Roman kavramı Fransız edebiyatından alınmıştır. Gelenekleri, görenekleri, karakterleri, tutkuları, duyguları belli bir yer ve zaman içinde gerçeği andırır yolda anlatan düzyazı türü.
Roman başucu kitapları gibi okuyarak ara vererek, ileride tekrar ele alırım diyerek, kapatıp, bir yere konmuyor.
Başlayınca merak ediliyor, ara vermeden sonuna kadar okunuyor. Okuyucu beğenirse iki defa okuma arzusu doğuyor.
Beğendiğim böyle bir romanı önce içerik olarak okudum. Edebiyat ve dil yönünden tekrar okumayı arzu ediyorum.
Roman Yazarı Elif Şafak 1971 yılında Straßburg’da dünyaya geldi. İstanbul ve Londra’da yaşıyor. Türkiye’de çok okunduğu gibi yurt dışında da çok tanınmış bir yazar.
Roman 2016 yılında Havva’nın Üç Kızı adıyla yayınlanıyor. Almanca’ya Cennetin Kokusu, Der Geruch des Paradieses, başlığı ile çevrilmiş.
Olay anlatılırken sosyoloji, psikoloji, siyasal ve felsefe bilim dallarında çok yönlü bilgi içeriyor. Böylece sadece iyi vakit geçirme amacı güdülmemiş. Haliyle okuyucuyu öğrenmeye ve araştırmaya yöneltiyor.
Yurtdışında yaşayan okuyuculara Türkiye’de gelişen dini, sosyal ve politika ortamlarına açıklama getiriyor.
Altmış yetmiş yıllarında Türkiye’den ayrılanlar, bugün dünyadaki gelişmelere paralel olarak toplumun siyah beyaz olarak ikiye ayrıldığını görüyor. Halbuki o yıllarda çok renklilik vardı. Lâik rejime inanan biriyle, tüm dini kuralları yerine getiren evlilik yapıyordu.
Romanı Almanca okuduğum halde sanki Türkçe okuyorum gibi algıladım. Romanda rol alan anlatılan karakterler, gelenek görenek ve duygular bana hiç yabancı gelmedi.
Okuyan, yüksel tahsil yapma şansı olan kız çocukların babaları lâik rejime inanmış, Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkelerini benimsemiş bireylerdi. Böyle aileden gelen kız çocukların anneleri baş örtüsü takar, inandığı İslâm dini kuralları uygulardı. Ailede ve çevrede hiçbir sorun olmazdı.
Romanın kahramanı Peri ailesinde Anne ile babanın kavgasıyla büyür. Baba için din şahsın özeliyle Tanrı arasında inancında birey hürdür. Buna rağmen eşinin başörtü takmasında hoş görülü olamaz. Dine karşı değil, imanı kötüye kullananlara karşı.
Annesi cezalandıran, korkutan Allah inancıyla uykusuz kalır, günahlarından arınmak için dua eder.
Peri ailede ikilem içinde, kavga büyümesin diye çaba gösterir. Ortamı yatıştırma görevini üstlenir.
Yurtdışında tahsil yapma başarısı aileyi sevindirir. Oxford üniversitesinde karşılaştığı Şirin’in ailesi başörtü sorunu ve diğer baskıcı rejimden dolayı İran’dan ayrılmış. Portekiz, İsviçre ve İngiltere’de yaşıyor.
Diğer öğrenci Mona Mısır’dan Amerika’ya göç etmiş, oradan Oxford üniversitesine gelmiş. Dinine düşkün, başörtü takar, İslâm dinine ait kurallara göre yaşamaya çalışır.
Dini inanç yönünden kararsız Peri, ateist olan isyankâr Şirin ve dinine düşkün Mona’nın aynı evde oturma düşüncesini Profesör Azur’un teşvikiyle uygularlar. Şirin ve Mona arasındaki fark, Peri’nin tıpkı ailesinde olduğu gibi iman tartışması kavgaya dönebilir.
Üç kız öğrencinin katıldığı seminer Allah, Gott üzerinedir. Profesör Azur öğrencilerini denek olarak kullanır, kendine aşırı güveni vardır. Kitaplar yazar, kararsızlar için tehlikelidir.
Peri üniversiteyi bitirebilecek mi sorusuna cevap yazarsam, kitabı okuma arzusu olanların merakını gidermiş olurum.
Türkiye’de yurtdışında okumak isteyen çok genç olduğunu, okuyor ve duyuyoruz. Bu nedenle hazırlanmak isteyenler bu romanı mutlaka okumalıdır.
Onur Öymen Berlin’de Büyük Elçi iken, bize her biriniz elçisiniz, ona göre davranın demişti. Her Türk vatandaşı Almanya/Avrupa’da Türkiye’de yapılan yanlış olay ve tutumlarda sorumlu tutulur.
Birey zor durumda kalır, bir yandan yanlışı yok sayamaz, diğer yandan ülkesini savunma ister. İki ülkeyi sürekli karşılaştırır.
Türkiye’de yaşayanlar, Yurtdışı Türklerine seçim hakkı verildikten sonra ilgi duymaya başladı. Yurtdışında Türk olmanın iyi, kötü ve zor taraflarını anlamak isteyenlere de bu roman faydalı olur.
Yazarın annesi Sosyal Bilimci, babası diplomat. Ailenin başarısında rolü değeri ölçülemez. Bireyin geleceği, Türkiye’nin geleceğidir. Okur yazar, aydınlar her ülkede yurdunu geleceğe taşır, her yönden geriye götürmez.
Yurtdışında yaşayanlar hem Türkiye hem de yaşadığı ülkede çok yönlü zenginlik kaynağıdır. Önemli olan her iki ülkede söz sahibi, karar verenler bu kaynağın farkına varıp, faydalanmasını bilsinler.
Romanın kapağında Elif Şafak adında Ş harfi Sh olarak (Shafak) yazılmış. Türkçeyi özel yapan ş ç ı ğ harflerini Avrupa’da öğretemezsek, kullanılmazsa Türkçeyi yaşatmak kolay olmayacak, diye düşünüyorum.
2026 yılına başlarken, geçmişte olan unutulmuş sanılan bazı anılar tekrar hafızada canlanır ve bugünkü duygu dünyasını etkisi altına aldığını, göz önünde tutmalı, derim.
Bu romanı bana 55 yıl sonra karşılaştığım bir arkadaşım hediye etti. Kitapla geçmiş yılları tekrar anımsadım.
Hoşça ve okuyarak kalın!
Kaynak olarak kullandığım, okumayı önerdiğim bu kitap:
Elif Shafak, Der Geruch des Paradieses, Kein und Aber AG Verlag, Zürich Berlin, 2026/17
ISBN: 978-3-0368-5970-2