Ki bu bağlamda önerilen de Tohumu Yeşerten Belediyecilik uygulamasıdır.
Dünlerde belediyecilik denince akla asfalt, kaldırım, yol gelirdi. Günümüzdeyse kent yaşamı kadar kentlinin yediği gıdanın nereden, nasıl ve kim tarafından üretildiği de belediyelerin sorumluluğu içinde sayılmaktadır. Çünkü günümüz yaşam koşullarında; açlık, adaletsizlik ve ekolojik yıkım aynı sofrada buluşuyor çok iyi bilindiği gibi... İşte bu nedenle halka özveriyle hizmet sunan yerel yönetimlerde; tarımsal üretime yalnızca “kırsala yapılan yardım” gözüyle değil, kentsel geleceğin sigortası olarak bakılıyor. Bu bağlamda agroekoloji ilkelerine odaklanan kentsel planlama, strateji ve katılımcı modeller; yaşamsal olarak önemli bulunduğu için uygulamaya konuluyor.
Gençler için; permakültürden gıda girişimciliğine uzanan bir yaşam seçeneği...
Kentliler için; süpermarkette değil, mahallesinde gıda üretebilme yetkisi ve bilgisi
Sonuç olarak agroekoloji; yalnızca tarımsal değil, aynı anda demokratik ve etik bir uygarlık modeli öneriyor ve bu modelin altyapısı, yerel düzeyde oluşturuluyor. Dolayısıyla agroekoloji; yerel demokrasiyi besleyen, yurttaşı yalnızca oy kullanan değil, toprağa dokunan bir kentdaşa dönüştüren bir uygulama olarak değerlendirilmiş oluyor.