Yok olmanın eşiğinde göverir çığlıklar, duyarsız kulaklar sağırdır muhtaçlara. İnsanlar yarattığından medet umarken, akıl susar, vicdan yiter karanlıklara.
Çökertilen kurumlarda mayalanır yozluk, ulusal olanaklar satılır yobazlığa. Ayıplı, kusurlu, özürlü bir hal içinde nereye kadar sürüklenir bu çağın ağı?
Açmazın ortasında yorgun yaşam, zaman tuz basar kanayan yaraya. Terk edilmiş bizler çemberin köşelerinde, umuda tutunur çaresiz kuşların kanadına.
Kanatlarında harlanır yangınlar, sevdalardan kurulur gönül sarayları. Maviye kaçan yeşil merhem olur yaraya, direncin şafağında göverir umut dalları.
Sürgünde bile gülümser karanfiller, her çiçek açımında yaşam yeniden doğar. Sevdalı tohumlar çatlar sevinçle ve umut yükselir, öfkenin içinden doğar!
UMUDUN MANİFESTOSU
Biz, yok olmanın eşiğinde çığlıkları göverenleriz. Duyarsız kulaklara karşı muhtaçların halini haykıranlarız. Akıl sustuğunda, vicdan yitirildiğinde, biz sorularımızla direniriz. Çökertilen kurumların küllerinden, yozlukların karanlığından, bir ışık arayanlarız.
Biz, yok sayılanların çığlığından doğanlarız. Muhtaçların halini görmezden gelen duyarsızlığa karşı, aklı ve vicdanı yeniden toplumsal iradenin hizmetine çağırıyoruz.
Biz, çökertilen kurumların küllerinden yükselenleriz. Yozlaşmaya, çıkar ağlarına ve ulusal olanakların yobazlığa peşkeş çekilmesine karşı, halkın iradesini savunuyoruz.
Biz, terk edilmiş çemberin köşelerinde tutunmaya çalışanlarız. Çağımızın ayıplı, kusurlu ve özürlü haline karşı, çaresiz kuşların kanatlarında harlanan yangınlarız. Sevdalardan kurduğumuz gönül saraylarında, yaralara maviye kaçan yeşili merhem diye sürenleriz.
Biz, sürgünde bile gülümsemeyi unutmayan karanfilleriz. Her çiçek açımında yaşamı yeniden doğuran, sevdalı tohumların çatlayışında sevinci büyütenleriz. Öfkenin içinden doğan umutla, direncin şafağında göveren bir halkız!...