Osmanlı döneminde bozuk düzene başkaldıran yiğitler, ki onlar efeler "padişaha göre eşkıyalar" dağlara çekilir, halkın ve yoksulun hakkını savunurdu.
Onlar, devletin kadısını, sipahisini, müftüsünü değil; yalnızca vicdanlarını dinlerdi.

Padişah ferman gönderirdi; onlar umursamaz, halkın doğrularını savunmak için dağa çekilirdi.

İşte o günlerde padişahın çerileri; Batı'dan tüfek alıp da donandığında, Köroğlu dile geldi:

Benden selam olsun Bolu Beyi’ ne;

Çıkıp su dağlara yaslanmalıdır.

Ok gıcırtısından kalkan sesinden;

Dağlar seda verip seslenmelidir…

Düşman geldi tabur tabur dizildi

Alnımıza kara yazı yazıldı.

Tüfek icat oldu mertlik bozuldu

Eğri kılıç kında paslanmalıdır.

Çünkü o dönemlerde mertlik, bileğin gücüyle ölçülürdü.

Tüfek, uzaktan öldürüyordu; kalleşçe ama mert olan, gözünün içine bakarak dövüşürdü yüreklice...

Bugün ne yazık ki akademi dünyasında, 1980 öncesinin bilgeleri – yani dünlerin efeleri, yiğitleri ya da eşkıyaları – gibi yalnızca bilgi, bilim ve aydınlanma için özveriyle çalışan insanlar yok artık. Ve onların saltanatını yıkmak için bekleyen yeni bir güç, yeni bir olanak, yeni bir teknoloji var ki o da Yapay Zeka...

Şimdi kibrin yerine algoritma, şablonun yerine ortak üretim geliyor.

Kendini dokunulmaz sanan, öğrenciyi muhatap almayan, sınıfta olmayan ama sınavda not kesen hocalar...

O kasıntı, öğrenciyi zora koşan, öğrenciden uzak duran “hoca”ların karşısına yeni bir güç olarak dikiliyor. Dijital çağın sundukları, yapay zekanın kolaylıkları, araştırmacıyla bir adviser, bir danışman gibi çalışabilme olanakları; bir bakıma o kibirli, o kasıntı hocaların pabuçlarını dama atıyor. Üstelik dijital çağın uzmanları da yakın gelecekte işsiz kalacaklar kervanına katılacak olan o hocaları uyarıyor:

“Yapay zekâ çıktı, sizin de işiniz bitti, size de ufaktan yol göründü, çünkü yakınsa işsiz kalacaksınız!”

Evet, akademide gerçek bilginin yerini “puan toplayıcılar” alınca, onların yerini de “ChatGPT” gibi, DeepSeek gibi, Gemini Advance gibi yardımcılar almaya başladıkça; o havalı akademisyenler için de tehlike çanları çalıyor.

Bugün öğrenciler bile şöyle diyor:

“Hocamdan değil, algoritmadan öğrendim.

Yapay Zeka ile çalıştım, sordum, sorguladım, daha çok tartıştım, daha çok öğrendim.”

Ve siz havalı akademisyenler; artık uyanın, kendinizi Tanrı gibi görmekten vazgeçin, çünkü sizlere karşılık Yapay Zeka modelleri çok daha yararlı ama öğrenciye üstten bakmayan ve kasıntılık yapmayan bir seçim.

Ne yazık ki çok yakın bir gelecekte, Köroğlu’nun “Tüfek icat oldu, mertlik bozuldu” deyişi gibi, sizler de şöyle diyeceksiniz: “Yapay zekâ çıktı, saltanatım yıkıldı!” Çünkü artık akademideki asıl işbirliği; sorgulayan öğrenciyle, düşünen yapay zekâ arasında kuruluyor.