Pozitif Elektronlardan Vibe’lara

.

Yıl 2026... Dünlerin genç kızı bugünlerde 72 yaşında... Bu olgunluk çağında aklında aşk yerine yaşamı sorgulayan binlerce soru var. Ama artık Beatles müziği yerine algoritmalarla konuşuyor, transistorlu radyodan müzik dinlemek yerine, youtube'dan istediği müziği seçerek dans ediyor. Üstelik ne kimse ona, ne de o hiç kimseye " senden pozitif elektron aldım" demiyor. Onun yerine “ senden Vibe aldım” diyor.

Bugünün “vibe”ları, bir ortamın ışık şiddetinden bir insanın TikTok enerjisine, dahası bir kahvenin Instagram filtresine kadar her şeyle ilişkilendirilebiliyor. Her şeyin “aurası” var artık. Birinin ruhsallığını, duygu durumunu ölçmek için günümüzde derin bakışlara değil, “vibe’ına bakmak” yetiyor. Görünüş, ses tonu, dahası profil fotoğrafı bile yeterli oluyor. Bir başka deyişle; günümüzde pozitif elektronlarımız karbondan değil, pikselden...

Kuşkusuz her kuşağın bir "şifresi" var. Biz "pozitif elektron"la flört ediyorduk, şimdi torunlarımız ki onlara Z kuşağı deniyor işte onlar birbirleriyle “vibe aldım” diyerek flört ediyorlar. Onlar “enerjini çok sevdim” dediklerinde, bu bizim gençliğimizdeki “gözlerin çok güzel”den daha hızlı ve daha soyut bir yakınlaşma yöntemi artık... Ama temel fark, bu deyimlerin hangi evrende karşılık bulduğu... Bizim elektronlarımız daha çok açık alanlarda, konserlerde, elden ele geçen kitaplarda, yazılan romantik mektuplarda dolaşırdı. Şimdiki vibe’lar ise bulut sunucularda saklanıyor, algoritmalar tarafından sınıflandırılıyor. Çünkü bizler gerçek ortamlarda karşılıklı elektron akışına kapılırken, onlar sanalda vibe fırtınasına, belki de kasırgasına tutuluyorlar.

“vibe almak” bana yabancı değil ama şunu da sorarım:

- Vibe ne zaman bir his olmaktan çıkıp, bir pazarlama stratejisine dönüştü? Çünkü bizim elektron alış verişlerimiz pazara sürülmezdi.