Bir yapıda artı değerden oluşan birikimler, egemenlerin kontrol sınırları dışında yığışırsa; egemenler mutlaka ve bir biçimde, o birikimleri kendi varlıklarına katmanın bir yolunu ve yöntemini bulur. Bu konudaki çözümler genellikle krizlerle sonuçlanır. Geçmişte yaşadığımız banker krizi bunun tipik örneklerinden biridir.
Piyasa labirentlerinde çözüm üretilemez ise, devlet organizasyonları devreye girebilir. Devlet çalışanlarını yasal tasarrufa zorlar ve birikimleri sermayenin hizmetine sunar. MEYAK ve tasarruf bonosu tipik örneklerdendir. Sözün özü şu; birikimler her koşulda egemenlerin iştahını kabartır ki, özellikle kefen parası iştah kabartanlar arasındadır(!) Sınıf temelli soygun bir sonuçtur, soğurma ise; sistemin kurguladığı bir tezgahtır!...
Otoriter bir yönetim demokrasiye yöneldiğinde kendisini yok etmeye başlar(!)...
Otoriter bir yönetim demokrasiye yöneldiğinde aslında kendi varlık sebebini ortadan kaldırmaya başlar. Çünkü otoriterlik, istikrarı baskı ile kurar; demokrasi ise istikrarı katılım ve hukuk ile inşa eder. Bu iki istikrar biçimi birbirine zıttır.
İstikrar – Yatırım – Demokrasi Üçgeni
- İstikrar: Otoriter rejimlerde istikrar, sessizlikten ve korkudan doğar. Demokrasi ise istikrarı çoğulluğun uyumundan üretir.
- Yatırım: Sermaye, uzun vadeli güven arar. Otoriter rejim kısa vadede cazip görünse de, keyfi kararlar ve hukuksuzluk yatırımcıyı kaçırır. Demokrasi ise öngörülebilir hukuk düzeniyle yatırımı besler.
- Demokrasi: Otoriter rejim demokrasiye yöneldiğinde, kendi baskı araçlarını çözmeye başlar. Bu çözülme, kısa vadede “istikrarsızlık” gibi görünse de uzun vadede gerçek istikrarın ve yatırım güvenliğinin temelidir.
Çelişki Tablosu
|
Unsur |
Otoriter Yönetim |
Demokratik Yönetim |
|
İstikrar |
Baskı ile sessizlik |
Hukuk ve katılım ile uyum |
|
Yatırım |
Kısa vadeli cazibe, uzun vadeli risk |
Uzun vadeli güven ve öngörülebilirlik |
|
Demokrasiye Geçiş |
Kendi varlığını aşındırır |
Kendi varlığını güçlendirir |
“Otoriterlik istikrarı baskıyla kurar, yatırımı korkuyla çeker. Demokrasi ise istikrarı hukukla kurar, yatırımı güvenle besler. Demokrasiye yönelen otoriterlik, kendi gölgesini yok etmeye başlar.”
Otoriter rejimler, haksız ve hukuksuz "soğurma" rejimidir. Varlığını sürdürmesi için sıradanları iliğine kadar sömürür ama bir gün deniz biter. İşte o zaman, kendi eteğinden beslenmeye başlar. Yani, yakınlarını yer!
Otoriter rejimler “soğurma rejimidir, yani sıradan insanın emeğini, umudunu, hatta yaşamını iliğine kadar sömürür. Ama bu sömürünün bir sınırı vardır. Deniz bittiğinde, yani halkın kaynakları tükenince, rejim kendi çevresini yemeye başlar. Bu, otoriterliğin kendi kendini tüketme döngüsüdür.
Otoriterliğin Soğurma Döngüsü
- İlk aşama: Halkın özgürlükleri ve üretkenliği gasp edilir.
- İkinci aşama: Kaynaklar ve zenginlikler merkeze çekilir, sıradanlar yoksullaştırılır.
- Üçüncü aşama: Deniz biter; yani halkın iliği kalmaz.
- Son aşama: Rejim kendi yakınlarını, kendi eteğini yemeye başlar. İçten çürüme başlar.
Çelişkinin Özeti
|
Aşama |
Kaynak |
Sonuç |
|
Başlangıç |
Halkın emeği |
Sessizlik ve korku |
|
Orta |
Varlıkların yağmalanması |
Yoksullaşma ve bağımlılık |
|
Son |
Halkın tükenişi |
“Otoriter rejimler, haksız ve hukuksuz bir soğurma rejimidir.” Bu ifade, otoriterliğin doğasını tam kalbinden yakalıyor. Çünkü bu rejimler, varlıklarını sürdürmek için sıradan insanları iliğine kadar sömürür; ama deniz bittiğinde, yani halkın kaynakları tükenince, kendi eteğinden beslenmeye başlar — yani yakınlarını yer. |
Otoriterliğin Soğurma Döngüsü
- Başlangıç: Halkın emeği, özgürlüğü ve kaynakları sömürülür.
- Orta aşama: Yoksulluk yaygınlaşır, bağımsız kurumlar çökertilir.
- Son aşama: Rejim, kendi çevresini tüketmeye başlar; yakınlarını, destekçilerini, hatta kurucu elitleri bile “yemeye” başlar.
Bu döngü, otoriterliğin kendi kendini yok eden bir sistem olduğunu gösterir. Çünkü baskı ve sömürü sürdürülebilir değildir; deniz biter, kaynak tükenir, rejim kendi içinden çürür.
Bir zincir kuralım:
- “Otoriterlik, halkı iliğine kadar soğurur.”
- “Deniz bittiğinde, kendi eteğini yemeye başlar.”
- “Yakınlarını yiyen rejim, kendi mezarını kazar.”
- “Demokrasi, halkı besler; otoriterlik, halkı yer.”
Manifesto Çağrısı
“Otoriter rejim, halkı sömürerek büyür; ama deniz bittiğinde kendi eteğini yer. Demokrasi ise halkı besleyerek büyür ve geleceği çoğaltarak sürer.”