Bugün benim yaş günüm. Bir dörtlükle giriş yapmak istiyorum: Sana, yüreğimde eylem yapma hakkı tanıyorum;
İstersen eğer, güz günü bile çiçek açabilirsin!
Hatta bana mevsimsiz baharlar yaşatabilirsin.
Dahası, yüreğimin orta yerinde ateş bile yakabilirsin! Yaş almak, umutla çoğalmaktır! Sonunda olan oldu, yaş geldi sekseni buldu… Değişen ne olacak, neler değişmeyecek acep? Yaşamak yorulmadan, her mevsim kış olmadan; Anımsayacak mı gelecek kendisinin yarın olduğunu? Yaş seksen, umut gençtir.
Bakışlarının yangınlarında kül olan umutlarımdır. Geçer mevsimler, hayatımızın kolları bağlıyken… Yol alınmaz korku ön aldığında, topal kalan akılla! Bir görüşürüz noktası vardır ayrılıkla başlayan… Ayrılık başlar, direniş sürer.
Kanayan bir nehir akar yüreğimden geleceğe! Kaybolurum yokluğunun içimdeki uçurumunda… Sonsuz bir düşüş içindeyken kör kuyulara… Zoruma gider varlığında yokluğunla yaşamak! Yokluk yıkar, direnç kurar.
Öyle bakma bana, içime demir atıyorsun… Kollarında kelepçe açan bir kuşaktandı 68’liler! Sönen yıldızların alevlerine düşen şafak ışıldar. Gün batımında sararır bakışları doğanın. Geçmiş gülümser, gelecek özgürlük.
Ayrılık rüzgarına bir yürek yaprak döker; Yaparsa kendini bitirir, yapmazsa biter açmazında. Zaman toprak çekimiyle tutsak aldığında insanı… Düşsün yakamızdan dibimizdeki ölümün eli! Ölüm yakınsa, umut daha yakındır.
Yer yer ışıdı karanlığın aydınlıkta çürüyen teni! Rüzgâr dökmesin yapraklarını, baharlı kalsın yüreğin… Acısı yeşerir her bahar yokluğunun. Sönen güneşin közü düşer yalnızlığın yüreğine! Her bahar, acıdan doğar.
Yeni yaş geçmişin zincirini kıran özgürlükle başlar. Yaş almak çoğalmaktır tükenirken kendini üreterek. Yeni günle uyanır sevdalı kavuşmalar…Bahar geri gelir, tenlerde yapraklar gülümser. Yaş ne olursa olsun, umut yaşlanmaz ki!...
Katılır mevsimin yağmuruna yaprak sağanakları… Yokluğundur varlığınla kurduğun dünyayı yıkan! Ama ben, yeni yaşımda, yeniden doğan bir bahar gibi, Umudu saklarım: yarın, kendini hatırlayacak! Bilirim, yarın kendini hatırlayacak…