1 MAYIS’IN HEDEFİ; ÜRETİCİLERİN MİLLİ HÜKÜMETİ İLE İKTİDAR OLMAK.

Vatan Partisi olarak 1 Mayıs Birlik ve Mücadele gününde “Vatan-Emek-Namus” diyerek meydanlara inecek sendikalarımız ve işçi sınıfımızla birlikte alanlarda olacağız.

Son bir yıl içinde işçi hareketi ve mücadelesi yükselişe geçerek önemli eylemlere ve başarılara imza atmıştır. Polonez işçilerinin destansı mücadelesi yeni bir başarı modeli yarattı ve sonuç aldı. Çayırhan maden ve enerji işçilerinin bölge halkının desteğini de alarak özelleştirmeye karşı verdikleri mücadele işçi sınıfına büyük deneyimler kazandırdı. Belediye şirket işçilerinin birçok yerde verdiği haklı mücadelesi, özelleştirilen kamu hizmetlerinin sorunlarını ve kamulaştırmanın yakıcı ihtiyacını gözler önüne sermiştir. Türk-İş önderliğinde Ankara’da yapılan yakın tarihimizin en büyük mitinginde asıl sorunun Hükümetin dışa bağımlı Ekonomi Programı olduğu saptanarak çözüm talepleri dile getirildi.

İşçi Sınıfının önündeki en büyük sorunlardan biri sendikal güvencedir. 17 Ocak 2026 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan verilere göre işçi sayısı 16,7 milyon buna karşılık sendikalı işçi sayısı ise 2,4 milyondur. Yani sendikalı işçi oranı ne yazık ki %14.5 tir. Bugün iş kanunu 18. Maddesinde belirtilen sendikal güvencenin önündeki en büyük engel işverenin sendikal nedenle işçi çıkarmasını engelleyecek ölçüde yaptırım uygulayacak yasal boşlukların giderilmemesi ve yetki aşamasında işverenin iş kolu değişikliği gibi haksız yolara başvurmasının engellenememesidir. Bugüne kadar ki hükümetler gibi AKP hükümeti de bu konuda gerekli adımları atmaya yanaşmayıp işçileri sendikasızlığa mahkum etmektedir.

Halen 600 bin civarında kamu ve özel sektör işçisinin toplu sözleşme süreci devam ediyor. Ancak işçi sınıfının toplu sözleşme ile elde ettiği kazanımlar yüksek enflasyon nedeniyle güneşi gören kar gibi erimekte çalışanlar her geçen gün daha fazla yoksullaşarak yaşamak zorunda kalmaktadır. AKP hükümeti enflasyonla mücadeleyi bahane ederek çalışanların ve emeklilerin ücret artışlarını bir yük olarak görmektedir.

1980 sonrası serbest piyasa adı altında Türkiye’ye dayatılan Neo-Liberal sistem; Emperyalist merkezlerden yüksek faizli sıcak paraya, içeride ise faizciye, vurguncuya, rantçıya kaynak aktararak halkı yoksullaştırmıştır. Üretime kaynak aktarmayıp yeterli desteği vermeyen bu sistemle çitçi, esnaf ve sanayicilerimiz artan maliyetler karşısında giderek üretim alanından çekilmek, kepenk indirmek zorunda bırakılmıştır.

Borçlanma, faiz, rant ve vurguna dayalı bu sistem çökmüştür. Bu program değişmedikçe emekçilerin, köylü, esnaf ve sanayicinin de durumunda iyileşme beklemek hayalciliktir. Milli güçlere dayanan yani işçi, çitçi, esnaf ve sanayiciden güç alan bir üretim ekonomisi programını hayata geçirecek Milli Hükümet bir zorunluluktur. Üretim ekonomisine geçiş ülkemizin bağımsızlığı ve güvenliği için de yakıcı bir ihtiyaçtır.

Türkiye ekonomisini ayağa kaldıracak kaynaklarımız da var. Türkiye’de kazanılıp yurt dışında ki bankalara kaçırılan 500 milyar dolar getirtilip yatırım ve üretime kazandıralacaktır.

Akbük Yolu Ye­ni­le­ni­yor
Akbük Yolu Ye­ni­le­ni­yor
İçeriği Görüntüle

Vergi düzenlemeleri ile Bankaların ve büyük sermayenin fahiş karları vergilendirilerek yatırıma dahil edilecektir. Ve yine özel sektörün banka kasalarında yatan 350 milyar dolarlık Altın, mülkiyete el konulmadan yatırım ve üretime kazandırılacaktır.

Emperyalist sistemin dayattığı bu Neo-Liberal sistemin yıkılması ve yeniden halkçı-kamucu programın inşa edilebilmesi için işçi sınıfının siyasallaşması gerekiyor. Bütün sorunların çözümü Milli Hükümet gerçeğine gelip dayanmışır. Üreticilerin Milli Hükümeti emekten yana, üretim ve hakça bölüşüm için yakıcı bir ihtiyaç haline gelmiştir. Bu anlamda bütün işçi ve emekçi önderlerini Vatan Partisi saflarında görev almaya, iktidar olmaya çağırıyoruz. 30.04.2026

YAŞASIN 1 MAYIS.

YAŞASIN EMEKÇİ VE ÜRETİCİLERİN BİRLİĞİ.

Adnan Çelik

Vatan Partisi Didim İlçe Başkanı