PAYLAŞIM SORUNU.

Eğer bütçe bir toplumun vicdanıysa, bu vicdanın ağırlığı neden hâlâ borç ve faiz ödemelerinde yoğunlaşıyor? Belki de asıl tartışma, kaynakların yaşamı mı yoksa sistemi mi sürdürmeye harcandığıdır. Yapılan işlere bakınca en önemli kriter, kamu yararıdır. Kamu yararının göz ardı edildiği zaman da yararlardan söz edilebilir. Ancak bu yarar kişi veya grup yararı olarak karşımıza çıkabilir. Bu gibi durumlarda söz konusu olan kamu zararıdır. Kalkınma, büyüme ve “uçma” söylemleri havada uçuşuyor.2002 yılında dünyanın on altıncı büyük ekonomisi, bugün yirmi dördüncü sıraya gerilemiştir! Sahi, biz büyüdük mü? Küçük bir azınlık hayal edemeyeceği kadar büyümüş olabilir. Bütçe en önemli gelir dağılımı dengeleyicisidir. Ancak belirleyici olan sistem ve siyasi iradedir…Sitem azınlıktan yana ve çoğunluğa karşı ise; her koşulda çözümsüzlükler ve sorunlar var demektir. Burada çözüm, çoğunluğun iradesi doğrultusunda olmalıdır. Bunu en iyi gösteren tablo, bütçenin ana harcama kalemleridir:

Türkiye Merkezi Yönetim Bütçesi (2015–2025) Ana Harcama Kalemleri

Yıl

Toplam Bütçe (TL)

Eğitim Payı

Sağlık Payı

Savunma & Güvenlik

Sosyal Güvenlik & Yardımlar

Faiz Ödemeleri

2015

~500 milyar

%11

%5

%8

%25

%12

2018

~760 milyar

%10

%6

%9

%28

%11

2020

~1,1 trilyon

%9

%7

%9

%30

%13

2022

~2,0 trilyon

%9

%8

%10

%32

%14

2024

~11 trilyon

%8

%10

%11

%34

%15

2025

~14,7 trilyon

%8

%11

%11

%35

%13

Öne Çıkan Eğilimler:

Eğitim harcamaları: Nüfusumuz artarken (devşirme nüfus), eğitime ayrılan pay azalmaya başlamıştır. Eğitim bütçesinin kendi içindeki dağılımında özel okullar ve İmam Hatip Okulları ön plana çıkmıştır. Yirmi bin köy okulu kapatılmış, taşımalı eğitim sınırlandırılmıştır. Yani eğitimde yoksullar arkasız ve dayanaksız bırakılmıştır. Kimsesizlerin kimsesi olan cumhuriyet, emekçi yığınların kimsesi olmaktan çıkarılmıştır(!)

Sağlık harcamaları: Pandemi sonrası dönemde hızla artarak 2024’te 2,3 trilyon TL’ye ulaştı. Bu hızlı artışta özel hasta hanelerin SGK’dan aldıkları pay, paylaşımın büyük dilimlerini oluşturmuştur. Paran kadar sağlık dönemi başlatılmıştır. Özel hasta haneler SGK’yı arpalık olarak kullanmaya başlamışlardır.

Sosyal güvenlik ve yardımlar: Emekli maaşları ve sosyal destekler bütçenin en büyük kalemi haline geldi. Buna karşın, ulusal gelirden en düşük payı onlar almaktadır(!) Sosyal devlet gereklerinden uzaklaştıkça, artan sorunlar çözümsüzlüğe terk edilmiştir.

Savunma ve güvenlik: Son yıllarda %10–11 civarında pay alarak istikrarlı biçimde yükseldi.

Faiz ödemeleri: Borçlanma politikalarının sonucu olarak bütçede kalıcı ve yüksek bir yük oluşturuyor.

Sosyal güvenlik ve yardımların genişletilmesi, özellikle seçim dönemlerinde halk desteğini artırmaya yönelik bir tercih olarak yorumlanabilir.

Sosyal harcamalarının artışı, jeopolitik riskler ve güvenlik politikalarının önceliğini gösterir. Eğitim payının sabit kalması, uzun vadeli kalkınma vizyonunun geri planda bırakıldığına işaret edebilir.

Sağlık harcamalarının yükselmesi hem halkın beklentilerine yanıt hem de sosyal devlet vurgusunun güçlendirilmesi olarak okunabilir mi?

Bütçe rakamları aslında bir siyasi metindir. Toplumun hangi değerleri öncelediğini, hangi yükleri taşımak zorunda kaldığını gösterir. Sağlığa ayrılan pay yaşam hakkına verilen değeri, faize ayrılan pay sistemin yükünü, sosyal yardımlar ise dayanışmanın somut halini yansıtır. Ulusal gelirin saptanması ve paylaşımın belirlenmesi bütçe ile yapılır, yasal ve kurumsal güvenceler eşliğinde gerçekleştirilir.

Yangın emekçiler ve emekliler cephesinde sürmektedir. Ne yazık ki, bu iki kesimde yangında ilk kurtarılacaklar arasında yer almıyor. Hatta kurtarılacaklar arasında bile yer almıyor(!)…