göre ve bizler bunu yaşanılamaz bir konuma getirdiğimizde; ekonomik gelişmeler sonucu varsıllaşmamızın ne önemi kalacaktır ?

Bir başka deyişle; çevre koşullarının giderek yoksullaşmasının yanında, insanların ekonomik varsıllıklarının bir anlamı olacak mıdır ?

Örneğin; özel garajınızda lüks otolarınız dizili olsa, villanız, yatınız, katınız ekonomik varsıllığınızın en görkemli kanıtları olarak özel mülkiyetinizde olsa…. Eğer sizin beslenmeniz, yaşamınızı sürdürmeniz için gerekli besinleri yetiştirecek toprağınız yoksa... O koşullarda ekonomik varsıllığınız ne işe yarayacak? Siz ne yiyip, ne içeceksiniz? Sağlıklı kalmayı nasıl başaracaksınız ?

Şu Dünya adlı gezegende, yaşayan hiç kimse; “Benden sonrası tufan” yanılgısına kapılıp, bencilce düşüncelere saplanıp kalmasın. Kalmasın ki ekonomik varsıllığını arttırmaya yönelik girişimlerde bulunan insanlar, ekolojik yoksulluklara neden olacak uğraşlarda bulunmasınlar. Bizden sonrakilere de soluk alabilecekleri , yaşamlarını güven içinde sürdürebilecekleri temiz bir gezegen kalsın.

İşin gerçeği bizden sonrakiler sıralarını bekleye dursun, her gün talan edildikçe yaşam alanları, sürdükçe toprak talanları bir düşünelim bakalım; nasıl sağ kalacak bugünün canlıları "insanıyla, hayvanıyla, bitkileriyle" akılsızca gerçekleştirilen şu betonlaşmanın olumsuz etkileriyle ?