Tolstoy sormuş:

“İnsan ne ile yaşar?”

Yanıtını da kendisi vermiş:

“İnsan sevgi ile yaşar.”

Onun bu sorusundan yola çıkıp ben de soruyorum:

İnsan ne için yaşar?

Bu soruyu bizden önceki kuşaklara sorsaydık eğer belki şöyle yanıt verirlerdi:

İnsan onuru için yaşar. Şerefi için yaşar. Haysiyeti için yaşar. Adı, sözü, ilkeleri için yaşar.

Gerçi bugün için bu sözcüklerin piyasa değeri pek yok.

Onur para etmiyor. Vicdan takipçi kazandırmıyor. İlke görünürlük sağlamıyor. Ama beden para ediyor. Gösteriş para ediyor. Haz para ediyor. Şöhret para ediyor.

Bu yükselen değerler borsasında belli ki insan sevgi için değil de , sanki yalnızca haz için yaşıyor gibi...

Yiyor. İçiyor. Tüketiyor. Gösteriyor. Beğeniyor. Kaydırıyor. Bir sonraki görüntüye... Bir sonraki ürüne... Bir sonraki insana...

Geçmişte kalan günlerde insana “düşünen hayvan” denirdi.

Bugün insan; düşünüyor mu gerçekten?

Ne giyeceğini ekran söylüyor.

Ne alacağını reklam söylüyor.

Kimi beğeneceğini algoritma söylüyor.

Nereye gideceğini fenomen söylüyor.

Sonra da insan bütün bunların kendi özgür seçimi olduğuna inanıyor.

Ne güzel özgürlük!

Üstelik bu “bilge insan”; doğayı kirletiyor, hayvana eziyet ediyor, kadını dövüyor, çocuğu istismar ediyor, güçsüzü sömürüyor, sonra da türünün adındaki Homo sapiens sözcüğünden gurur duyuyor.

“Sapiens” Türkçesi ile bilge insan... Tamam da bilgelik bunun neresinde?

Ve biz günümüzde de dünlerden kalan birtakım eski moda kavramlar kullanıyoruz.

Hukuk diyoruz. Yurttaşlık diyoruz. Kadın hakları diyoruz. Çocuk hakları diyoruz. Doğa diyoruz. Çevre diyoruz. Adalet diyoruz. Vicdan diyoruz.

Daha açık bir anlatımla günümüzün yükselen değerler piyasasına göre bir sürü martaval anlatıp insanların keyfine çomak sokuyoruz.

Çünkü çağın buyruğu başka: Canım ne isterse yaparım.

İyi de insan olmak biraz da canının her istediğini yapmamak değil miydi?

Kendini sınırlamak... Başkasını hesaba katmak... Utanmak... Sorumluluk duymak... Vicdan sahibi olmak...

Bu değerler çekip giderse geriye ne kalır?

Son model telefon kullanan, otomobil süren, internete bağlı, teknolojiyle donatılmış gelişmiş bir canlı...

Ama insan?

İşte orası tartışılır.

Tolstoy, “İnsan sevgi ile yaşar” demişti.

Ben bugün soruyu biraz değiştiriyorum:

İnsan yaşıyor, tamam. Yiyor. İçiyor. Çalışıyor. Tüketiyor. Eğleniyor.

Peki bütün bunları yaparken gerçekten de insan olarak mı yaşıyor?

Çünkü yaşamak başka şeydir ama insan kalabilmek bambaşka bir şey...