NATO, ABD ve AB politikalarını eleştiren Çelik, Türkiye’nin Batı ittifakına bağımlı olmaması gerektiğini belirtti. Çok kutuplu dünyada Asya ülkeleriyle iş birliğinin önemine dikkat çekerek, ulusal egemenliğin ancak bağımsız politikalarla korunabileceğini ifade etti"
Didim Vatan Partisi Basın Açıklaması
BASINA VE KAMUOYUNA;
Türk Milletinin bağımsız ve özgür yaşama iradesini zaferle taçlandırdığı Kurtuluş savaşına ve sonrasında Devrimci atılımlara önderlik eden TBMM’nin kuruluşunun ve Ulusal Egemenlik Bayramımızın 106. Yıl dönümü kutlu olsun.
Ulusal egemenlik bayramını bizlere armağan eden, bağımsız bir ülkede özgür yaşamamızı sağlayabilmek için emperyalizme meydan okuyan Başkomutan M. Kemal Atatürk’ün Devrimci önderliği ve programı bugün de yolumuzu aydınlatıyor.
Kurtuluş savaşının en zorlu koşullarında “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” şiarıyla TBMM’yi oluşturan M. Kemal Atatürk; Millet olma, ulus olma bilincinin tohumlarını atarak Türk Milleti’ne olan güvenini göstermiştir.
Ne yazık ki O’nun ölümünden sonra bize miras bıraktığı Devrimci, Bağımsızlıkçı program giderek terkedilmiş, bağımlı ve teslimiyetçi politikalar uygulanmaya başlanmıştır.
Bunların başında Köy enstitülerinin mimarı Hasan Ali Yücel’in 1946 yılında görevden alınarak yerine köy enstitülerini eleştiren ve kapatmak isteyen R. Şemsettin Sirer’in atanması geliyor. Böylece üretim içerisinde köylüye ulus-yurttaş bilinci ve Vatan sevgisini aşılayan bu okulların tasfiye süreci başlamış ve sonrasında Demokrat Parti iktidarında tamamen kapatılmıştır.
Bir diğeri de M. Kemal Atatürk’ün “Ekonomik bağımsızlık olmadan siyasi bağımsızlık sürdürülemez” diyerek başlattığı kendi öz kaynaklarına dayalı Halkçı-Devletçi üretim ve kalkınma programının terkedilmesidir.
Bugün ne yazık ki iktidarı ve muhalefeti ile siyasi partiler faize dayalı sıcak para ve borçlanma ekonomisini dayatan özelleştirmeci-serbest piyasacı Neo-liberal sistemi savunmaya devam ediyorlar.
12 Eylül 1980’e kadar Türkiye’de Kamu İktisadi Teşebbüsleri ile devlet özel sektörü denetliyor, rekabet ediyor, kısmen de olsa karma-planlı ekonomi modeli uygulanıyordu. 12 Eylül sonrası batının dayattığı özelleştirmeci, serbest piyasacı borçlanmaya dayalı Neo-liberal sistem çarşı-pazarımızı, sanayicimizi, çiftçimizi esnafımızı perişan etti, etmeye devam ediyor.
M. Kemal Atatürk’ten sonra Ulusal Egemenliğimize ve Bağımsızlığımıza büyük zarar veren diğer bir anlayış, batıcılık adına ABD-AB politikalarına teslimiyet ile Nato üyeliği ve hayranlığıdır.
Ülkemizde Nato’nun cürümlerini yazmaya kitaplar yetmez. 12 Mart, 12 Eylül darbelerinde, Uğur Mumcu ve Gaffar Okkan’lardan Eşref Bitlislere kadar birçok Kemalist-yurtsever aydınımızın katledilmesinde ABD-Nato gladyosunun parmağı olduğunu hepimiz çok iyi biliriz. Son olarak 15 Temmuz Fetö darbe girişimi ile vatandaşlarımızı katledenler, TBMM’yi bombalayanlar Nato’nun generalleri değil midir?
Fransa’nın ünlü cumhurbaşkanı De gaulle (Dö gol) “Nato, ABD’nin Nato ülkelerini kontrol aracıdır” diyerek Nato’nun işlevini açıkça ortaya koymuştur. Bugün artık Nato’nun işevini yitirdiği ve beyin ölümünün gerçekleştiği Nato’nun kurucuları tarafından açıkça dile getiriliyor.
AKP hükümeti ABD başkanı Trump’ın Nato’dan ayrılacağını söylemesi ile oluşacak boşluğa talip olduğunu, Türkiye’de Nato’ya bağlı bir kolordu kurarak Avrupa birliğinin güvenliğini sağlama gibi bir görevi üstleneceğini, İstanbul’da Nato üssü kurulacağını dillendiriyor. Türkiye için en büyük kötülük batının çökmekte olan sistemini korumak adına Nato’nun askeri olmaktır. Buna izin verilemez, verilmeyecektir. Bu oyun Türkiye’nin Nato içinde kalmasını sağlamak ve yükselen Asya Medeniyeti ile ittifakını engellemek için tezgahlanmıştır.
Türkiye, AB ülkeleri, ABD ve Nato ittifakının hedefindedir. Yunanistan’dan Girit’e, Güney Kıbrıs’a kadar silah yığınakları ve askeri üslerin namluları Türkiye’ye dönüktür. Bu şer ittifakının İsrail ile birlikte yaptıkları tatbikatların hedefi Türkiye’dir.
Batının çürüyen Neo-Liberal sistemi çocuklarımızı da vuruyor. Batı menşeli ve denetlenmeyen sosyal medya ve dijital oyun platformları gençlerimizi, çocuklarımızı intihara ve öldürmeye meyilli canavara dönüştürüyor.
Çürümüş sistem LGBT propagandası ve korumacılığı ile aile yapısını hedef alarak ahlaki çöküntü ve yozlaşmayı dayatıyor. Epstein dosyası ile açığa çıkan rezillikler bu çürümüş sistemin insanı, insanlığı, insana has tüm değerleri nasıl yok ettiğini gözler önüne seriyor.
LGBT için ayağa kalkan Tek dişi kalmış “Medeniyet” canavarı, ABD ve İsrail’in Gazze’de katlettiği on binlerce çocuk ve kadın için, İran’da okullarında bombalanarak öldürülen kız çocukları için ise kör-sağır ve dilsizdir.
Şimdi Batının Neo-liberal çürüyen sistemi yıkılırken çok kutuplu bir dünyanın müjdesini de veriyor. Yıkılan sistemin yerine Asya Ülkelerinin içinde olduğu Halkçı-Kamucu-Paylaşımcı, insanı ve hakça bölüşümü merkezine alan bir uygarlık yükseliyor. Ne kadar engellenmeye çalışılsa da Türkiye; Rusya, Çin ve İran ittifakı ile yükselen Asya’da ki onurlu yerini alacaktır.
M. Kemal Atatürk’ün Mısır elçiliğinde sabaha karşı gün doğumunu izlerken dediği gibi; “Doğudan şimdi doğacak olan güneşe bakınız! Bugün, günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan, bütün doğu milletlerinin uyanışlarını öyle görüyorum.” Büyük önder Asya’nın sömürgeciliğe ve emperyalizme karşı uyanışını o günlerden müjdelemiştir.
Artık bizler de bu gerçekleri yüksek sesle dile getirme kararlığıyla ayağa kalkmalı ve hep birlikte haykırmalıyız.
Türkiye, ABD-AB-NATO dostluğu ve hayranlığı ile Ulusal egemenliğini koruyamaz.
M. Kemal Atatürk’ün denenmiş sınanmış Halkçı-Devletçi karma planlı ekonomi modeli varken, sıcak paraya, faize, borçlanmaya dayalı serbest piyasa sistemi ile ulusal egemenlik korunamaz.
Üretimimizi kısıtlayan AB ve Gümrük birliği gibi dayatmalarla ulusal egemenlik korunamaz.
Emperyalizmin yedek gücü Tarikat ve cemaatlerle, cumhuriyet düşmanları ile kol kola ulusal egemenlik korunamaz.
Nato içinde yıkılmakta olan bir sistemin koruyuculuğunu üstlenerek ulusal egemenlik savunulamaz.
Emperyalizme karşı mücadele eden komşumuz İran gibi, Filistinli direnişçiler gibi, Türk Milleti’nin Kurtuluş savaşında ki azim ve kararlığı gibi ölümü göze alanlar ulusal egemenliğini ve bağımsızlığını koruyabilirler.
Hiç kimsenin kuşkusu olmasın, Türk Milleti Atlantik zincirlerinden kurtularak, M. Kemal Atatürk’ün 6 oku ve Halkçı-Devletçi-Karma planlı ekonomi programı ile üretim devrimini de gerçekleştirerek Ulusal Egemenliğini ve Bağımsızlığını sonsuza dek koruma kararlığındadır ve bunu başaracaktır. 22,04,2026
Adnan Çelik
Vatan Partisi İlçe Başkanı
HABER : MAVİ DİDİM GAZETESİ