Eskiden hakaretin bile yerlisi vardı.

Densiz derdin, küstah derdin, çokbilmiş derdin. Çok kızdıysan ukala derdin.

Ayıp ederdin ama hiç değilse kendi dilinde ayıp ederdin.

Şimdi iki sosyal medya İngilizcesi öğrenen, elinde etiket makinesiyle dolaşıyor.

Karen.
Pick me.
Main character.
Fun sponge.

Nedir bunlar?

Yeni çağın hazır hakaretleri.

İnsan tanımaya gerek yok. Ne söylediğini anlamaya da gerek yok. Bir kavram bul, alnına yapıştır, konu kapansın.

Kadın itiraz etti: Karen.

Bir konuda bilgece iki söz söyledi: know it all.

Kendini yok saydırmadı: main character.

Bir de çıkıp “Türkçeyi biraz özenli kullanalım” dedi mi tamam: fun sponge.

Bir başka deyişle keyif kaçırıcı.

Ne güzel.

Meğer dilini düzgün kullanmak da suçlar listesine girmiş, haberimiz yok.

Gerçekte gülünç olan şu: Bunları kullananların bir kısmı İngilizce bilmiyor bile; yalnızca İngilizce argoyu biliyor.

Kavram yok. Bağlam yok. Ama söylem pek havalı.

Bir de karşısındakini küçümsedi mi kendini modern sanıyor.

Modernlik buysa ben biraz eski model kalayım.

Çünkü bunun adı modernlik değil; düşünmeye üşenmek.

Hazır sözleri al, insanın üstüne fırlat.

Karen!

Bitti.

Ne dedi kadın?

Önemli değil.

Niye karşı çıktı?

Kim uğraşacak şimdi onunla?

Etiket hazırken açıklama yapmanın ne gereği var?

Ben buna mizah da diyemiyorum. Mizahın içinde zekâ olur, dil olur, biraz da incelik olur.

Burada ise ithal ambalaj var.

Üstelik insanı küçültmeye çalışırken insan çoğunlukla kendi yetersiz söz dağarcığını sergiliyor.

Tezgâhta üç beş sosyal medya argosu; varı yoğu hepsi bu.

Yabancı dilden kavramlar alınmasın demiyorum elbette. Sonuçta dil dediğin bir çeşit alışveriş ilişkisidir.

Ama kavram alırsın. Bilgi alırsın. Yeni bir düşünme biçimi alırsın.

Hakaret ithal edip buna entelektüellik süsü vermezsin.

Hele Türkçeyi özenli kullananı küçümsemeye hiç kalkışmazsın.

Çünkü Türkçeyi savunmak eğlence düşmanlığı değildir.

Tümceyi savunmaktır. Anlamı savunmaktır.

Bir insanı üç kuruşluk etikete çevirmemeyi savunmaktır.

Sözün varsa söyle. İster Türkçe söyle ister İngilizce.

Ama kendi aklından geçmiş olsun.

Yoksa “Karen”mış, “fun sponge”mış, “main character”mış...

Onların dosyasını da İthal Hakaretler Bakanlığı tutsun.

Ben her koşulda insanlarla Türkçe sözlerle konuşmaya çalışıyorum.

Evet, çok demodeyim, biliyorum.

Ama değişmek de istemiyorum.