“Zaman her şeyi değiştirir” derler… Ama bazı şeyler vardır ki, zamanla değil; yüzleşmeyle değişir.
Bir sosyal medya paylaşımı gördüm geçenlerde. Bir akademisyen hanımefendi ki kendisi Prof. Dr. Ülkü Kaynak ve bu
hanımefendi günümüz üniversitelerinden yakınıyordu Instagram hesabından... Onun paylaşımlarından öğrendiğimize göre; üniversitelerde yaratıcılık kalmamış, özgür düşünce yok olmuş, projeler rakamsal çöpe dönüşmüş. Okuduğum bu yakınmalar için önce üzüldüm, ama sonra acıyla güldüm. Ve en sonunda ise düşündüm. Çünkü eleştirileri paylaşan hanımefendi; ünlü Mahir Kaynak’ın kızıydı.
Kim midir Mahir Kaynak?
1970’li yıllarda üniversitelerde “ders” verirken bir yandan da MİT için “rapor” veren bir akademisyen... Kimi öğretim üyelerini, kimi devrimci öğrencileri önce tartışmaya çeken, sonra da devlete ihbar eden bir ajan... O dönemin öğrencileri o günleri bugün bile şöyle anlatır:
"Bir gün bize sol teoriler anlatıyor, ertesi gün bizi gözaltına aldırıyordu."
Uğur Mumcu, “Büyüklerimiz”
Ben de buradan soruyorum:
Akademi ne zaman bitti?
Gerçekten bugün mü bitti?
Yoksa o yıllarda sessizce içeriden çürütülmeye başlanmış mıydı?
Üniversiteler dünlerde düşüncenin, tartışmanın, üretmenin saygın alanlarıydı. Sonra ne oldu?
12 Mart oldu, 12 Eylül oldu, 15 Temmuz oldu.
Ve bu tarihlerde hep aynı insanlar kazandı ki onlar; düşüneni susturanlar, sorgulayanı fişleyenler, muhalifi tasfiye edenler…
Evrensel Kent anlamına gelen üniversite; bilimsel araştırmalar ve tartışmalar yerine ölümcül sonuçlu sağ-sol atışmaların, kanlı terör içerikli çatışmaların alanı olmuştu. Akademi; giderek düşman bellemişti bilimsel düşünceyi, tartışmayı, araştırmayı...
İşte o günlerin önemli mimarlarından birinin kızı, unutmuşçasına babasının 1980 öncesinde yaşananlar bağlamındaki işlevini, bugün eleştiriyor akademi dünyasını ve diyor ki:
“Sistem yozlaştı, bilim bitti!”
Peki kimdi bu sistemi inşa edenler?
Kimdi özgür bilimi tuğla, tuğla örer gibi tutsaklığa çevirenler?
Bu halkı iyice balık hafızalı sanarak, babasının neden olduğu olumsuzlukları unutarak; bugün ağlanıyor, yakınıyor, eleştiriyor ama akademinin mezarını kazanlar arasında en önde kim vardı? Dönüp de dünlere bakmıyor.
Acaba ona Uğur Mumcu'nun "Büyüklerimiz" adlı kitabını okumasını mı önermeli ya da kitabı alıp adresine kargo ile göndermeli mi?
Bayan Prof. Dr. Ülkü Kaynak yakınıyor akademinin bugününden ve benim de ona gülmek geliyor içimden "Bu durum nasıl Mahir bir ironi?" diyerekten...