TİKSİNDİRCİ BORÇ ÇAĞRISI:

………………………………………………………………………………………………… “ Ankara Tabip Odası konuya ilişkin yaptığı açıklamada şehir hastanelerinin kara deliğe yol açtığı hatırlatıldı. Açıklamada Sağlık Bakanlığı’nın 2025 yılı bütçe teklifinde 104 milyar 602 milyon 82 bin TL ayrılan şehir hastanelerinin yıl dolmadan 106 milyar 430 milyon 412 bin 570 TL harcama yaptığı hatırlatıldı. Açıklamada şöyle denildi: “Şehir Hastaneleri kamu kaynaklarını sömürmeye devam ederken projeleri üstlenen şirketler usulsüzlüklere ve kural tanımamazlıklara imza atmayı sürdürüyor. Sağlık politikalarının nasıl oluşturulduğu ve sağlığa ayrılan kaynağın nasıl kullanılacağı politik tercihtir. “Milletin cebinden tek kuruş çıkmayacak” diye reklamı yapılan Şehir Hastaneleri sağlık bütçesinin özel sektöre kaynak aktarılmasında kullanılan araçlardan birine dönüşmüş olup, halkın sağlığından önce şirketlerin kârı öncelikli hale gelmiştir. Kamu zararına neden olan Şehir Hastaneleri için yapılan sözleşmeler feshedilmeli, kira ve hizmet bedeli ödemeleri sonlandırılmalıdır. Şehir Hastaneleri ödemeleri “tiksindirici borç” kabul edilerek, şirketlere herhangi bir ödeme yapılmamalı.” ( BİRGÜN- 6/12/2025)

Türkiye’de sağlık politikalarının en tartışmalı başlıklarından biri şehir hastaneleri. Ankara Tabip Odası’nın yaptığı açıklama, bu projelerin kamu bütçesinde yarattığı yükü ve özel şirketlere sağladığı avantajları yeniden gündeme taşıdı. Açıklamada kullanılan “tiksindirici borç” kavramı, yalnızca ekonomik değil aynı zamanda etik bir tartışmayı da beraberinde getiriyor.

Şehir Hastaneleri ve Bütçe Açığı

Sağlık Bakanlığı’nın 2025 yılı bütçesinde şehir hastaneleri için 104,6 milyar TL ayrılmışken, yıl bitmeden harcama 106,4 milyar TL’yi aşmış durumda.

Bu rakamlar, planlamadaki öngörüsüzlüğü ve projelerin maliyetlerinin sürekli artışını gösteriyor.

Tiksindirici Borç Kavramı

Uluslararası hukukta “odious debt” (tiksindirici borç), halkın yararına olmayan, yolsuzluk veya kötü yönetim sonucu ortaya çıkan ve ödenmemesi gerektiği savunulan borçları ifade eder.

Ankara Tabip Odası, şehir hastaneleri için yapılan kira ve hizmet bedeli ödemelerinin bu kategoriye girdiğini ileri sürüyor.

Bu yaklaşım, devletin şirketlere yaptığı ödemelerin meşruiyetini sorguluyor.

Sağlık Politikalarının Siyasal Tercih Boyutu

Sağlık politikaları yalnızca teknik değil, aynı zamanda politik tercihlerle şekillenir.

Kamu kaynaklarının halk sağlığına mı yoksa şirket kârına mı yönlendirileceği, hükümetin önceliklerini ortaya koyar.

Şehir hastaneleri örneğinde, kamu yararı yerine özel sektör çıkarlarının öne çıktığı eleştirisi dikkat çekiyor.

Eleştirilerin Dayanakları

Usulsüzlük ve kural tanımazlık: İhale süreçleri ve sözleşmelerin şeffaf olmaması.

Kamu zararına neden olma: Devletin uzun vadeli kira ve hizmet bedeli ödemeleriyle bütçesinin aşırı yüklenmesi.

Halk sağlığının geri plana itilmesi: Sağlık hizmetlerinin niteliği yerine finansal yükün tartışma konusu olması.

Benzer tartışmalar başka ülkelerde de yaşanıyor. Kamu-özel işbirliği (PPP) modeliyle yapılan sağlık yatırımlarında, maliyetlerin öngörülenin çok üzerine çıkması sık rastlanan bir durum.

Bu nedenle “tiksindirici borç” kavramı, yalnızca Türkiye’ye özgü değil, küresel ölçekte tartışılan bir etik ve ekonomik mesele.

Şehir hastaneleri tartışması, yalnızca sağlık hizmetlerinin organizasyonu değil, aynı zamanda kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığına dair bir demokrasi ve hesap verebilirlik meselesidir. “Tiksindirici borç” çağrısı, halkın vergilerinin şirket kârına dönüşmesine karşı güçlü bir itiraz olarak okunabilir. Bu noktada, sağlık politikalarının yeniden gözden geçirilmesi ve kamu yararını önceleyen modellerin geliştirilmesi kaçınılmaz görünüyor.