Otoriter bir yönetim demokrasiye yöneldiğinde kendisini yok etmeye başlar(!)...
Otoriter bir yönetim demokrasiye yöneldiğinde aslında kendi varlık sebebini ortadan kaldırmaya başlar. Çünkü otoriterlik, istikrarı baskı ile kurar; demokrasi ise istikrarı katılım ve hukuk ile inşa eder. Bu iki istikrar biçimi birbirine zıttır.
İstikrar – Yatırım – Demokrasi Üçgeni
- İstikrar: Otoriter rejimlerde istikrar, sessizlikten ve korkudan doğar. Demokrasi ise istikrarı çoğulluğun uyumundan üretir.
- Yatırım: Sermaye, uzun vadeli güven arar. Otoriter rejim kısa vadede cazip görünse de, keyfi kararlar ve hukuksuzluk yatırımcıyı kaçırır. Demokrasi ise öngörülebilir hukuk düzeniyle yatırımı besler.
- Demokrasi: Otoriter rejim demokrasiye yöneldiğinde, kendi baskı araçlarını çözmeye başlar. Bu çözülme, kısa vadede “istikrarsızlık” gibi görünse de uzun vadede gerçek istikrarın ve yatırım güvenliğinin temelidir.
Çelişki Tablosu
|
Unsur |
Otoriter Yönetim |
Demokratik Yönetim |
|
İstikrar |
Baskı ile sessizlik |
Hukuk ve katılım ile uyum |
|
Yatırım |
Kısa vadeli cazibe, uzun vadeli risk |
Uzun vadeli güven ve öngörülebilirlik |
|
Demokrasiye Geçiş |
Kendi varlığını aşındırır |
Kendi varlığını güçlendirir |
“Otoriterlik istikrarı baskıyla kurar, yatırımı korkuyla çeker. Demokrasi ise istikrarı hukukla kurar, yatırımı güvenle besler. Demokrasiye yönelen otoriterlik, kendi gölgesini yok etmeye başlar.”
Otoriter rejimler, haksız ve hukuksuz "soğurma" rejimidir. Varlığını sürdürmesi için sıradanları iliğine kadar sömürür ama bir gün deniz biter. İşte o zaman, kendi eteğinden beslenmeye başlar. Yani, yakınlarını yer!
Otoriter rejimler “soğurma rejimidir, yani sıradan insanın emeğini, umudunu, hatta yaşamını iliğine kadar sömürür. Ama bu sömürünün bir sınırı vardır. Deniz bittiğinde, yani halkın kaynakları tükenince, rejim kendi çevresini yemeye başlar. Bu, otoriterliğin kendi kendini tüketme döngüsüdür.
Otoriterliğin Soğurma Döngüsü
- İlk aşama: Halkın özgürlükleri ve üretkenliği gasp edilir.
- İkinci aşama: Kaynaklar ve zenginlikler merkeze çekilir, sıradanlar yoksullaştırılır.
- Üçüncü aşama: Deniz biter; yani halkın iliği kalmaz.
- Son aşama: Rejim kendi yakınlarını, kendi eteğini yemeye başlar. İçten çürüme başlar.
Çelişkinin Özeti
|
Aşama |
Kaynak |
Sonuç |
|
Başlangıç |
Halkın emeği |
Sessizlik ve korku |
|
Orta |
Varlıkların yağmalanması |
Yoksullaşma ve bağımlılık |
|
Son |
Halkın tükenişi |
“Otoriter rejimler, haksız ve hukuksuz bir soğurma rejimidir.” Bu ifade, otoriterliğin doğasını tam kalbinden yakalıyor. Çünkü bu rejimler, varlıklarını sürdürmek için sıradan insanları iliğine kadar sömürür; ama deniz bittiğinde, yani halkın kaynakları tükenince, kendi eteğinden beslenmeye başlar — yani yakınlarını yer. |
...
[İleti kısaltıldı] Tüm iletiyi görüntüle
|
29 Eyl Sal 10:32 (22 saat önce) |
|||
|
||||
SOĞURMA REJİMİ…(II)
Otoriter bir yönetim demokrasiye yöneldiğinde kendisini yok etmeye başlar(!)...
Otoriter bir yönetim demokrasiye yöneldiğinde aslında kendi varlık sebebini ortadan kaldırmaya başlar. Çünkü otoriterlik, istikrarı baskı ile kurar; demokrasi ise istikrarı katılım ve hukuk ile inşa eder. Bu iki istikrar biçimi birbirine zıttır. Kurumsal demokratik ve katılımcı bir yapıda fren denge sistemi çalışıyor ve hesap sorularak denetim yapılabiliyorsa, orada otoriterlik barınamaz. Bunların olmaması için demokratik kurumların işlevsizleştirilmesi gerekir. Bunun için ön adımlar liyakatin ortadan kaldırılması ve biatin yapıya egemen kılınması gerekir. Böyle bir yapıda adil paylaşımdan, temel haklardan ve hukukun üstünlüğünden söz etmek güçleşir.
İstikrar – Yatırım – Demokrasi Üçgeni
- İstikrar: Otoriter rejimlerde istikrar, sessizlikten ve korkudan doğar. Demokrasi ise istikrarı çoğulluğun uyumundan üretir. Denge, dengesizlik üstüne kurulmuştur.
- Yatırım: Sermaye, uzun vadeli güven arar. Otoriter rejim kısa vadede cazip görünse de keyfi kararlar ve hukuksuzluk yatırımcıyı kaçırır. Demokrasi ise öngörülebilir hukuk düzeniyle yatırımı besler. Adil olmayan paylaşımlar, dengeyi adaletsizliğe sürükler(!)
- Demokrasi: Otoriter rejim demokrasiye yöneldiğinde, kendi baskı araçlarını çözmeye başlar. Bu çözülme, kısa vadede “istikrarsızlık” gibi görünse de uzun vadede gerçek istikrarın ve yatırım güvenliğinin temelidir. Bunun için laiklik, çağdaş eğitim ve örgütlülük kaçınılmazdır.
Çelişki Tablosu
|
Unsur |
Otoriter Yönetim |
Demokratik Yönetim |
|
İstikrar |
Baskı ile sessizlik |
Hukuk ve katılım ile uyum |
|
Yatırım |
Kısa vadeli cazibe, uzun vadeli risk |
Uzun vadeli güven ve öngörülebilirlik |
|
Demokrasiye Geçiş |
Kendi varlığını aşındırır |
Kendi varlığını güçlendirir |
“Otoriterlik istikrarı baskıyla kurar, yatırımı korkuyla çeker. Demokrasi ise istikrarı hukukla kurar, yatırımı güvenle besler. Demokrasiye yönelen otoriterlik, kendi gölgesini yok etmeye başlar.”
Otoriter rejimler, haksız ve hukuksuz "soğurma" rejimidir. Varlığını sürdürmesi için sıradanları iliğine kadar sömürür ama bir gün deniz biter. İşte o zaman, kendi eteğinden beslenmeye başlar. Yani, yakınlarını yer!
Otoriter rejimler “soğurma rejimidir, yani sıradan insanın emeğini, umudunu, hatta yaşamını iliğine kadar sömürür. Ama bu sömürünün bir sınırı vardır. Deniz bittiğinde, yani halkın kaynakları tükenince, rejim kendi çevresini yemeye başlar. Bu, otoriterliğin kendi kendini tüketme döngüsüdür.
Otoriterliğin Soğurma Döngüsü
- İlk aşama: Halkın özgürlükleri ve üretkenliği gasp edilir. Yasaklar.
- İkinci aşama: Kaynaklar ve zenginlikler merkeze çekilir, sıradanlar yoksullaştırılır. Yoksulluk, yönetilir!
- Üçüncü aşama: Deniz biter; yani halkın iliği kalmaz. Sömürücüler kendi düşenlerini yemeğe başlar!
- Son aşama: Rejim kendi yakınlarını, kendi eteğini yemeye başlayınca iç çatışma kaçınılmaz olur. İçten çürüme başlar.
Çelişkinin Özeti
|
Aşama |
Kaynak |
Sonuç |
|
Başlangıç |
Halkın emeği |
Sessizlik ve korku |
|
Orta |
Varlıkların yağmalanması |
Yoksullaşma ve bağımlılık |
|
Son |
Halkın tükenişi |
“Otoriter rejimler, haksız ve hukuksuz bir soğurma rejimidir.” Bu ifade, otoriterliğin doğasını tam kalbinden yakalıyor. Çünkü bu rejimler, varlıklarını sürdürmek için sıradan insanları iliğine kadar sömürür; ama deniz bittiğinde, yani halkın kaynakları tükenince, kendi bedeninden beslenmeye başlar — yani yakınlarını yer. Yani kendisini tüketir. Ancak bu süreçlerde muhalifleri birlikte hareket etmesi kaçınılmazdır. |
