Özet

11 Temmuz 1995 tarihinde Bosna-Hersek'in doğusundaki Srebrenitsa'da yaşanan katliam, II. Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa kıtasında işlenen en büyük toplu insanlık suçu olarak kabul edilmektedir. Birleşmiş Milletler tarafından "güvenli bölge" ilan edilmiş olmasına rağmen, Bosnalı Sırp kuvvetlerinin kontrolüne geçen şehirde sekiz binden fazla Boşnak erkek ve erkek çocuk sistematik biçimde öldürülmüş, binlerce kadın, çocuk ve yaşlı zorla yerinden edilmiştir. Uluslararası Ceza Mahkemeleri tarafından "soykırım" olarak hükme bağlanan bu olay, yalnızca Bosna-Hersek tarihinin değil, modern uluslararası hukukun da en acı sayfalarından biridir.

Giriş

XX. yüzyılın son çeyreğinde Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti'nin dağılmasıyla birlikte Balkanlar, etnik çatışmaların yoğunlaştığı bir coğrafyaya dönüşmüştür. Bosna-Hersek'in 1992 yılında bağımsızlığını ilan etmesinin ardından başlayan savaş, etnik temizlik politikalarının ve ağır insan hakları ihlallerinin yaşandığı bir sürece dönüşmüştür.
Srebrenitsa, bu savaşın en dramatik ve en trajik sembolü hâline gelmiştir.


Yugoslavya'nın Dağılması ve Bosna Savaşı

1980 yılında Yugoslavya Devlet Başkanı Josip Broz Tito'nun ölümünün ardından federasyon içerisindeki milliyetçi hareketler güç kazanmaya başlamıştır. Slovenya ve Hırvatistan'ın bağımsızlıklarını ilan etmeleri süreci hızlandırmış, Bosna-Hersek de 1 Mart 1992 tarihinde yapılan referandumun ardından bağımsızlığını ilan etmiştir.¹
Bosna-Hersek'in bağımsızlığı özellikle Bosnalı Sırp siyasi ve askerî liderliği tarafından reddedilmiş, kısa süre içerisinde geniş çaplı saldırılar başlamıştır.

Srebrenitsa'nın Güvenli Bölge İlanı

1993 yılında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 819 sayılı kararı ile Srebrenitsa "Güvenli Bölge" ilan edilmiştir.²
Hollanda Barış Gücü (Dutchbat) bölgede görevlendirilmiş olmasına rağmen, askerî kapasitesinin yetersizliği nedeniyle sivillerin korunmasında etkili olamamıştır.
Bu süreçte on binlerce Boşnak sivil, Srebrenitsa'ya sığınmıştır.


11 Temmuz 1995: Soykırımın Başlangıcı

11 Temmuz 1995 tarihinde Bosnalı Sırp Ordusu Komutanı Ratko Mladić komutasındaki birlikler Srebrenitsa'ya girmiştir.
Birleşmiş Milletler güçleri herhangi bir askerî müdahalede bulunamamış, şehir kısa sürede Bosnalı Sırp birliklerinin kontrolüne geçmiştir.
Şehrin düşmesinin ardından kadınlar ve çocuklar otobüslerle bölgeden çıkarılırken, erkekler ve 12 yaşından büyük erkek çocukları sistematik olarak ailelerinden ayrılmıştır.


Toplu İnfazlar

11-19 Temmuz 1995 tarihleri arasında yaklaşık 8.372 Boşnak erkek ve erkek çocuğu çeşitli bölgelerde topluca infaz edilmiştir.³
İnfazların gerçekleştirildiği başlıca bölgeler şunlardır:

1.Kravica Deposu
2.Branjevo Çiftliği
3.Orahovac
4.Petkovci Barajı
5.Kozluk
6.Pilica Kültür Merkezi

Cesetler daha sonra suç delillerini gizlemek amacıyla toplu mezarlardan çıkarılarak farklı bölgelere taşınmıştır.

Uluslararası Toplumun Yetersizliği

Srebrenitsa faciası, uluslararası toplumun en ağır başarısızlıklarından biri olarak değerlendirilmektedir.
Birleşmiş Milletler'in güvenli bölge ilanına rağmen etkin askerî koruma sağlanamamış, NATO müdahalesi ise katliam başladıktan sonra sınırlı düzeyde gerçekleşmiştir.
Daha sonra hazırlanan Birleşmiş Milletler raporlarında kurumun ciddi hatalar yaptığı kabul edilmiştir.⁴

Uluslararası Hukuk Açısından Soykırım Kararı

Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Uluslararası Adalet Divanı tarafından verilen kararlarla Srebrenitsa'da yaşananlar hukuken soykırım olarak tanımlanmıştır.
Ratko Mladić ile Radovan Karadžić müebbet hapis cezalarına çarptırılmıştır.
Bu kararlar uluslararası ceza hukukunda emsal niteliği taşımaktadır.

Kurbanların Kimlik Tespiti

Katliamdan sonra yıllarca toplu mezarlar açılmış, DNA analizleri sayesinde binlerce kurbanın kimliği tespit edilmiştir.
Her yıl 11 Temmuz'da kimliği belirlenen kurbanlar Srebrenitsa-Potočari Anıt Mezarlığı'nda düzenlenen törenlerle defnedilmektedir.

Uluslararası Anma Günü

2024 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 11 Temmuz'u "Srebrenitsa Soykırımı Uluslararası Düşünme ve Anma Günü" ilan etmiştir. Bu karar, kurbanların hatırasını yaşatmayı ve soykırım inkârıyla mücadeleyi teşvik etmeyi amaçlamaktadır.


Sonuç

Srebrenitsa Soykırımı, yalnızca Bosna-Hersek halkının değil, bütün insanlığın ortak vicdanında derin izler bırakan bir felakettir. Birleşmiş Milletler tarafından güvenli ilan edilen bir bölgede, uluslararası toplumun gözü önünde binlerce sivilin sistematik biçimde öldürülmesi; uluslararası koruma mekanizmalarının yetersizliğini ve insan haklarının korunmasının yalnızca hukuki metinlerle değil, kararlı uygulamalarla mümkün olabileceğini göstermiştir.
Srebrenitsa'nın hatırlanması; intikam duygusunu değil, adaletin, insan onurunun ve benzer trajedilerin bir daha yaşanmaması için ortak sorumluluğun önemini vurgular. Tarihin bu acı sayfasını doğru biçimde anlamak ve gelecek nesillere aktarmak, insanlığın ortak hafızasını korumanın temel şartlarından biridir.

Dipnotlar

1. Noel Malcolm, Bosnia: A Short History, Macmillan, London, 1996.
2 Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Karar 819 (16 Nisan 1993).
3. ICTY, Prosecutor v. Ratko Mladić ve Prosecutor v. Radovan Karadžić kararları.
4. Birleşmiş Milletler, Report of the Secretary-General Pursuant to General Assembly Resolution 53/35: The Fall of Srebrenica, 1999.

Kaynakça

1. Malcolm, Noel. Bosnia: A Short History. London: Macmillan, 1996.
2. ICTY. Prosecutor v. Ratko Mladić.
3. ICTY. Prosecutor v. Radovan Karadžić.
4. United Nations. The Fall of Srebrenica, 1999.
5. United Nations Security Council Resolution 819 (1993).
6. The Death of Yugoslavia.
7. Postcards from the Grave.
Mavi Didim’in değerli okuyucuları, tarih sadece geçmişin aynası değil, geleceğin pusulasıdır. Bizler de bu pusulayı iyi okumalı, tarihimize, ecdadımıza ve onların bize bıraktığı onurlu mirasa sahip çıkmalıyız.
Bir sonraki yazımızda buluşmak dileğiyle...
Ne mutlu Türk’üm diyene! Sonsuz Sevgi ve Saygılarımla