Bilinmeyen, istenmeyen ve beklenmeyen olay veya olabilirlikler karşısında ortaya çıkan duygu tepkidir. Bilinmeyenler ve karanlık sadece insanlar için korkutucu değil, birçok canlı içinde geçerli bir duygudur. Korkuyu yenebilen en etkili güç merak ve soruşturmadır. Bu nedenle; “Üstüne varılmayan korkular aşılamaz!” derim. Demek ki; merak, araştırma, soruşturma ve cesaret korkuyu yenebilir.
İnsanlarımızı en az bildikleri fakat gözü kapalı inandıkları konularda en yakınlarında olan ve en çok güvendikleri kişiler tarafından aldatılmaktadırlar. İnanma ihtiyacı içinde olanlar, aldatılmaya en yakın olanlardır. İnsanlarımız genel olarak kendilerinin çözmesi gereken yaşamsal sorunların çözümünü başkalarından (inandıkları kişiler) beklemektedirler. Bunun için sorumluluklarından kaçmayı yeğlemektedirler. Bu olumsuz yaklaşımları nedeniyle kendi kendilerine ihanet etmekteler.
Bilinçli, çağdaş ve normal insanlar, sorun çözme yeteneğine sahip olması gereken kişilerdir. Sorun çözmede, kişisel çabalarının yetmediği noktalarda örgütlü güç oluşturmalarının kendi yararlarına olacağı bilinciyle hareket etmelidirler!
KORKU.
Belirsizlik, bilinmezlik ve güvencesizlikler korkunun kaynağıdır. Geleceğin ön görülemez ligi de istikrarsızlığın kaynağıdır.
Hukuka uygunluk olmazsa olmaz bir öncelikli koşuldur. Yaşamda kurumsal güvenceler belirleyici olmalıdır. Her koşulda yaşama ilişkin temel haklar, yasal ve kurumsal güvenceye kavuşturulmalıdır. Böyle bir ortamda istikrardan söz edilebilir. İstikrar, varlığın sorunsuzca sürdürülebilmesi ve geleceğin güvencesidir.
Korkuya ilişkin ilginç bir örnek var; köpek, kendisinden korkanın korkusundan korkar. Hırçınlaşması ve hatta saldırmasının temelinde bu belirsizlik yatar. Hayvanların algısı, insanlardan daha güçlüdür. İnsanlardaki algı körelmesinin nedeni, sözlü iletimin gelişmesidir.
GÜNAH
Günah, yaşamın olumsuzluklarından oluşan bir birikimdir. Bu birikim kuşaktan kuşağa irdelenmeden aktarılır. Süreç içinde ortadan kalkan gerekçeler sürdürülür. İnançların yarattığı tartışılmazlık ve dokunulmazlık bunda etkili olur. Dünyaya gelen bir canlı en saf ve temiz bir varlıktır. Ancak, özellikle insan türü içinde bazı çocuklar araştırılmamış ve soruşturulmamış suçların muhatabı olurlar. Böyle olunca da yaşamdan almaları gerekenleri alamaz. Çünkü onların giysileri daha önceki kuşaklar tarafından biçilmiştir(!)
Korkunun egemen olduğu ve yasal (iktidarın uymadığı) güvencelerin olmadığı bir yapıda özgürlüklerden söz etmek güçleşir. Bütün bu var olan olumsuzluklar yetmezmiş gibi, güvenlik adı altında yeni yasal düzenlemelerin yapılmak istenmesi, yaşamı bulanıklaştırmakta ve geleceği öngörülemez kılmaktadır. Bu önlemler meclis eliyle yapıldığında vatandaşlara sokaklarda direnme dışında bir seçenek bırakılmamaktadır. Gösteri ve yürüyüş hakkının anayasal bir dayanağı olmasına karşın bu hak da kullanılmaz hale getirilmektedir!
Korku diktatörlerin en vazgeçilmezlerindendir. Bu nedenle sürekli olarak düşman yaratırlar. Genellikle de düşman yaratırken ülkeyi bölerler. Düşman söyleminin alıcıları olduğu sürece, bunu planlı olarak ortaya atanlar; durumdan yararlanmaya devam ederler. Derin yoksulluk, dayatılmakta olan düzensiz ve kuralsız yeniden paylaşımların kaçınılmaz sonucudur(!)
TABULARIMIZ.
Hemen hemen her toplumun tabuları var. Genellikle problem tabuların varlığında değil, tabuların yaşama hangi oranda etki ettiği ile ilgilidir. Yani tabunun yönetimdeki ağırlığı ve belirleyiciliği önemlidir:
-Bir konuda tabu yaratmak, o konudaki yaratıcılıklara nokta koymaktır!
-Tabuyu koruyarak sürdürenler ondan en çok zarar görenlerdir(!)
-Var olduğu var sayılan(soyut) kutsalların dokunulmazlığını kabul ettirir (!)
- “Ensest dünyanın en yaygın tabusudur!
-Tabu, sıradanların bulundukları konumda var olmaya devam etmelerini, egemenlerden yana güvenceye alan bir fiili tutuculuğun sürekliliğidir.
-Tabunun varlığını sürdürmesi, ısrarcı ve direşken olmasıyla olanaklıdır; çünkü her tabu bir değişmeze tutunur!
-Tabudan çıkarı olan azınlık yalnız değildir, çünkü çıkarlarını genel çoğunluğun çıkarı diye, yetmezlikleri olanlara belletirler.
-Tabuları yetmezliklerin ardına saklanan çıkarcılar ile, çıkarı olanların propagandalarına körü kürne inanan kitleler devam ettirir.
Tabular, toplumda dokunulmazlık alanları oluşturur. Her dokunulmazlık bir imtiyaz ve ayrıcalıktır. Toplumlardaki milliyetçilik ve dincilik aynı silahı kuşanmakta ve bu nedenle de ensest ilişki içinde olabilirler(!)…