“AI is a knife that can decide by itself whether to cut salad or to commit murder.”
Yuval Noah Harari, Davos Dünya Ekonomik Forumu, 2026
Bugün biri çıkıp da “Beyin bedava” dediğinde, bu çağda ne kadar da trajikomik bir önerme olurdu.
Çünkü artık beyin bir lüks; düşünen, sorgulayan, çözen beyinler hızla azınlığa düşerken, algoritmaların efendileri için asıl arzu edilen oluşum; bey-in-sizliktir.
Daha açık bir anlatımla; dışarıdan bakıldığında insan gibi görünen, dahası yürüyen, konuşan, oy veren, kahve içen ama düşünmeyen bir tür “sistem sadıklığıyla çalışan zihin boşlukları” olan varlıklardır.
Bugün dünyanın “efendisi” sanılanlar ki örneğin Donald Trump gibi gürültülü figürler; gerçekte bu büyük dijital illüzyonun oyuncaklarıdır. Onlara parmak sallayanlar, coşkuyla alkışlayanlar, sloganlarını sosyal medyada paylaşanlar, ayırdında olmadan başkalarının tasarladığı bir senaryoda yan rol oynamaktadırlar.
Oysa gerçek yönetmen koltuğunda sessiz, görünmez, her şeyi ama her şeyi izleyen birileri oturur ki onlar algoritmaların efendileridir.
Bu efendilerden Elon Musk’ın bir tweet’i bir borsa devirebilir. Jeff Bezos’un veri politikası milyarlarca tüketicinin yazgısını belirleyebilir. Bill Gates’in “yalnızca öneri” dediği dijital sağlık sistemleri, devletlerin politikasına yön verebilir.
İşte epigrafta yer alan Harari’nin 2026 Davos Zirvesi'nde dile getirdiği bu çarpıcı uyarı, tam da burada devreye giriyor:
“AI is a knife that can decide by itself whether to cut salad or to commit murder.”
Harari'nin bu sözlerinin birebir Türkçesi ile “Yapay zekâ, salatayı doğramaya mı yoksa cinayet işlemeye mi karar verebilen bir bıçaktır.” olsa da Harari bu sözleriyle gerçekte diyor ki:
Bu bir “çatal-bıçak takımı” değil; çocuklara yemek yedirilecek bir mutfak oyuncağı hiç değil.
Bu bıçak, kimin aç kalacağını, kimin doyacağını; kimin verisiyle karar alınacağını, kimin verisinin yok sayılacağını belirleyebilir.
Ama bu kararları alan, salt yapay zekâ değildir.
Tehlike, bu gücün kimlerin elinde biriktiğindedir.
Ve Davos’taki salonun en sessiz köşesinde oturan bazı oligarklar, bu sözlerin kimin için söylendiğini çok iyi bilmektedir.
Kuşkusuz bu bıçak; kimin aç kalacağını, kimin doyacağını; kimin görünür olacağını, kimin yok sayılacağını belirleyebilir. Ama bu kararlar yapay zekânın kendi aklından çıkmaz. Çünkü yapay zekâ, henüz bir araçtır, gerçek beyin değildir. İşte tehlike; bu aracın kimin elinde, hangi niyetle, ne tür verilerle oluşturulduğundadır
İşte tam burada Yapay Zeka'nın GIGO (Garbage In, Garbage Out) ya da Türkçesi ile “çöp verirsen çöp alırsın” ilkesi devreye girer. Eğer sistemin içinde doğrular değil de kurgu varsa, eğer veriler gerçek insan öykülerini değil de propaganda metinlerini içeriyorsa, eğer algoritmalar halkın iyiliği için değil de egemenlerin çıkarı için tasarlandıysa…
Sonuç bellidir; burada egemen olan düzen dijital maskeler takılmış diktatörlüklerdir.
Peki halk?
Halkın büyük çoğunluğu ne yazık ki değişen, dönüşen ya da yeniden kurgulanan bu yeni dünya düzeninin ayırdında olmaksızın "Trump geldi, Biden gitti", "Erdoğan yaptı, Kılıçdaroğlu bozacaktı" gibi siyaset sonrası dedikodularla oyalanıyor.
Oysa gerçek soru şudur: Verin kimde? Yapay zekâyı kim kodluyor? Algoritmaların karar mekanizmasını kim belirliyor?
Eğer bu sorulara yanıt veremiyorsak, seçimlerde oy verse de, ekranlarda tartışsa da halk; gerçekte dijital bir kukla gösterisinde figüran olmaktan öteye geçemiyor. Ve evet, bunun adı artık cehalet/bilgisizlik değil yalnızca BEY-İN-SİZLİK.
Daha açık bir anlatımla; beyin yerine algoritmalarla çalışan, ama algoritmayı tasarlayanı hiç sorgulamayan postmodern bir zihin kaybıdır bu durum...
Bu durum karşısında çözümse; silkinmektedir, sorgulamaktadır. Veri denen gizemli kavramların arkasındaki yapıyı, parayı, niyeti görmektedir.
En önemlisi de işlevsiz bırakılıp, dumura uğratılmak üzere olan beynimizi geri almaktadır.
*Bir açıklama:
Harari yazımıza konu olan bu sözlerini, 2026 Dünya Ekonomik Forumu (Davos) kapsamında gerçekleştirilen "AI and Geopolitical Power" başlıklı panelde dile getirmiştir. Konuşmanın tamamı Forum'un resmî dijital arşivindedir. Harari, bu açıklamalarıyla yalnızca yapay zekânın teknik doğasını değil, onu yöneten gücün etik sorumluluğunu da sorgulamaktadır.