Özgürlük verili koşulların belirlediği sınırlar içinde seçenek kullanabilmektir. Özgürlüğün ilk sınırlayanı koşullardır. Bir sınırlayıcı da bireyin bilinç düzeyi ile ilişkilidir. Örneğin: Kafesteki aç tutsağın el erimine kafesin anahtarı ve ekmek bırakılsa; bu koşullarda tutsak tercihini kullanacaktır. Tutsak önce ekmeğe yönelirse, kör bir tercih kullanacaktır. Bu tercih gerçek bir özgürlüğü yansıtmaktan uzaktır. Tutsak anahtara yönelirse, kafesten çıkarak öteki yaşamsal özgürlüklerine kavuşacaktır. Buridan’ın aç ve susuz bırakılan eşeği, yemek ve su arasında tercih yapamayınca yaşamını yitirir.
Özgürlük kendi sınırlarını gördüğü sürece anlamlıdır. Özgürlük bir bilinçtir, tekil olan değil, çoğul olma yolunda olmaktır. Bu olgu algılamayı, farkındalığı, duygudaşlığı, uzlaşmayı ve paylaşımı içerir.
Diktatörün güvenliği; baskı, zulüm ve şiddet ile sağlanır. Güvenlik ile özgürlük ilişkisi bir piramit görüntüsü yansıtır. Güvenlik arttıkça, özgürlük azalır. Piramit’in tepesi özgürleşince ki; aslında bu, kanunsuzluk, başına buyrukluk anlamına gelir. Katılımı ve kolektif aklı dikkate almaz. Birinin güvenliği ötekilerin (çoğunluk- tepenin alt basamağından tabana kadar) güvenlikten ve özgürlüklerden yoksun olduğu anlamına gelir. Hitler’in sınırsız sorumsuzluğu, kitlelerin güvenlikten ve özgürlüklerinden yoksun bırakılmaları ile olanaklıydı(!)
Güvenlik: Yaşama ilişkin temel hakların kullanımında yasal ve kurumsal güvencelerin olmasıdır. Bu güvencelerin, tüm varlıkları kapsamasıdır. Hiçbir ayrıcalığın olmadığı uzlaşmaların ve barışın egemen kılındığı bir yapıda güvenlikten söz edilebilir. Bu güvenlik tüm özgürlükleri kucaklayarak güvenceye alır!
Özgürlük özünde iradi olarak seçenek kullanabilmektir. Buradaki özne, özgür bireydir. Her özgür bireyin mutlaka olmazsa olmazlarının olması gerekir. Eğitim bunların önde gelenidir. Genel koşulların elverdiği oranda ve en azından orta düzeyde bir eğitim almış olmalıdır. Birey özgür iradi tercihini kullanabilir düzeyde olmalıdır. Kendi yararı ile kamu yararını en uygun biçimde bağdaştırmalıdır. Kişisel yarar ile toplumsal yararı özümsemeli ve bunu yaşama geçirebilmelidir.
Özgür birey, asgari düzeyde eğitime erişebilecek maddi olanaklara sahip olmalıdır. Bu gelir düzeyi, bireyin onurlu bir yaşamı sürdürmesini güvenceye almalıdır. Özgür birey varlığını sorunsuz olarak sürdürebilmek için; sağlığa erişim olanaklarına sahip olmalıdır.
Özgür birey, demokratik haklarını kullanırken; kurumsal olanaklarla ve hukukun üstünlüğü temelinde yasal güvencelere sahip olmalıdır. Bunun için, yaşamın olmazsa olmazı olan; düşünme, inancını yaşama, düşüncelerini örgütlü yapılara taşıyabilmeli ve dayanışma haklarını kısıtsız olarak kullanabilmelidir. Özgürlük, istediklerini yapabilmek kadar; istemediklerini de yapmamaktır! Kendisinden istenenleri yapanlarla kendi istediğini yapanlar arasındaki akılcı ve insani bağ uzlaşmadır.
Asker sivil değildir, herhangi bir oluşumun askerleri de sivil olamaz! Sivil olmak özgür olmaktır. Özgür olmak, iradi olarak seçenek kullanabilmektir. Seçenek kullanabilmek sorularına yanıt aramaktır. Yani soru sorabilmek sivil olmanın bir sonucudur, aynı zamanda da başlangıcıdır. Çözüm arayan özgür birey sorular sorarken çözümlerde üretir. Dolayısıyla sivil olmak çözüm üretebilmektir.
Temel haklara, doğaya ve tüm varlıkların yaşamına katkı sunabilmek için soru sorarak çözümler üretebilenler sivil olabilir. Genellikle inanç sistemleri buna imkân tanımaz. Bu nedenle inanç toplulukları ile ilgili yapılanmalar ve o yapılanmalarda yer alan neferler sivil olamaz!
Emekçilerin güvenliği ve özgürlüğü, egemenlerin yasa dışılıklarını sınırlar. Sermayenin güvenliği ve özgürlüğü ise, emekçilerin yaşam alanlarını sınırlar. Bu zıtlığın kısmen dengelenmesi demokratik yapılarda olanaklıdır. Bunun için sınıfsal uzlaşma kaçınılmazdır. Sınıfsal uzlaşma, sınıfı temsile yetkili kurumların uzmanlaşmış yetkili kurum veya temsilcileri aracılığı ile gerçekleştirilebilir. Dahası, temel haklar yaşamın olmazsa olmazı olarak kabul edilmelidir. Bu kabuller, uygulamalarla doğal bir yaşama biçimine dönüştürülmelidir. Kültür bir yaşama biçimidir söylemi burada dikkate alınmalıdır. Ayrıca, temel haklar çevresel bileşenlerden soyutlanmadan dikkate alınmalıdır. Özgür bir bireyin yaşam güvencesini belirleyen çevre gözden ırak tutulmamalıdır. Doğanın korunması, öncelikli olarak olması gerekenlerdendir. Temiz hava ve temiz su yaşamın olmazsa olmazlarındandır. Bunun için yağmalanmamış, bozulmamış bir doğa, doğal haliyle korunmalıdır. Aynı şekilde yaşam zincirinin tüm halkaları özenle korunmalıdır. Hayvanlar ve bitkilerde en az bizim kadar(insanlar) güvenli bir yaşam hakkına sahip olmalıdır. Dahası, bunlardan özel olarak korunması gerekenler içinde özenli olmak gerek. Doğadaki yaşam döngüsünün bütün bileşenleri için özen göstermek aynı zamanda kendi yaşamımızı güvenceye almakla eş anlamlıdır…