Yaşamları süresince altı kez değişirmiş fillerin dişleri…Ve son kez, bir başka deyişle altıncısından sonra dişsiz kaldıklarında, bir kez daha çıkmazmış dişleri… Dişleri çıkmayınca da beslenemeyen filler; açlıktan ölürmüş.
İnsan bir kez yitirdi mi dişlerini; gelsin protezler, implantlar…
İnsan yaşamda daha uzun süre kalabilmek için akıllı… İnsan yaşam süresini uzatmak için biraz da kurnaz… Türlü, çeşitli araç, gereç üretiyor kendisine yaşam oyununu daha da uzatmak için…
Oysa filler?
Fillerin takma dişleri olsaydı belki de açlıktan ölmezlerdi.
Kadın ağlıyor.
Çünkü yaşlı atı aslanlara yem olacak…
Çünkü yaşlanan atlar, inekler; aslanlara yem oluyorlar.
Kadın gözyaşları içinde; “vazgeçtim, öldürmeyin” diyor, yaşlı atını öldürüp, aslanlara yem edecek olan görevlilere…
Görevlilerden genç bir kadın; “kaygılanma, erteledik ölümünü” diyor. Gözü yaşlı kadın umutlanıyor, rahatlar gibi oluyor. Ama genç kadın sürdürüyor sözlerini:
-Birkaç gün merada dolaşacak, dilediğince otlayacak, stresi gitsin diye serbest bırakacağız ve daha sonra ölümü gerçekleşecek.
At zayıf, dişleri dökülmüş. Bütün gün otlasa da karnını doyuramıyor ve tel kafeslerin ardındaki aslanlar atı otlarken gördükçe; saldırmak için tellere koşuyor, merada otlamakta olan yemeği bir an önce yemek istiyorlar.
Sonra genç bir görevli erkek geliyor.
Başından beynine doğru saplanacak keskin bir darbeyle atın yaşamı son bulacak.
Gözü yaşlı kadın; “ne olur acısız olsun, uzun sürmesin” diye yalvarıyor.
Atın cansız bedeni parçalanıyor. Parçalar sabırsızca bekleyen aslanların önüne atılıyor. Aslanlar yemeklerini yedikten sonra; kafesin tellerine yaklaşıyorlar. Genç kadın onları okşuyor; aslanlar sakinler bir kedi gibi…
İki ya da üç günde bir yaşlı bir atı ya da yaşlı bir ineği yiyen aslanlar; bu görevliler için çok mu değerli?
Evet; çok değerli. Çünkü onlar çok para ediyorlar. İyi bakılıp, besleniyorlar; üremeleri, çoğalmaları sağlanıyor. Özenle, ihtimamla…
Sonra… Sonra ne oluyor? Neden bu bakım, neden bu özen, neden bu ihtimam?
Okla avlanmak için…
Beslensin diye uğruna nice yaşlı atların, ineklerin feda edildiği aslanlar; belli bir iriliğe geldiklerinde av oluyorlar, çünkü av olmak için besleniyorlar. Avlanma parasını ödeyen okla avlanmaya meraklı birilerinin zalimce zevkleri için onlar da okla can veriyorlar.
Kendine protez dişler yapan, çenesine çelikten dişler eken insan; dişsiz olan başka türlere hiç acımıyor, onların yaşamda daha uzun süre kalmaları için hiç çaba göstermiyor. Ama onların dişsizlik nedeniyle yürüdüğü ölümüne yolculuktan bile çıkar sağlamaktan da geri kalmıyor.
Bu dünyada yaşayan türler içinde en vahşi olan hangisidir diye bir araştırsan, acaba bulabilir misin onun kim olduğunu sen ey insan?
Üstelik bu acımasızca eylemlerini gizli, saklı yapmak bir yana, teşhirden de sakınmıyor insan; televizyonda National Geographic Wild belgeselleriyle sunuyor bu vahşeti merakla izleyen gözlerimize…
Hayvan hakları diyerek sokaklara dökülen “iyi” maskeli insan da; görmüyor bu acımasızlıkları, hiç sormuyor bir kez bile nedendir bu vahşetin gereği?