İnsan tü­rü­nün iki temel iç­gü­dü­sü ol­du­ğu­nu ileri sürer bil­ge­ler; bi­lin­di­ği gibi ya­şat­ma ve öl­dür­me iç­gü­dü­le­ri­dir bun­lar. Bu ne­den­le sü­rek­li sa­va­şı­yo­ruz; ön­ce­lik­le ya­şam­da ka­la­bil­mek ama­cıy­la sa­va­şı­yo­ruz. Kü­re­sel ege­men­le­rin, sö­mü­rü amaç­lı sal­dır­gan­lık­la­rı ne­de­niy­le çı­ka­rı­lan sa­vaş­lar­da sa­va­şı­yo­ruz. Bu sa­vaş­lar ya­şa­nır­ken de sü­rek­li yok­sul­la­şı­yo­ruz. Yal­nız­ca ya­ban­cı para kar­şı­sın­da, ulu­sal pa­ra­mı­zın de­ğe­ri­nin dü­şü­rül­me­si ne­de­niy­le, her geçen günle bir­lik­te artan dış borç­la­rın te­tik­le­di­ği "ulus­la­ra­ra­sı dü­zey­de­ki" yok­sul­lu­ğu­muz­la sa­va­şı­yo­ruz. Ay­rı­ca bi­linç­siz­ce ar­tı­şı öne­ri­len nü­fu­su­mu­za ge­le­cek­te ya­şam­sal kay­nak­la­rı­mı­zın ye­ter­siz ka­la­ca­ğı en­di­şe­siy­le, her geçen gün daha çok sa­yı­da ka­pı­la­rı çal­mak­ta olan "ulu­sal dü­zey­de­ki" yok­sul­luk­la sa­va­şı­yo­ruz.
Yüz­ler­ce yıl­dır eko­no­mik kal­kın­ma, ger­çek­tey­se daha çok para ka­zan­ma amaç­lı doğal kay­nak­la­rın dü­şün­ce­siz­ce tü­ke­til­me­si so­nu­cun­da, bo­zu­lan den­ge­ler ne­de­niy­le kü­re­sel iklim de­ği­şik­li­ğiy­le sa­va­şı­yo­ruz. Or­man­la­rın yok edil­me­si so­nu­cun­da artan eroz­yon ve sel fe­la­ket­le­riy­le sa­va­şı­yo­ruz ve top­rak; yağ­mur su­la­rı­nı sin­di­re, sin­di­re içine çe­ke­me­di­ği için aza­lan yer altı su­la­rı­nın ko­run­ma­sı için sa­va­şı­yo­ruz. En önem­li­si de tarım alan­la­rı­nın ya­pı­laş­ma­ya açıl­ma­sı ne­de­niy­le; ya­rın­lar­da açlık ve son aşa­ma­da kıt­lık so­run­la­rı­nı sü­rek­li ya­şa­ma­mak için sa­va­şı­yo­ruz.

Ve bi­li­yo­ruz ki nüfus ar­tı­şı sür­dük­çe de "sür­dü­rü­le­bi­lir kal­kın­ma" değil ama "sür­dü­rü­le­bi­lir çevre so­run­la­rı" tüm dün­ya­lı­la­rın yaz­gı­sı ola­bi­lir. Bu so­run­la­rın var­lı­ğı; tüm başka so­run­la­rın daha da art­ma­sı­na ge­rek­çe oluş­tu­ra­bi­lir; eko­no­mik so­run­lar gibi, iş­siz­lik, bes­len­me ve sağ­lık so­run­la­rı gibi...
Kuş­ku­suz bu so­run­lar­la en çok bo­ğu­şa­cak olan ül­ke­ler de nü­fu­su her yıl kat­la­na­rak bü­yü­yen "ül­ke­miz de için­de olmak üzere" az­ge­liş­miş ya da ge­liş­me­si­ni henüz ta­mam­la­ya­ma­mış olan ül­ke­ler­dir. Çünkü in­san­la­rın sa­yı­sı sü­rek­li ar­tı­yor ama ya kay­nak­lar? Onlar da ar­tı­yor mu nüfus ar­tı­şıy­la doğru oran­tı­lı ola­rak? Ne yazık ki bu so­ru­ya EVET di­ye­bil­me ola­na­ğı­mız yok! Çünkü Ok­ya­nus­lar'daki balık ya­tak­la­rı, dün­ya­nın ak­ci­ğe­ri or­man­lar ve hay­van­lar için ot­lak­lar, me­ra­lar; insan sa­yı­sı­nın ar­tı­şıy­la eş­gü­düm­lü ola­rak art­mı­yor. Buna kar­şın nüfus art­tık­ça bütün doğal kay­nak­la­rın, kişi ba­şı­na düşen mik­ta­rın­da or­ta­ya çıkan bir azal­ma göz­le­ni­yor. Ör­ne­ğin; nüfus art­tık­ça, kişi ba­şı­na düşen Ulu­sal Gelir'in azal­ma­sı gibi ve buna bağlı ola­rak gö­nen­cin düş­me­si, ül­ke­de kal­kın­ma­nın dur­ma­sı gibi... Tüm bu olum­suz­luk­lar yet­mez­miş gibi, fosil ya­kıt­la­rın kul­la­nıl­ma­sı da do­ğa­nın ca­nı­na oku­yor, el­bet­te biz­le­rin de...
Bu­nun­la bir­lik­te ül­ke­le­ri yö­ne­ten­le­rin ve ken­di­le­ri­ni on­la­rın en üs­tün­de gören efen­di­le­ri­nin; ya­şa­nan bu olum­suz­luk­lar hiç de umur­la­rın­da değil. Onlar pet­rol için kan dök­mek­ten, doğal gaz için can al­mak­tan, altın için top­ra­ğı ve suyu kir­let­mek­ten hiç ama hiç vaz­geç­mi­yor­lar. Si­ya­sa­la­rı be­lir­le­yen si­ya­set­çi­ler; ka­mu­sal yarar il­ke­sin­den uzak, ulus­la­ra­ra­sı ege­men­ler­le bir­lik­te halk­la­ra ku­ra­rak tuzak, yal­nız­ca özel çı­kar­la­rı­nın pe­şin­de­ler. İşte biz dünya ge­ne­lin­de, çe­şit­li ül­ke­ler­de ya­şa­mak­ta olan sı­ra­dan yurt­taş­lar; var­lı­ğı­mı­zı sür­dü­re­bil­mek için sa­va­şı­yo­ruz.
Ve bi­li­yo­ruz son yıl­lar­da dün­ya­nın artan nü­fu­su­nu yok etmek için de bi­ri­le­ri pek çok ül­ke­de ey­lem­ler baş­la­tı­yor, insan nü­fu­su­nu azalt­mak ama­cıy­la... Ül­ke­mi­zin de sü­rek­li olum­suz dış­sal­lık­la­rın­dan et­ki­len­di­ği şu Or­ta­do­ğu ba­tak­lı­ğın­da değil pek çok yerde, ör­ne­ğin; Latin Ame­ri­ka top­rak­la­rın­da Şili, Ve­ne­zu­el­la gibi bir türlü is­tik­ra­ra ka­vu­şa­ma­mış ül­ke­ler­de...
İşte kom­şu­muz, kar­de­şi­miz bil­di­ği­miz Azer­bay­can'da, Gür­cis­tan'da, Uk­ray­na'da; her an pimi ateş­len­miş pat­la­ma­ya hazır bomba gibi halk­lar, çünkü ora­lar­da sıkça bom­ba­lar pat­lı­yor­lar. Bi­li­yo­ruz ki Ulu Ma­ni­tu (ki ken­di­si benim di­lim­de as­lın­da İllu­mi­na­tı Ör­gü­tü); kana su­sa­mış bir ca­na­var ola­rak, çıkan kar­ga­şa­lar­la, son aşa­ma­da sa­vaş­lar­la daha çok can almak is­ti­yor, doğal kay­nak­la­rın ye­ter­siz­li­ği kar­şı­sın­da... Sa­vaş­lar­la; in­san­la­rı bir­bi­ri­ne kır­dır­mak is­ti­yor ve el­bet­te bu arada savaş tüc­car­la­rı da cep­le­ri­ni dol­dur­mak is­ti­yor. Ne yazık ki dünya ge­ne­lin­de bu ger­çek­le­rin bi­lin­me­si­ne kar­şın; bazen halk­lar bile sa­vaş­la­rı te­tik­li­yor.
So­nuç­ta dünya ge­ne­lin­de ya­şa­nan kör dö­vü­şü dur, durak bil­mi­yor ve in­san­lık her geçen gün ken­di­ne ölüm­cül bir son ha­zır­lı­yor. Ve azın­lık­ta kalan ba­rış­se­ver doğa dost­la­rı da bu olum­suz­luk­la­ra kar­şın ya­şam­da ka­la­bil­mek için ve son aşa­ma­da insan tü­rü­nün de di­no­zor­lar gibi yok ol­ma­ma­sı için sa­va­şı­yo­ruz.
2026 yı­lı­nın ikin­ci gü­nün­de sa­ba­ha karşı; ABD gi­rin­ce Ve­ne­zu­el­la'ya... So­ru­lar dü­şü­ver­di usuma; şa­şı­rır­ken Trump'ın Ma­du­ro'ya kur­du­ğu pu­su­ya...
Ma­du­ro; bugün için ger­çek­ten de de madur o, kim yar­dım edecek ona, acaba hangi dostu?
Ma­du­ro dostu olmak da zor bugün; aşağı tü­kür­sen sakal, yu­ka­rı tü­kür­sen bıyık mı ? Yok; her iki taraf da Trump
Yoksa Ve­ne­zu­el­la 21. yüz­yı­lın Vi­et­nam'ı mı ola­cak?
Dünya 5'den büyük ama Trump'dan çok küçük sanki; değil mi?