Köy derneklerin deki feodal yapının önem va anlamı

Kentleşme süreciyle birlikte büyük şehirlere taşınan köy dernekleri, kağıt üzerinde sivil toplum kuruluşu gibi görünseler de iç işleyişlerinde genellikle geleneksel feodal yapıların birer izdüşümü olarak karşımıza çıkarlar. Bu yapılar, modern kent hayatı içinde eski aidiyetleri koruma refleksi gösterirken belirli unsurları ön plana çıkarırlar:

1. Hemşehricilik ve Mikro-Milliyetçilik

Feodal yapının en belirgin tezahürü, "bizden olan" ve "olmayan" ayrımıdır. Dernekler, bireyin liyakatinden ziyade hangi köyden veya sülaleden olduğuna odaklanır. Bu durum, kent içinde kapalı bir devre oluşturarak bireyin modern kentli kimliği kazanmasını geciktirebilir.

2. Sülale Egemenliği ve kanaat önderi Hiyerarşisi

Köydeki geniş aile veya aşiret hiyerarşisi dernek yönetimine doğrudan yansır. Kararlar genellikle demokratik süreçlerden ziyade, sülale büyüklerinin veya ekonomik gücü elinde bulunduran "hatırlı" kişilerin onayıyla alınır. Bu, feodalitedeki "ağalık" sisteminin kentteki yumuşatılmış bir versiyonudur.

3. Siyasi ve Sosyal Aracılık (Rant Mekanizması)

Feodal yapılar, üyeleriyle devlet veya yerel yönetimler arasında bir fark köprü kurmaya çalışır. Dernek başkanları, üyelerin oy potansiyelini bir pazarlık gücü olarak kullanarak;

İşe alımlarda öncelik,

İmar ve belediye hizmetlerinde ayrıcalık,

Siyasi adaylıklarda destek gibi taleplerde bulunur.

4. Geleneklerin Muhafazası

Düğün, cenaze ve bayram gibi kolektif etkinlikler, feodal yapının dayanışma gücünü sergilediği alanlardır. Bu etkinlikler sadece birer sosyal buluşma değil, aynı zamanda topluluğun bir arada durduğunu ve hiyerarşik düzenin devam ettiğini gösteren ritüellerdir.

5. Denetim ve Baskı Mekanizması

Feodal yapı, birey üzerinde bir sosyal denetim kurar. Dernek aracılığıyla köylülerin birbirini denetlemesi, "elalem ne der" baskısının şehirde de sürmesine neden olur. Bu durum, özellikle genç kuşakların ve kadınların bireysel özgürlük alanlarını kısıtlayabilen bir faktördür.

Özetle; kentteki köy dernekleri bir yandan göçle gelen birey için "güvenli bir liman" görevi görürken, diğer yandan feodalitenin hiyerarşik ve sorgulanamaz yapısını modernize ederek yaşatmaya devam ederler. Bu yapılar, modern sivil toplumun gerektirdiği "hak temelli" anlayıştan ziyade, "aidiyet temelli" bir güç odağı olmayı tercih ederler.

Kentteki bu yapılanmaların yerel yönetimler üzerindeki etkisi artık yadımsanmaz bir hal almıştır
Siyasal ve sosyal blok boşlukları kentlerdeki köylülerin feodal izdüşümleri; sosyalleşme adı altında mahalle klink örgütlülüğü durumu almıştır.

Eğitime, sanata kadına çocuğa çevreye modern kent yaşantısına verilmeyen önemin yerini; sürdürülebilir feodal yapı almıştır.

Saygılarımla..