Geçtiğimiz günlerde Davos 2026'da konuşan Elon Musk, tam da alıştığımız tarzıyla çarpıcı bir kehanette bulundu:
“Beş yıl içinde insan zekâsından üstün yapay zekâ donanımlı robotlar üretilecek ve insanların yaptığı her işi onlar yapacak.”
Bir başka deyişle; hazırlanın Akıllı Robotlar geliyor! Ama yalnızca temizlik robotları, hemşire robotlar ya da fabrika işçisi robotlar değil... Mühendis, muhasebeci, doktor, yazar dahası belki de emekli olacak robotlar geliyor!
Bu açıklamaların hemen ardından az gelişmiş ülkelerde yaşananlara şöyle bir bakalım:
Emekli aylıklarına zam yapılmıyor, yaşlı insanlar açlık sınırının da altına itiliyor, sosyal hizmetler daraltılıyor.
Sormazlar mı şimdi; bütün bunlar rastlantı mı yoksa dünyanın en tepesindekiler tarafından verilen bir emir mi bu?
Belli ki çok yakın bir gelecekte Akıllı Robotlar her alanda var olacaklar ama emekçi ya da emekli her ölümlü insan soyu aç kalacak gibi...
Tuhaf, acayip, anlaşılması zor bir döneme giriyoruz. Çünkü insanın yerini alacak zekadan söz ederken, insanı “gereksiz bir yük” gibi görmeye başlayan bir yönetim anlayışı genellikle az gelişmiş ülkelerde giderek yaygınlaşıyor.
Emekli maaşı vermemek, yaşlıları yazgısına terk etmek; yalnızca bir tasarruf politikası değil, belki de bir sosyal ayıklama mühendisliği olabilir diyorum.
İşin gerçeği bu düşünce yapısını; kara mizahın diliyle, bir tür "modern illüminati"ye benzetiyorum.
Bu modern illüminatı tayfası ya da dünyanın en tepesindeki oligarklar; servetle yazılımı, algoritmayla sermayeyi, veriyle iktidarı elinde tutanlar, içlerinden biri çıkıp “5 yıl sonra robotlar sizin işinizi yapacak” içerikli bir açıklama yapınca, diğerleri de “o zaman emeklilere ne gerek var” mı diyor acaba?
Kulağa ne denli de distopik geliyor, değil mi? Ama düşünün bir kez; robotlar üretilecek diye insanlara yatırım yapılmıyor, yaşlılar, geçmişin analog kalıntıları gibi görülüyor ve az gelişmiş ülkeler, bu post-human/insan-ötesi düzene hazırlanmak için insan maliyetlerini düşürme yarışına sokuluyor.
Tüm bunlar planlı mı? Emri kim verdi, bilinmez; ama “oligark zekası” adlı bir olgu varsa eğer, o zeka şu anda insanı değil, yapay olanı besliyor, onu var etmeyi düşlüyor ve düşünüyor.
Bunca gelişme, bunca değişim, bunca yenileşim tamam da ya emeklilerin durumu? Ne acıdır ki toplumsal değişimin ve gelişimin gerçekleşmesi için yıllarca emek veren, çalışan, üreten ve bugün için emekli konumunda olanlar için hiç bir "güncelleme" söz konusu değil. Çünkü yeni dünya düzeninde yaşlı olmak, sistem dışı kalmak gibi algılanıyor; emeklilerden değil, güncelleme alan robotlardan söz ediliyor. Belki de bu nedenle yaşlılara zam yerine sessizlik reva görülüyor, dahası gidecekleri adres olarak mezarlıklar gösteriliyor.
Kim bilir belki de insanı “verimsiz” dolayısıyla gereksiz bulan algoritmalar, karar vericilere şunu fısıldıyor:
“Kapatılacak dosyalar: insan dosyaları.”
Ama biz gerçek insanlar, emekçiler, emekliler; bu dosyaları kapatmayacağız!
Bizler ki düşünen, duyumsayan, duygulanan, direnen insanlar olarak; aklı robotlara, ahlakı algoritmalara devretmeyeceğiz.
Elon Musk’a ve onun vizyonundaki gelecek dünyasına ve de yapay zekaya elbette karşı değiliz ama insansız bir geleceğe de teslim olmayacağımızı Elon Musk ve benzerlerine kesinlikle ama kesinlikle öğretmeliyiz. Çünkü zeka; hiç kuşkusuz yalnızca hesap yapmak değildir, öncelikle vicdanla karar vermek, yürekle direnmek ve adaletle yaşamak da demektir.
Bunu da en iyi robotlar değil, emekli maaşıyla ayakta kalmaya çalışan onurlu insanlar bilir.