Özlemin yüreğinin közünde harlanırken, Ağlamalarına iki göz yetmez indedir! Saplanır kanayan bir ok acısı böğrüne. Yürek sızısıdır avuçlarındaki elin boşluğu!
Tutunduğun aksak yürüyüşlü yalnızlıklar, Ağlatırken bulut çözülmeleri toprağı; Solan renklere söner kokular, dökülen yapraklarla. Ayıklayamazsın ki gözyaşlarından acıyı, Tükenişlerle çoğalan hüzünler tortusu bizde kalan!
Ama bir kıvılcım saklanır karanlığın içinde, Bir çiçek inadına açar taşın çatlağında. Küllerinden doğar yeniden direnen umut, Ve bizde kalan, yarınları kuracak ellerin birleşmesidir.
I. Yalnızlığın Çığlığı
Gölgeler uzar, deniz susar, Yalnızlık yürür aksak adımlarla. Bir boşluk, bir sızı, bir bekleyiş… Ve bizde kalan: yalnızlığın içinden doğan dirençtir.
II. Doğanın Döngüsü
Bulut çözülür, yağmur iner toprağa, Yaprak dökülür, renkler solar. Ama taşın çatlağında bir çiçek açar, Ve bizde kalan: çözülmeden doğan yeniden başlama iradesidir.
III. Toplumsal Çağrı
Küllerinden doğar umut, Bir kıvılcım saklanır karanlığın içinde. Birleşen sesler, yükselen eller… Ve bizde kalan: geceyi yaran sabahın ilk ışığıdır.
IV. BENDE KALAN
Özlemin közünde harlanırken, Ağlamalarına iki göz yetmez indedir. Kanayan ok acısı böğründe, Avuçlarında boşluğun sızısı… Ama bir kıvılcım saklanır karanlığın içinde, Bir çiçek inadına açar taşın çatlağında. Ve bizde kalan: yarınları kuracak ellerin birleşmesidir.
Sahilde akşam, yalnızlığın tortusundan doğan yarınların ortak ışığıdır. Sönmeyen umutlar sevinçle geleceğe ışıldar…