Felsefi Çerçeve;

Rousseau: Milli irade → genel irade, halkın ortak çıkarı.

Gramsci: Toplumsal rıza → hegemonya, iktidarın kültürel ve ideolojik üstünlüğü.

Foucault: Erk → sadece baskı değil, aynı zamanda üretim; rıza üretimi erk’in görünmez ağlarıdır.

Arendt: Erk → kolektif eylem kapasitesi; milli irade bu kapasiteyi gösterirken, rıza üretimi onu sınırlar.

Halkın Dalgalı İradesi ve Erk:

Değişimden doğan süreklilik: Halkın iradesi dalgalıdır; bazen yükselir, bazen çekilir. Ama bu dalgalanma, erk’in canlılığını ve meşruiyetini sürekli yeniden üretir.

Özgürlükle bağ: Dalgalı irade, bireylerin değişen koşullara verdiği özgür yanıtların toplamıdır. Bu yanıtlar, erk’i sürekli sınar ve dönüştürür.

Felsefi yankı: Herakleitos’un “aynı nehirde iki kez yıkanılmaz” sözü burada yeniden anlam kazanır; milli irade, sürekli değişim içinde var olandır.

İktidarın Rıza Üretimi ve Değişim:

Sabitlik yanılsaması: İktidar, rıza üretimiyle değişimi kontrol altına almak ister. Ama bu, sürekli yeniden üretim gerektirir.

Hegemonya döngüsü: Rıza, değişimin dalgalarını bastırmaya çalışır; fakat dalgalar bastırıldıkça yeni biçimlerde geri döner.

Felsefi yankı: Burada erk, Spinoza’nın “conatus” kavramına yaklaşır: varlığını sürdürme çabası, sürekli yeniden kurulan rıza ile işler.

Halkın dalgalı iradesi değişimin değişmezliğini temsil eder.

İktidarın rıza üretimi ise bu değişimi sabitlemeye çalışır, ama aslında onunla birlikte sürüklenir.

Erk, bu iki akış arasında var olur: bir yanda özgür iradenin dalgaları, diğer yanda hegemonik düzenin sesi. Erk’in sürekliliğini sağlayan şey, halkın dalgalı iradesi midir yoksa iktidarın rıza üretme çabasıyla kurduğu hegemonya mı? Milli İrade: Tabandan Yükselen Erk:

Kaynak: Halkın bireysel tercihleri ve özgür iradeleri.

Yönelim: Aşağıdan yukarıya doğru yükselir; halkın nefesiyle erk’e meşruiyet kazandırır.

Dinamik: Dalgalı, değişken, ama canlıdır. Değişimin değişmezliği burada kendini gösterir.

Felsefi yankı: Rousseau’nun “genel irade”si — halkın ortak çıkarının doğal kesişiminden doğan güç. Toplumsal Rıza: Tepeden Dikte Edilen Erk:

Kaynak: İktidarın politikaları ve hegemonik aygıtları.

Yönelim: Yukarıdan aşağıya doğru dikte edilir; halkın onayını üretmeye çalışır.

Dinamik: Sürekli yeniden kurulur; iktidar, rızayı kaybetmemek için ideolojik araçları devreye sokar.

Felsefi yankı: Gramsci’nin “hegemonya”sı — iktidarın kültürel ve ideolojik üstünlüğüyle kurulan düzen.

Erk’in İki Yüzü:

Milli irade → tabandan yükselen, özgürlükten doğan erk.

Toplumsal rıza → tepeden dikte edilen, tahakkümden çoğalan erk.

İkisi arasındaki gerilim, erk’in hem özgürleştirici hem de denetleyici doğasını açığa çıkarır.

Rıza üretimi kamu yararına değilse darbedir. Milli irade tabandan yükselen sivil oluşumdur.

Rıza Üretimi ve Sıradan, Sessiz Darbe…

Meşruiyet ölçütü: Eğer rıza üretimi kamu yararına değilse, iktidarın kendi çıkarına dönük bir manipülasyon olur.

Darbe niteliği: Bu durumda rıza, halkın özgür iradesini bastırır; iktidar, halkın iradesini gasp ederek kendi düzenini dayatır.

Felsefi yankı: Burada rıza üretimi, Gramsci’nin hegemonya kavramından saparak, doğrudan tahakküm ve zorun alanına kayar.

Milli İrade ve Sivil Oluşum:

Tabandan yükselir: Halkın bireysel tercihleri ve ortak istemleri birleşerek milli iradeyi doğurur.

Sivil niteliği: Bu irade, askeri ya da zor aygıtlarıyla değil, halkın özgür katılımıyla oluşur.

Felsefi yankı: Rousseau’nun “genel irade”si burada yeniden canlanır; halkın ortak çıkarı, sivil bir zeminde belirir.

Milli irade → tabandan yükselen, sivil ve özgürlük temelli erk.

Rıza üretimi (kamu yararına değilse) → tepeden dayatılan, darbe niteliği taşıyan erk.

Bu ayrım, erk’in meşruiyetini belirleyen en kritik ölçütü gösterir: “kamu yararı.”

Erk’in meşruiyetini belirleyen tek ölçüt kamu yararı mıdır, yoksa özgür iradenin kendisi de başlı başına bir ölçüt sayılmalı mı?

Kamu yararı son belirlemede özgür iradi tercihler yığışımıdır. “Kamu yararını, son kertede özgür iradi tercihler yığışımı olarak görmek, aslında milli irade ile toplumsal rıza arasındaki ayrımı felsefi düzlemde netleştiriyor.

Kamu yararı: Tek başına iktidarın belirlediği bir “üst çıkar” değil; bireylerin özgür iradi tercihlerinin kesişiminden doğan ortaklık.

Yığışım mantığı: Bireysel istemler, tek tek parçalıdır; ama bir araya geldiklerinde kamu yararını oluştururlar.

Felsefi yankı: Rousseau’nun “genel irade” kavramı burada yeniden canlanır — kamu yararı, halkın özgür iradesinin toplamıdır.

Milli irade, tabandan yükselen sivil oluşum olarak, kamu yararının en sahici ifadesidir.

Dalgalı ve değişken olsa da dalgalanma kamu yararının canlılığını ve sürekliliğini sağlar.

Kamu yararı burada özgürlükle değişim arasında kurulan bir dengeye dayanır.

Rıza üretimi kamu yararına dayanmadığında, halkın iradesini gasp eden bir darbe niteliği taşıyabilir.

Kamu yararı, iktidarın dikte ettiği değil, halkın özgür iradi tercihlerinden doğan bir zemindir.

Bu nedenle rıza üretimi, kamu yararıyla uyumlu olduğunda meşru; aksi halde tahakkümcü, çatışmaların ve sorunların başlangıcı olur.