Demokratik bir ülkede yönetime katılım kanalları açık iken, yereller kendileri ile ilgili kararları; özgür iradi katılımlarla oluşturdukları örgütleri eliyle alırlar. Merkezi yapının veya ona bağlı organların yerel ile ilgili karar üretebilmesi için; açık bir biçimde ülke yararının olması gerekir. Bu karar, ülke savunması ile ilgili stratejik bir karar olabilir veya merkezi kararla uygulanacak olan şey, tüm bireylerin refah düzeyine olumlu katkılar sunmalıdır. Bu karar, ülkenin kalkınmasına ivme kazandırmalı ve istihdama katkı sunmalıdır. Böyle bir katkı yok ise; bir kişi veya bir şirketin çıkarı için yerelin hakları ihlal edilemez, doğanın katledilmesine izin verilemez! Kamusallık, ortaklaşmanın, katılımın ve güvencenin oluşturduğu değerler bütünüdür. Ortak düşüncelerle beslenen iradi katılımların, devletin temelini oluşturduğu unutulmamalıdır. Buyurgan bir irade her koşulda katılımcı iradeyi sakatlar! Özgür iradi katılımcı birey, kendi yaşantısını etkileyecek her kararda, doğal katılımcı olarak söz sahibi olmalıdır. Demokrasinin olmazsa olmazıdır katılımcılık. Bireyler sadece ülke yararı olduğu zaman ödün verirler. Toplumun yararı bazı kişiler için yok sayılamaz, görmezden gelinemez!
Katılımcı birey, yalnızca oy veren değil; aynı zamanda yaşadığı çevrenin, doğanın ve kamusal alanın sorumluluğunu üstlenen yurttaştır. Demokratik düzenin canlı kalabilmesi, bireyin pasif bir seyirci değil, aktif bir özne olmasına bağlıdır. Yerel örgütlenmeler, bu öznenin iradesini somutlaştırır: mahalle meclisleri, kooperatifler, çevre direnişleri… Bunlar, demokrasinin damarlarında dolaşan kan gibidir.
Merkezi yapının kararları, ancak kamusal yararı gözettiğinde meşrudur. Aksi halde, bireyin iradesi gasp edilmiş olur. Bir şirketin çıkarı için doğanın yok edilmesi, yalnızca yerelin değil, ülkenin bütününün geleceğini çökertir. Bu nedenle katılımcı birey, yalnızca kendi yaşamını değil, kolektif yaşamı da savunur.
Kamusallık, bireyin yalnızca kendisi için değil, toplum için var olma bilincidir. Ortaklaşma, güvence ve dayanışma olmadan demokrasi yalnızca bir kâğıt üzerinde kalır. Buyurgan irade, katılımcı iradeyi sakatlar; halkın iradesini yok sayan her karar, demokrasinin temeline vurulmuş bir darbedir. Çocuklar ve torunlar için sürdürülen mücadele, yalnızca yerelin değil, ülkenin geleceğini savunmaktadır. Katılımcı birey, bu direnişin öznesidir; haklarını koruyan, doğayı sahiplenen, kamusal yararı savunan kişidir.
Katılımcı birey, demokrasinin nefesidir; nefes kesildiğinde toplum ölür, nefes çoğaldığında özgürlük doğar.
KATILIMCI BİREY VE DEMOKRASİ TEORİSİ
Demokrasi teorisinde birey, yalnızca seçmen değil; aynı zamanda kamusal iradenin kurucu unsurudur. Robert Dahl’ın Polyarchy’de vurguladığı gibi, demokrasinin özü katılım ve çoğulculuktur: bireyler yalnızca oy vererek değil, örgütlenerek, tartışarak ve denetleyerek sistemi canlı tutarlar. Katılımcı birey, bu çoğulculuğun garantisidir.
Giovanni Sartori, demokrasiyi semantik düzeyde incelerken, katılımın yalnızca çoğunluk iradesiyle değil, azınlıkların da sesini duyurabilmesiyle anlam kazandığını söyler. Katılımcı birey, bu dengeyi kuran özne olarak, çoğunluğun buyurganlığını frenler.
Habermas’ın Kamusal Alanın Yapısal Dönüşümü ise katılımcı bireyin kamusal tartışmalardaki rolünü açar: birey, özgür iletişim kanallarıyla kamuoyunu şekillendirir. Buyurgan irade, bu kanalları kapattığında, bireyin katılımı sakatlanır ve demokrasi yalnızca biçimsel bir rejime dönüşür.
Katılımcı birey, demokrasinin üç temel işlevini yerine getirir: Katılımcı birey, meşruiyetin kaynağıdır.
- Meşruiyet üretir: Kararlara katılım, devletin meşruiyetini sağlar.
- Denetim yapar: İktidarın sınırlarını çizer, yanlışlarını açığa çıkarır.
- Ortak yararı savunur: Bireysel çıkarı aşarak kamusal iyiliği gözetir.
Bu nedenle, katılımcı birey demokrasinin olmazsa olmazıdır. Katılımın olmadığı yerde demokrasi yalnızca bir isimden ibaret kalır.
“Katılımcı birey, demokrasinin seyircisi değil; onun sahnesinde özgürlüğü oynayan başrol oyuncusudur.”
|
Düşünür |
Demokrasi Tanımı |
Katılımcı Bireyin Rolü |
Teorik Vurgu |
|
Robert Dahl |
Polyarchy: Demokrasi, katılım ve çoğulculuğun birleşimi |
Birey, yalnızca oy veren değil; örgütlenerek ve denetleyerek sistemi canlı tutar |
Çoğulculuk ve geniş katılım |
|
Giovanni Sartori |
Demokrasi, çoğunluk iradesi ile azınlık haklarının dengesi |
Katılımcı birey, çoğunluğun buyurganlığını frenler, azınlıkların sesini duyurur |
Çoğunluk–azınlık dengesi |
|
Jürgen Habermas |
Kamusal Alan: Özgür iletişim ve tartışma ile kamuoyu oluşur |
Katılımcı birey, kamusal tartışmalarda özne olarak kamuoyunu şekillendirir |
İletişimsel rasyonalite ve kamusal alan |
Analitik Çerçeve
- Dahl, katılımı meşruiyetin kaynağı olarak görür.
- Sartori, katılımı denge unsuru olarak ele alır.
- Habermas ise katılımı iletişimsel özgürlüğün temeli olarak tanımlar.
Bu üç yaklaşım birleştiğinde, katılımcı birey demokrasinin yalnızca işlevsel değil, aynı zamanda ahlaki ve toplumsal temeli haline gelir. Katılım olmadan demokrasi, yalnızca bir prosedürdür; katılımla birlikte ise yaşayan bir organizmaya dönüşür.
“Katılımcı birey, demokrasinin kalbi değilse; demokrasi yalnızca boş bir beden olarak kalır.” Boş beden ayakta duramaz!...