29 Ekim 1923: Türk Milletinin Egemenliğini Taçlandıran Tarihî Dönüm Noktası
Millî Mücadele’den Cumhuriyet’e, bağımsızlıktan çağdaşlaşmaya uzanan tarihî yürüyüş
Öz
29 Ekim 1923, Türk milletinin bağımsızlık mücadelesini yeni bir devlet düzeniyle taçlandırdığı, millî egemenlik ilkesini devlet yönetiminin temeline yerleştirdiği ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ilan ettiği tarihî bir dönüm noktasıdır. Cumhuriyet’in ilanı, yalnızca bir yönetim biçiminin değişmesi değil; işgale karşı verilen Millî Mücadele’nin siyasi sonuçlarının kurumsallaşması, millet iradesinin devlet yönetiminde esas kabul edilmesi ve çağdaş bir toplum inşa etme hedefinin güç kazanması anlamına gelmektedir. Bu makalede Cumhuriyet’e giden tarihî süreç, 29 Ekim 1923’te yaşanan gelişmeler, Atatürk’ün liderliği ve Cumhuriyet’in Türkiye’nin siyasi, toplumsal ve kültürel hayatındaki önemi ele alınmaktadır.
Anahtar kelimeler: Türkiye Cumhuriyeti, 29 Ekim 1923, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Millî Mücadele, millî egemenlik, bağımsızlık.
Giriş: Bir milletin yeniden doğuşunun adı Cumhuriyet
Bazı tarihler vardır ki yalnızca takvim yapraklarında yer almaz; bir milletin hafızasına, vicdanına ve geleceğine kazınır. 29 Ekim 1923, Türk milleti için işte böyle bir tarihtir.
Bu tarih, bağımsızlığını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalan bir milletin, vatanını savunmakla yetinmeyip kendi devletini yeniden kurduğunun ilanıdır. Anadolu’nun dört bir yanında yükselen direnişin, cephelerde verilen şehitlerin, yokluk içinde yürütülen mücadelenin ve millet iradesine dayanan siyasi kararlılığın devletleşmiş hâlidir.
Cumhuriyet; Türk milletinin kendi geleceği hakkında söz sahibi olmasının, devletin meşruiyetini millet iradesinden almasının ve bağımsızlığın yalnızca askerî zaferle değil, siyasi ve hukuki kurumlarla da korunmasının ifadesidir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde yürütülen Millî Mücadele, 29 Ekim 1923’te tarihî bir eşiği aşmıştır. O gün ilan edilen Cumhuriyet, geçmişin fedakârlıklarından doğmuş; geleceğin özgür, bağımsız ve çağdaş Türkiye’sine yön veren temel siyasi yapı hâline gelmiştir.
1. Cumhuriyet’e giden tarihî yol: Mondros’tan Millî Mücadele’ye
Cumhuriyet’in kuruluşunu anlamak için Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’nın ardından içine düştüğü siyasi ve askerî şartları değerlendirmek gerekir.
30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi’nin ardından Anadolu’nun çeşitli bölgeleri işgal edilmeye başlandı. 15 Mayıs 1919’da İzmir’in Yunan kuvvetlerince işgali, Türk milletinin bağımsızlık iradesini harekete geçiren önemli gelişmelerden biri oldu. Vatanın bütünlüğü ve milletin geleceği üzerindeki tehlike büyürken, Mustafa Kemal Paşa’nın 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışı yeni bir dönemin başlangıcını oluşturdu.
Amasya Genelgesi, Erzurum Kongresi ve Sivas Kongresi ile millî iradeye dayanan bağımsızlık mücadelesinin esasları ortaya konuldu. Bu süreçte, milletin kaderini yine milletin azim ve kararının belirleyeceği düşüncesi, mücadelenin temel dayanaklarından biri hâline geldi.
23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisinin Ankara’da açılması, millî egemenliğe dayanan yeni devletin kuruluşunda belirleyici bir adımdı. Artık milletin temsilcileri, ülkenin geleceği hakkında karar almak üzere kendi Meclislerinde toplanıyordu.
İnönü muharebeleri, Sakarya Meydan Muharebesi ve 26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz, bağımsızlık mücadelesinin askerî safhasındaki başlıca dönüm noktaları oldu. 30 Ağustos 1922’de kazanılan Başkomutanlık Meydan Muharebesi ve 9 Eylül 1922’de İzmir’in kurtuluşu, işgal ordularının Anadolu’dan çıkarılması yolunu açtı.
11 Ekim 1922’de Mudanya Mütarekesi imzalandı. Ardından 24 Temmuz 1923’te Lozan Barış Antlaşması ile yeni Türk devletinin bağımsızlığı uluslararası düzlemde güvence altına alındı. Bu gelişmeler, Cumhuriyet’in ilanına giden siyasi ve diplomatik zemini hazırladı.
Ancak kazanılan zaferlerin kalıcı olması, yalnızca düşmanın yurttan çıkarılmasıyla mümkün değildi. Yeni devletin yönetim biçiminin açıkça belirlenmesi, millî egemenliğin kurumsal bir yapıya kavuşturulması ve geleceğin hangi siyasi esaslar üzerinde şekilleneceğinin karara bağlanması gerekiyordu.
2. Ankara’nın başkent oluşu ve Cumhuriyet’e duyulan ihtiyaç
13 Ekim 1923’te Ankara’nın hükûmet merkezi olarak kabul edilmesi, Millî Mücadele’nin merkezinde şekillenen yeni devletin siyasi yapısının belirginleşmesinde önemli bir aşamaydı.² Atatürk Araştırma Merkezi +1
Bununla birlikte, devletin yönetim biçimi henüz Anayasa’da açıkça Cumhuriyet olarak tanımlanmamıştı. Meclis hükûmeti sistemi içinde hükûmetin oluşturulmasında yaşanan güçlükler, devletin yönetim esaslarının belirginleştirilmesi ihtiyacını daha da görünür hâle getirdi.
27 Ekim 1923’te İcra Vekilleri Heyetinin istifası ve yeni hükûmetin kurulmasında yaşanan sorunlar, bu ihtiyacı acil bir siyasi meseleye dönüştürdü. Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa ile birlikte anayasa değişikliği üzerinde çalıştı.
Bu adım, Millî Mücadele’nin askerî zaferini millet egemenliğine dayanan bir devlet düzeniyle tamamlamaya yönelikti. Cumhuriyet’in ilanı, bir günlük siyasi gelişmenin ötesinde, uzun bir tarihî mücadelenin devlet yapısına yansımasıydı.
3. 28 Ekim 1923: Tarihe yön veren karar
28 Ekim 1923 akşamı Çankaya’da yapılan toplantı, Cumhuriyet tarihinin unutulmaz anlarından biri olarak kayda geçti.
Mustafa Kemal Paşa, yakın çalışma arkadaşlarıyla bir araya geldiği sırada, ertesi gün Cumhuriyet’in ilan edileceğini bildirdi. Bu karar doğrultusunda, 1921 Teşkilât-ı Esasiye Kanunu’nda değişiklik yapılmasını öngören teklif hazırlandı.
Burada söz konusu olan yalnızca devlet başkanının belirlenmesi veya hükûmet sisteminin değiştirilmesi değildi. Asıl mesele, Millî Mücadele sırasında millet iradesine dayandırılan devletin, yönetim biçimini anayasal olarak da açıkça tanımlamaktı.
Yıllarca süren savaşların, işgallerin ve büyük fedakârlıkların ardından Türk milleti, kendi geleceğini kendi iradesiyle belirleme kararlılığını yeni devletin temelinde somutlaştırıyordu.
4. 29 Ekim 1923: Cumhuriyet’in ilanı
29 Ekim 1923 günü Türkiye Büyük Millet Meclisinde tarihî bir oturum gerçekleştirildi. Mustafa Kemal Paşa’nın hazırladığı anayasa değişikliği teklifi görüşüldü ve kabul edildi.
1921 Anayasası’nın birinci maddesi, devletin yönetim biçimini açıkça belirleyecek şekilde değiştirildi. Kabul edilen düzenlemede şu hüküm yer aldı:
“Türkiye Devletinin şekl-i Hükûmeti, Cumhuriyettir.”
Böylece Türkiye Devleti’nin yönetim biçimi resmen Cumhuriyet oldu. Aynı gün yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde Mustafa Kemal Paşa, Mecliste hazır bulunan 158 milletvekilinin oy birliğiyle Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı seçildi.
Bu tarihî karar, Mecliste alkışlarla ve “Yaşasın Cumhuriyet!” sesleriyle karşılandı. Cumhuriyet’in ilanı ülkeye duyuruldu; yeni devletin doğuşu büyük bir sevinçle kutlandı.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhurbaşkanı seçilmesi, Millî Mücadele’ye önderlik eden liderin, kurulan yeni devletin ilk Cumhurbaşkanı olması bakımından da tarihî bir anlam taşıyordu.
Atatürk, Mecliste yaptığı konuşmayı Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceğine ilişkin güvenini ifade eden şu sözlerle tamamladı:
“Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır.”
Bu sözler, yalnızca o günün sevincini değil, yeni devletin geleceğine yönelik inancı da yansıtıyordu.
29 Ekim 1923, işte bu nedenle Türk tarihinin en önemli dönüm noktalarından biridir: Bağımsızlık mücadelesiyle kazanılan siyasi irade, Cumhuriyet’in ilanıyla yeni bir devlet düzenine kavuşmuştur.
5. Cumhuriyet’in Türkiye tarihi açısından önemi
Cumhuriyet’in ilanı, Türk milletinin siyasi tarihindeki büyük bir dönüşümü ifade eder. Bu dönüşümün önemi, yalnızca devletin yönetim biçiminin adının konulmasıyla sınırlı değildir. Cumhuriyet, devletin meşruiyetini millet iradesine dayandıran yeni bir siyasi anlayışın güç kazanmasını sağlamıştır.
5.1. Millî egemenliğin devlet yönetiminde esas alınması
Cumhuriyet’in temelinde, milletin kendi geleceği hakkında söz sahibi olması ilkesi yer alır. Bu anlayış, 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılmasıyla kurumsal bir temele kavuşmuş; 29 Ekim 1923’te devletin yönetim biçiminin Cumhuriyet olarak belirlenmesiyle yeni bir aşamaya ulaşmıştır.
Cumhuriyet yönetiminde devletin geleceği, bir hanedanın kişisel iradesine değil, milletin egemenliğine ve anayasal kurumlara dayandırılır. Bu nedenle Cumhuriyet, Türk milletinin siyasi hakları ve vatandaşlık bilinci açısından tarihî bir dönüm noktasıdır.
5.2. Bağımsızlığın siyasi ve hukuki bir yapıya kavuşturulması
Millî Mücadele, vatanın işgalden kurtarılması ve bağımsızlığın korunması için verilmiştir. Cumhuriyet’in ilanı ise bu mücadelenin sonucunda kurulan devletin yönetim esaslarını açıkça ortaya koymuştur.
Bağımsızlık, yalnızca sınırların korunması değildir; devletin kendi kararlarını alabilmesi, hukuk düzenini oluşturabilmesi ve milletin iradesi doğrultusunda geleceğini şekillendirebilmesidir.
Cumhuriyet, bu anlayışın kurumsal ifadesi olmuştur. Lozan Barış Antlaşması’yla uluslararası alanda kabul edilen bağımsızlık, Cumhuriyet’in ilanıyla yeni devletin siyasi kimliği içinde belirginleşmiştir.
5.3. Hukuk, eğitim ve toplumsal dönüşüm
Cumhuriyet’in ilanından sonra Türkiye’de devlet kurumlarının ve toplum hayatının yeniden düzenlenmesine yönelik kapsamlı reformlar gerçekleştirildi.
3 Mart 1924’te halifeliğin kaldırılması ve eğitim sisteminin birleştirilmesine ilişkin düzenlemeler, yeni devletin kurumsal dönüşümünde önemli adımlar oldu. Sonraki yıllarda hukuk, eğitim, dil, kültür ve toplumsal yaşam alanlarında yapılan yenilikler, çağdaşlaşma hedefinin başlıca araçları hâline geldi.
Bu gelişmeler, Cumhuriyet’in yalnızca siyasi bir değişiklik olmadığını; toplumun eğitim, hukuk ve kamusal yaşam alanlarında da yeni bir dönemin başlangıcını oluşturduğunu göstermektedir.
5.4. Kadınların toplumsal ve siyasi hayata katılımı
Cumhuriyet döneminde kadınların eğitim, çalışma ve siyasi temsil alanlarında daha geniş haklara kavuşması için önemli reformlar yapıldı. 1926 tarihli Türk Medeni Kanunu, hukuk alanındaki dönüşümün önemli aşamalarından biri oldu. Kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı ise 1934 yılında tanındı.
Bu gelişmeler, kadınların toplumsal hayata ve devlet yönetimine katılımının güçlendirilmesi bakımından Cumhuriyet tarihinin önemli kazanımları arasında yer almaktadır.
5.5. Çağdaşlaşma ve gelecek kuşaklara bırakılan miras
Cumhuriyet’in temel hedeflerinden biri, Türkiye’nin bilimde, eğitimde, ekonomide, kültürde ve teknolojide ilerlemesiydi. Bu hedef, yalnızca geçmişin başarılarıyla övünmeyi değil, her yeni kuşağın ülkenin gelişimine katkıda bulunmasını da gerektirir.
Cumhuriyet’in yaşatılması; hukukun üstünlüğünün korunması, eğitim olanaklarının geliştirilmesi, bilimsel düşüncenin desteklenmesi, vatandaşların hak ve sorumluluklarının gözetilmesi ve toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesiyle mümkündür.
Bu bakımdan Cumhuriyet, geçmişten devralınan tarihî bir miras olduğu kadar, gelecek kuşakların emekleriyle geliştirmesi gereken ortak bir sorumluluktur.
6. Cumhuriyet Bayramı’nın tarihçesi ve kutlanmasının anlamı
Cumhuriyet’in ilanı, 1923 yılında milletin bağımsızlık ve egemenlik iradesinin simgesi olarak büyük sevinçle karşılandı. İlk yıl dönümü olan 29 Ekim 1924’te düzenlenen törenler, Cumhuriyet’in kuruluşunun ülke çapında anılmasının önemli bir aşaması oldu.
19 Nisan 1925’te kabul edilen düzenlemeyle 29 Ekim, millî bayram olarak resmiyet kazandı. Böylece Cumhuriyet’in kuruluş günü, her yıl devlet törenleriyle ve halkın katıldığı kutlamalarla anılmaya başlandı.
Bugün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, Türkiye’de ve yurt dışındaki temsilciliklerde çeşitli törenlerle kutlanmaktadır. Türk bayraklarıyla süslenen meydanlar, okullardaki törenler, şiirler, marşlar, konserler ve anma programları, bu tarihî günün millet hafızasındaki yerini canlı tutmaktadır.
2026 yılı, Cumhuriyet’in ilanının 103. yıl dönümüdür.
Cumhuriyet Bayramı’nın anlamı, yalnızca geçmişte kazanılmış bir zaferi kutlamak değildir. Bu gün, aynı zamanda Cumhuriyet’in dayandığı değerleri hatırlama, tarihî sorumluluğu yeniden düşünme ve ülkenin geleceğine ilişkin ortak iradeyi güçlendirme günüdür.
Her 29 Ekim’de yükselen bayraklar, bir milletin bağımsız yaşama kararlılığını; çocukların ve gençlerin coşkusu ise Cumhuriyet’in geleceğe uzanan yönünü simgeler.
7. Atatürk’ün Cumhuriyet anlayışı ve Türk milletine emanet
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet’i Millî Mücadele’nin siyasi sonucu ve Türkiye’nin geleceğini şekillendirecek temel devlet düzeni olarak değerlendirmiştir. Onun liderliğinde kurulan Cumhuriyet, millet iradesinin devlet yönetiminde esas alınması düşüncesi üzerine inşa edilmiştir.
Atatürk’ün Cumhuriyet’e ilişkin düşüncelerini en güçlü biçimde ifade eden sözlerinden biri şudur:
“Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.”¹² Kültür ve Turizm Bakanlığı
Bu söz, Cumhuriyet’in kalıcılığına duyulan inancın yanı sıra gelecek kuşaklara yönelik bir sorumluluk çağrısı olarak da okunabilir.
Cumhuriyet’i korumak ve geliştirmek, yalnızca onu kuran kadronun hatırasını yaşatmakla sınırlı değildir. Cumhuriyet’in hukukunu, kurumlarını, bağımsızlığını ve vatandaşlık bilincini güçlendirmek de bu sorumluluğun bir parçasıdır.
Atatürk ve silah arkadaşlarının öncülüğünde yürütülen mücadelede cephede savaşan askerler, Anadolu’da direnişe katılan insanlar, cephe gerisinde emek veren kadınlar, gençler ve bütün fedakâr yurttaşlar, bu tarihî yürüyüşün farklı halkalarını oluşturmuştur.
Onların fedakârlıkları, Cumhuriyet’in yalnızca bir siyasi kararın değil, milletçe verilen büyük bir mücadelenin eseri olduğunu hatırlatır.
Bu nedenle Cumhuriyet Bayramı’nda Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, Millî Mücadele kahramanlarını, şehitleri ve gazileri saygı, minnet ve şükranla anmak; tarihî hafızayı gelecek kuşaklara aktarmak büyük önem taşır.
Sonuç: Cumhuriyet, Türk milletinin bağımsızlık iradesidir
29 Ekim 1923, Türk milletinin tarihî yürüyüşünde yeni bir dönemin kapısını açmıştır. İşgallerin ve savaşların ağır yükünü taşıyan bir millet, bağımsızlık mücadelesini başarıya ulaştırmış; kendi devletinin yönetim biçimini Cumhuriyet olarak belirleyerek geleceğine ilişkin iradesini ortaya koymuştur.
Bu tarihî dönüşümün ardında, cephelerde verilen mücadele, Anadolu’da gösterilen fedakârlık, Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışmaları ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliği bulunmaktadır.
Cumhuriyet’in anlamı; bağımsız yaşama iradesinde, millet egemenliğinde, hukukun üstünlüğünde, eğitimde, çağdaşlaşmada ve ortak geleceğe duyulan sorumlulukta aranmalıdır.
Cumhuriyet, Türk milletinin yalnızca geçmişte kazandığı bir zafer değil, bugün de emekle, bilgiyle, adaletle ve dayanışmayla yaşatması gereken ortak değeridir.
29 Ekim geldiğinde göklerde dalgalanan al bayrağımız, bizlere bağımsızlığın bedelini ve değerini yeniden hatırlatır. Her bayrak, Millî Mücadele’nin hatırasını; her Cumhuriyet Bayramı, geçmişten geleceğe taşınan bir emaneti temsil eder.
Bu emaneti yaşatmak, geçmişin kahramanlarını anmak kadar gelecek kuşaklara özgür, güçlü, eğitimli ve çağdaş bir Türkiye bırakmakla da mümkündür.
Bugün bizlere düşen görev; Cumhuriyet’in tarihini doğru öğrenmek, millî egemenlik bilincini güçlendirmek, ülkemizin gelişmesi için çalışmak ve farklılıklarımızı ortak vatanımızın zenginliği olarak görebilmektir.
Çünkü Cumhuriyet’in gerçek gücü, yalnızca kuruluş gününün hatırasında değil, milletin ortak iradesinde ve geleceğe yönelik kararlılığında saklıdır.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun!
Başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, silah arkadaşlarını, Millî Mücadele kahramanlarını, bu vatan uğruna can veren aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle, minnetle ve şükranla yâd ediyoruz.
Onların fedakârlıklarıyla kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının, millet egemenliğinin ve ortak geleceğimizin ilelebet yaşaması dileğiyle…
Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti!
Ne mutlu Türk’üm diyene!
Dipnotlar
* Atatürk Araştırma Merkezi, “Cumhuriyetin İlânı”, 27 Haziran 2023. Atatürk Araştırma Merkezi
* Millî Savunma Bakanlığı, ATATÜRK Sitesi, “Cumhuriyet Dönemi”. Atatürk Sitesi
* Atatürk Araştırma Merkezi, “Cumhuriyetin İlânı”; Atatürk Ansiklopedisi, “Cumhuriyet’in İlanı”. Atatürk Araştırma Merkezi +1
* İhsan Güneş, “Cumhuriyet’in İlanı”, Atatürk Ansiklopedisi. Atatürk Ansiklopedisi
* Türkiye Büyük Millet Meclisi, 29 Ekim 1923 tarihli ve 364 sayılı Teşkilât-ı Esasiye Kanunu değişikliği. Türkiye Büyük Millet Meclisi
* TRT Haber, “Cumhuriyet’in tarihî belgeleri”, 29 Ekim 2022. Son Dakika Haberleri
* Anadolu Ajansı, “Cumhuriyet’in ilanı AA bültenlerinde”, 28 Ekim 2022; TRT Haber, “Cumhuriyet’in tarihî belgeleri”. Anadolu Ajansı +1
* Atatürk Ansiklopedisi, “Cumhuriyet’in İlanı”; Anayasa Mahkemesi, “29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Mesajı”, 28 Ekim 2025. Atatürk Ansiklopedisi +1
* Atatürk Araştırma Merkezi, “Cumhuriyetin İlânı”. Atatürk Araştırma Merkezi
* Millî Savunma Bakanlığı, ATATÜRK Sitesi, “Cumhuriyet Dönemi”. Atatürk Sitesi
* Atatürk Ansiklopedisi, “Cumhuriyet’in Onuncu Yıl Kutlamaları”; Anadolu Ajansı, “Cumhuriyet’in ilanı AA bültenlerinde”. Atatürk Ansiklopedisi +1
* T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, “Cumhuriyet”, Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri ile Nutuk’tan aktarılan metinler. Kültür ve Turizm Bakanlığı
Kaynakça
* Atatürk, Mustafa Kemal. Nutuk. Ankara: Atatürk Araştırma Merkezi tarafından yayımlanan baskılar.
* Atatürk Araştırma Merkezi. “Cumhuriyetin İlânı.” 27 Haziran 2023. Kaynak bağlantısı.
* Atatürk Ansiklopedisi. “Cumhuriyet’in İlanı.” İhsan Güneş. Kaynak bağlantısı.
* Atatürk Ansiklopedisi. “Cumhuriyet’in Onuncu Yıl Kutlamaları.” Kaynak bağlantısı.
* Millî Savunma Bakanlığı. ATATÜRK Sitesi, “Cumhuriyet Dönemi.” Kaynak bağlantısı.
* Türkiye Büyük Millet Meclisi. Teşkilât-ı Esasiye Kanunu ve 1923 Anayasa Değişikliği. TBMM kaynak sayfası.
* Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı. “Cumhuriyet.” Kaynak bağlantısı.
* Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi. “29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Mesajı.” 28 Ekim 2025. Kaynak bağlantısı.
Akademik not: Metin, tarihsel kronoloji ve kurumsal kaynaklar esas alınarak hazırlanmıştır. Dipnotlar ilgili tarihsel bilgilerin dayandığı kaynakları gösterir; doğrudan alıntılar tırnak içinde verilmiştir.
Değerli okuyucularımız, tarih sadece geçmişin aynası değil, geleceğin pusulasıdır. Bizler de bu pusulayı iyi okumalı, tarihimize, ecdadımıza ve onların bize bıraktığı onurlu mirasa sahip çıkmalıyız.
Bir sonraki yazımızda buluşmak dileğiyle...
Ne mutlu Türk’üm diyene! Sonsuz Sevgi ve Saygılarımla