Farkındalık, birey için olmazsa olmazlardandır. Yaşama katkı yapabilmenin ön basamağıdır. Ne ve kim olduğunu bilmek bilinçle oluşur, ön görebilirlikle katkı sunar veya çözüme yönelir. Bu pozitif oluşum algı ve düşünceye gerek duyurur. Deney ve gözlem, olay veya olguların olmazsa olmazlarındandır. Bilinçli yaşamın kapılarını açar ve üretkenliği artırır. Algı farkındalığın olmazsa olmazıdır. Sıradan algı, alışılmış yaşamın sürdürülmesi için gereklidir. Alışılmışı sürdürmek tekrar temelli bir eylemliliktir. Buradaki temel sorun; değiştirip dönüştürerek yaşama katkı yapacak bir algı konumlandırılmasıdır. O zaman, algının bilinçli olarak işlevlendirilmesidir ki; sonuçta bu bir bilinç işidir. Yaşamı öncekiler veya başkaları tarafından düzenlenenler için sorunlu hal, sorun sayılmayabilir. Bilinçli bireyin yönelimlerini gereklilikler kadar, istemleri de belirler. İstem ve beklentilerin gözetilmesi, özünde yaşama ideolojik yaklaşım demektir. Zaten yaşama ilişkin her olay ideolojiktir. Bu ideolojik yönelimin temelinde ise, kesinlikle varlık sürdürme temelli paylaşım sorunları yatar.
Farkındalık, Yaşama katkıları:
• Stresin azalması. Kaygı ve stres yaratan düşüncelerden uzaklaşmayı sağlar. İstenilerek yapılan şeylerdeki yorgunluk bile dinlendiricidir.
• Duygusal düzenleme. Duyguların daha iyi yönetilmesine yardımcı olur. Duygusal düzenleme kesinlikle bilinçle ilişkilidir. Bilinç birey yararına kullanıldığında bundan yaşamda yararlanır.
• Odaklanma ve konsantrasyonun artması. Zihinsel dağınıklığı azaltarak daha verimli çalışmayı sağlar. Enerjinin tasarrufu ve verimli kullanılması olanaklı hale gelir.
• Fiziksel sağlık. Tansiyonun düşmesine, bağışıklık sisteminin güçlenmesine ve kronik ağrılarla başa çıkmaya katkıda bulunur.
• Daha iyi ilişkiler. Empati ve sosyal farkındalığı artırarak iletişim becerilerini geliştirir. Empati çoğalmanın en kısa yoludur.
• Yaratıcılığın artması. Zihinsel berraklık ve odaklanma, yaratıcı düşünceyi teşvik eder. Yaratanların yaratıcılığı, yaratılmışların kulluğu tartışılamaz.
• Kendini tanıma ve kişisel gelişim. Kendi düşüncelerini, duygularını ve davranışlarını daha iyi tanımayı sağlar. Kendini tanımak, yaşam sürdürme temelinde yaratıcılığın kapılarını açar.
• Duyguları tanımak: Gün boyunca hissedilen duyguları not almak, hangi durumlarda nasıl hissedildiğini anlamaya yardımcı olur. Tanımak, objenin süreç içindeki halini ve nelere evrilebileceğini algılamaktır.
• Empati kurmak: Başkalarının duygularını anlamaya çalışmak, empati yeteneğini geliştirir. Empati farkındalıktır ve birlikteliğin, dayanışmanın ve güvenin yollarını açar.
• Stres yönetimi: Nefes egzersizleri gibi tekniklerle zor durumlarla başa çıkma becerisi kazanılabilir.
• Günlük tutmak: Duyguların ve bunların başkaları üzerindeki etkilerinin yazılması, kişisel farkındalığı artırır. Okumak algılamak, yazmak ise; yaşamdan yana çoğalmaktır.
• Destekleyici bir ağ oluşturmak: Güvenilen arkadaşlar ve aile üyeleriyle duygular paylaşılabilir, bu da duygusal düzenlemeyi kolaylaştırır.
Duygusal farkındalık geliştirmek, bilinçli çaba ve pratik gerektirir. Bütün bu öneriler onurlu ve saygın yaşam için gereklidir. Adil paylaşım ise, yaşamın olmazsa olmazıdır:
Var, Paylaşmak Yok!..
Var, paylaşmak yok! Savaşta değiliz, ama yenik düştük yoksulluk kavgasında.
Var, paylaşmak yok! Yoksulluk değil, adaletsizlik yeniyor bizi! Kaynaklar yeter, açgözlülük bitirmez!
Kaynaklar yeter, artar da… Adil paylaşmak bir yana, hiç paylaşmamaktan yana onlar!
Bir lokma ekmeği bölmek yerine, bir sofrayı kapatıyorlar. Bir damla suyu paylaşmak yerine, bir nehri kurutuyorlar.
Bir lokma bölünürse bayram olur, Bir damla paylaşıldığında deniz olur! Adalet sofrada başlar, Paylaşmak çoğaltmaktır, saklamak yok etmektir!
Var, paylaşmak yok! Ama biz, zinciri birlikte kıracağız! Bir lokma, bir damla, bir nefes… Birlikte çoğalır, birlikte özgürleşir!
Oysa paylaşmak, çoğaltmanın en eski sırrıdır. Bir lokma bölündüğünde bayram olur, bir damla paylaşıldığında deniz olur.
Ve biz, yoksulluğun zincirini ancak birlikte kıracağız. Paylaşılmayan varlık, yokluğun en keskin silahıdır!...